Dr. Kerem Şahinboy

Dr. Kerem Şahinboy

Coğrafya kader midir, fırsat mıdır?

Son yıllarda Türkiye'de üzerinde tartışılan bir konu var; coğrafya kader midir? Yaşanılan ekonomik ve jeo-politik gelişmeler toplumun düşünce yapısını kaderci ve kederci bir şekle soktuğu için kimse coğrafya fırsat mıdır konusu üzerinde durmuyor. Peki coğrafya kader midir, fırsat mıdır?

Bilindiği üzere tedarik zinciri endüstrisi sosyo-ekonomik dalgalanmalara en hızlı tepki veren, bu değişikliklerden en çok etki gören, hatta turnusol kağıdı gibi mevcut durumu diğer sektörlere hemen yansıtan bir yapıdır. Tedarik zinciri endüstrisi şirketleri neredeyse tüm mal ve hizmet üreten endüstrilerle organik ve yoğun bir alışveriş içindedir. Pazardaki en ufak değişiklik bu cephede anında hissedilir. Kimi durumlara sektörün vereceği tepkiler ise proaktif bir şekilde o durum daha oluşmadan önce belirlenmiştir. İşlerin iyi mi kötü mü gittiğini size en iyi tedarik zinciri iş ortağınız ifade edecektir, keza orada tutulan nabız sayısı, diğer tüm endüstrilerden ve pazarlardan daha fazladır. Krizin, durgunluğun, stagflasyonist piyasanın, hareketliliğin, talep yoğun pazarın gelişini nakliyeciniz, gümrükçünüz, lojistik hizmet sağlayıcınız doğru zamanda ve doğru tespitlerle ifade edecektir. Hal böyleyken, coğrafyanın kader mi fırsat mı olduğunu da aynı cenahla yapacağınız münazaralarla değerlendirmekte fayda olduğu açıktır.

Suriye ile savaş öncesi ortak bakanlar kurulu toplantısı yapacak denli sıcak bir işbirliğimiz bulunuyordu. Vizesiz seyahat, sınır komşusu olmanın avantajı ile iki ülkenin savaş öncesi tolam ticaret hacmi 2,5 milyar USD'ye ulaşmıştı. Savaş sonrasında bu rakam 500 milyon USD seviyelerine düştü. İhracat üstünlüğünü elinde tutan Türkiye büyük bir "müşteri" kaybetti. Coğrayfanın kadere konu olacak denli olumsuz şekilde değişiminde bir çok etmenden bahsedilebilir ancak oluşan durumu fırsata çevirmek adına ne yaptık buna bakmalıyız. Lazkiye Limanı, Suriye'nin dünyaya açılan ticari kapılarından en işlevselidir. Maersk, Cma-Cgm, Irisl (Hds Lines) gibi konteyner hatları fırsatı değerlendirerek Suriye'nin konteyner taşımacılığı ihtiyacına yanıt veriyorlar. Özellikle, siyasi iklimlerinin uyumu sebebiyle İran ve Suriye'nin yakınlaşmış olduklarını biliyoruz. Ülkemiz, mevcut konjöktörde Suriye'den edinebileceklerine sırt çevirmiş ve Suriye'nin bize maliyet teşkil eden demografik, güvenlik, ekonomik sorunlarına kucak açmış gibi görünüyor. Kısaca, biz coğrafyanın mukadderatına teslim olmuşken, aynı coğrafyanın fırsat olduğunu gören başkaları kazançlarını artırıyor ve gemilerini yüzdürüyorlar.

Arap Baharı sürecinde de benzer hamleleri, kısmen aceleci kısmen de yetkin kadroların deneyim eksikliğinden Mısır'da yaşadık. Mısır, aynı Suriye gibi, bizim yüzyıllara varan kültürel, tarihi ve ekonomik bağlarımızın olduğu bir coğrafyadır. Mısır'ı 'diğeri veya başkası' gibi düşünmek bile abesle iştigal olur. Yavuz Sultan Selim'in 1517 yılı Ridaniye Zaferi ile Osmanlı toprağı haline getirdiği Mısır'da 400 sene kaldık. Sonrasında da siyasi ve ekonomik bağımız hiç kopmadı, aksine tüm dış etmenlere rağmen gelişerek ilerledi. Mısır'la bir bağımız varsa, işte o tam anlamıyla bir kader bağıdır ancak güncelde orada da elimizdeki fırsatları kısmen kaderin dalgalarına teslim etmiş görünüyoruz. Ülkenin siyasi erkine müdahil olma cüretinin olumsuz sonuçlarını kantarın bir yanına, bu cüretin bize reel anlamda getireceklerini diğer tarafına koyduğumuzda, ülkemiz gelinen gün itibarıyla zarar etmiştir demek yanlış olmaz. Elden kaçan bir müşterinin yeniden kazanılması, yeni müşteri edinmekten her zaman daha maliyetli ve zordur. Siyasetin yol açıcı rol oynaması beklenirken, köstek olucu politikalar hem fırsatları kaçırmamıza hem de eski düzenin şartlarını sağlamaya çalışırken daha çok terlememize sebep oluyor. Günümüzde, Mısır'la yıllık 5 milyar USD'lik ticari hacmimizin ciddiyeti bugün bile ortadadır. Bu rakamı artırmaya dönük iradenin her iki ülkenin reel sektöründe açıkça göründüğünü belirtmek gerekir. Türkiye, Mısır'ın ilk 10 ticari iş ortağı içinde yer alır. Peki, biz geçmişi neredeyse 500 seneye dayanan bu bağı ne denli fırsat olarak görüp yönetebiliyoruz?

