Murat Özot
Navlun Artışları ve Ekonomide Metastaz Etkisi: Stratejik Regülasyon Şart
Son dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz eksenli jeopolitik riskler gerekçe gösterilerek armatörler tarafından navlunlarda yapılan sert artışlar, deniz taşımacılığında risk yönetiminden ziyade, fırsatçılığa evrilen bir fiyatlama davranışını işaret ediyor. Bugün karşımızda duran tablo, küresel ticaretin ana mekanizmalarının, suni maliyet gerekçeleriyle rehin alınmasıdır.
Armatörlerin kriz anlarını kâr maksimizasyonuna çeviren bu acımasız tutumu, sadece sektörel bir hırs değil; makroekonomik bir sabotaj niteliğindedir.
Maliyet Balonu: 1000/TEU’dan 2000/TEU’ya Giden Yol
Somut bir teknik veriyle bakarsak; operasyonel maliyeti 1000/TEU altında olan bir Uzak Doğu taşımasının, piyasadaki keyfi fiyatlamalarla 2000/TEU üzerine çıkarılması, ekonomik bir silsileyi tetikliyor. Bu artış, sadece bir lojistik faturası değildir. Hammaddesini dışarıdan getiren üreticinin maliyet kalemi şişerken, bu yük hem ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü kırıyor hem de iç pazardaki tüketim mallarının fiyatını doğrudan yukarı çekiyor. Navlundaki her kontrolsüz sıçrama, üretim çarklarını yavaşlatırken tüketici fiyatlarında "metastaz" yaparak enflasyonla mücadeleyi temelinden sarsıyor.
Freight Forwarder Ekosistemi: Finansal İnfazın Eşiğinde
Sektörün operasyonel yükünü sırtlayan freight forwarder’lar için durum artık matematiksel bir varoluş savaşına dönüştü. Forwarder, armatörlerin "parayı peşin yatır, yoksa yer yok" dayatması ile artan maliyeti müşteriye yansıtmakta zorlanan nakit akışı krizi arasında sıkıştı. Navlunların kısa sürede katlanması, forwarder’ların aynı iş hacmini döndürebilmesi için ihtiyaç duyduğu işletme sermayesi ve teminat yükünü de aynı oranda artırdı. Ancak özkaynaklar bu devasa rakamlar karşısında her geçen gün eriyor. Önümüzdeki 3-5 ay, lojistik sektörü için "en çetin kış" olacak. Bu süreç, finansal bağışıklığı düşük birçok forwarder’ın piyasadan silineceği büyük bir tasfiye dönemidir.
Çözüm: Tarafsız Kamu Gücü ve Milli Filo
Bu noktada, armatörlerin insafına bırakılmış bir lojistik sisteminin sürdürülemez olduğu aşikârdır. Çözüm, sadece özel sektörün kâr hırsına dayalı bir yapı değil; piyasayı regüle edecek, kriz anlarında fiyat istikrarını koruyacak "tarafsız ve kamu odaklı" bir milli filo yapısıdır. Devletin bu stratejik alanda denetleyici ve gerektiğinde uygulayıcı bir güç olarak yer alması, dışsal krizlerin iç pazara "navlun enflasyonu" olarak ithal edilmesini engelleyecektir. Milli bir taşıma kapasitesinin, kamu teşebbüsü disipliniyle regüle edilmesi, üretim ve ihracat güvenliğimizin sigortasıdır.
Eğer lojistik kanalları koruyacak ve haksız navlun artışlarını denetleyecek adımlar atılmazsa, ticaretin kan dolaşımı durma noktasına gelebilir. Unutulmamalıdır ki; kalbi durmuş bir ekonomiyi hiçbir para politikası tek başına hayata döndüremez.
Önümüzdeki birkaç ay, kimin sadece gemiyi değil, kasayı, rotayı ve milli menfaatleri de yönetebildiğini gösterecek.
Vesselam





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.