Benzer bir dalgalanmayı İsrail'le de yaşadık. İsrail'le aramızdaki bağ aslına bakarsanız Mısır'la olandan çok daha güçlüdür. Nüfusu 102 milyon olan Mısırla 5 milyar USD seviyesinde seyreden ticaretimiz, nüfusu 9 milyon olan İsrail'le de neredeyse aynı miktardadır. Bu duruma kader deyip geçelim mi, yoksa manzarayı fırsat olarak görüp kolları mı sıvayalım? Haifa Limanı'yla İskenderun Limanı arasındaki mesafe yaklaşık 900 mil kadar, neredeyse yanıbaşımız. Bu lojistik avantajıyla Türkiye İsrail için en verimli karasal tedarik zinciri merkezi olma özelliğindedir. İsrail, kamyon filosu olan bir ülke değil, ancak biz bölgenin en güçlü karasal araç envanterine sahip ülkelerinden biriyiz. İsrail'in Türk Cumhuriyetleri'ne yapacağı taşımalarda ise açık ara en avantajlı lojistik partneri biziz. Son on beş senedir, üst perdelerde gerilen siyasi tellerin aksine, toplumların ekonomik ve sosyal münasebetlerinde karşılıklı hoşgörü ve güven tezahür etmektedir. Türk ve İsrailli işinsanları gelir-geçer politik söylemlerin mevcut işbirliklerine ket vurmasına hem izin vermiyor hem de aldırış etmiyor görünüyorlar. Bir başka deyişle, coğrafyanın fırsata en iyi çevrildiği örneklerden birini biz Türk-İsrail ilişkilerinde görüyoruz. Böyle güzel bir ortam varken kadercilikten bahsetmenin ne kazanımı olabilir?

Benzer durumları, Irak, İran, Ermenistan, Rusya, Ukrayna ile aramızdaki kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkiler için de söyleyebiliriz. Türkiye, jeo-politik olarak pazarın en hareketli sokağında, hava parası yüksek, markayı gösteren konumda zengin, rengarenk, çok çeşitli ürünler satan kadim bir dükkan olarak düşünülebilir. Diğer yandan, komşu dükkanlarımızda gürültü patırtı dinmiyor ve oralarda yaşanan olumsuz manzaraların bize yansımaları da kimi zaman güçlükler doğurabiliyor. En güncel problemimiz Ukrayna- Rusya savaşı sebebiyle bir anda değişen ticaret düzenimiz oldu. Ukrayna'ya konteyner ve havayolu sevkiyatları durdu, Rusya'yla ise lojistik akış yoğunluğa dayalı olarak aksayarak sürüyor. Savaşın ne kadar süreceğini kimse bilmiyor ancak başta da belirttiğimiz üzere, Türk tedarik zinciri endüstrisi geçmişten ders almışçasına, dinamik bir şekilde duruma adapte oldu ve transit hizmetleriyle mevcut durumun kendine doğrurabileceği zararları en aza indirme yoluna gitti. Türkiye, uzun bir süre Rusya'nın dünyanın geri kalanıyla arasında yapacağı taşımalarda lojistik bir köprü olacaktır. Büyük konteyner hatlarının Rusya'ya sevkiyatları durdurmasından sonra, bir ay gibi kısa bir sürede beş ufak konteyner hattı sektöre giriş yaptı ve özellikle Ambarlı - Novorossiysk rotasında hem kendi konteynerlerini hem de feeder servisle diğer NVOCC'lerin ekipmanlarını yüzdürmeye başladılar. Belli ki birileri coğrafya kaderdir dememiş, durumu fırsata çevirmeyi başarmış.

Özetleyecek olursak, coğrafya kader olduğu kadar fırsattır da. Görülmesi, keşfedilmesi gereken hazineler olarak addedilecek o fırsatların tümü yine o coğrafyanın, o kaderin bileşenlerinden süzülüp gelir. Aslolan, teslimiyetçi ve varsın olsuncu düşünce yapısının gün geçtikçe yerini krizleri fırsat olarak değerlendiren düşünceye bırakıyor olmasıdır. Bu süreçte, bayrağı taşıyan endüstrinin lojistik, taşımacılık kurumları, işinsanları, girişimcileri olması bizim adımıza ayrı bir gurur ve mutluluk kaynağı... Belli ki artık, geçmişten gelen deneyimlerimiz sayesinde, görece daha çabuk adapte olabilen, çözüm üreten ve riskli manzarının içindeki fırsatları görebilen durumdayız. Evet, komşu dükkanlardaki çalkantılar, itiş-kakış ve hatta yangınlar bizi geçmişte zarar uğrattı, kayıplar yaşadık; belki hâlâ da yaşıyoruz ancak bu deneyimlerin bir ticari "veri havuzunda" toplandığını ve tedarik zinciri şirketlerimizin bu veriler sayesinde daha dinamik, enerjik, kısa sürede tepki veren, pro-aktif örgütler haline geldiklerini gözlemlemekten dolayı da bahtiyarız.

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.