Onur Kurtay
Bursa İhracatındaki Sessiz Kayıp
İhracat konuşulduğunda Bursa’da genellikle hacimler masaya yatırılır.
Yeni pazarlar, artan siparişler, kapasite kullanım oranları…
Oysa sahada, bilançolara doğrudan yazılmayan ama kârlılığı sessizce aşındıran bir konu var. Teslimat pencereleri.
Bugün Bursa gibi üretimi zaman hassasiyetine dayalı bir şehirde, 15–30 dakikalık bir teslimat sapması bile, sadece operasyonel bir aksaklık değil, rekabet gücünü etkileyen stratejik bir kırılma noktasıdır.
Operasyon Detayı mı, Stratejik Taahhüt mü?
Teslimat penceresi çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Bu kavram, yükün tesisten ne zaman çıktığıyla değil, müşterinin yükü hangi zaman aralığında kabul etmeyi taahhüt ettiğinizle ilgilidir.
Avrupa’da teslimat penceresi;
- Operasyon notu değildir. Lojistik tercihi hiç değildir.
Sözleşme maddesidir.
Ve bu pencere ihlal edildiğinde;
- Ceza yazılabilir,
- Öncelik kaybedilir,
- Bir sonraki kontrat sessizce riske girer,
Bazen hiçbir ceza kesilmez.
Ama güven aşınır.
Ve bu, parayla telafi edilemeyen bir kayıptır.
Bursa Firmaları Nerede Yanılıyor?
Sahada, özellikle otomotiv, tekstil ve makine ihracatında aynı üç hatayı sıkça görüyorum;
Satış Refleksiyle Verilen Teslimat Sözleri
Siparişi kaçırmamak adına dar teslimat pencereleri veriliyor.
Ancak bu söz verilirken;
- Yol koşulları,
- Sınır geçişleri,
- Araç bulunabilirliği,
- Sezonsal yoğunluklar,
Çoğu zaman masada olmuyor.
Sonrasında operasyon bir şekilde yetiştirilmeye çalışılıyor.
Avrupa Disiplininin Yanlış Okunması
Avrupa esnektir algısı hâlâ yaygın. Oysa Avrupa esnek değil, öngörülebilirdir.
Esneklik vardır ama;
- Önceden tanımlanmıştır,
- Sınırları bellidir,
- İstisna değil, sistemdir.
Bu fark doğru okunmadığında, Bursa firmaları farkında olmadan kendini zor bir oyunun içine sokuyor.
Ortalama Süreye Odaklanıp Sapmayı Ölçmemek
Birçok firma ortalama transit süre ile çalışır.
Oysa müşteri şunu sorar;
Bu tedarikçi verdiği zamanı ne sıklıkla tutuyor?
Ortalama 48 saatten çok,
48 saatin her sevkiyatta tutup tutmadığı önemlidir.
Avrupa Müşterisi Gerçekte Neye Bakıyor?
Avrupa’daki birçok alıcı için karar kriteri şudur;
- 6 saatlik teslimat penceresiyle %60 başarı mı?
- 24 saatlik pencereyle %98 başarı mı?
Çoğu zaman ikinci tercih edilir.
Bursa’daki birçok firma ise farkında olmadan şunu yapıyor;
Daha dar söz verip, daha pahalıya çalışıyor.
Navlun aynı.
Risk daha yüksek.
Kârlılık daha düşük.
30 Dakika Nasıl Kârı Siler?
Otomotiv yan sanayinde yaşanan bir örnek vermek isterim;
Teslimat 25 dakika gecikti. Ceza uygulanmadı. Fatura kesildi, sevkiyat tamamlandı.
Ancak bir sonraki dönem sözleşmesinde müşteri, yedek tedarikçi maddesini ekledi.
Navlun konuşulmadı.
Ama hacim düştü.
Teslimat pencereleri çoğu zaman faturada görünmez.
Ama bilanço kalemlerine sessizce yansıtılır.
Bursa İçin Gerçekçi ve Uygulanabilir Yaklaşım
Bu konu teoriyle değil, disiplinle çözülür.
Teslimat Penceresini Satış Değil, Operasyon Belirlemeli
Satış hedef koyar.
Ancak teslimat sözü, lojistik gerçeklik üzerinden verilir.
Ortalama Süre Değil, Sapma Oranı Takip Edilmeli
Kaç günde gidiyor? sorusu yerine
Ne sıklıkla sözümüzden sapıyoruz? sorusu sorulmalı.
Dar Teslimat Penceresi Premium Servis Olarak Konumlanmalı
Her müşteri için dar pencere verilmez.
Veriliyorsa bunun bir bedeli, bir karşılığı olmalıdır.
Aksi halde dar pencere avantaj değil, yük olur.
Bursa’nın Avantajı Nerede?
Bursa hızlıdır. Refleksi kuvvetlidir. Kriz anında çözüm üretir.
Şimdi bu refleksi bir adım ileri taşıma zamanı;
Hızı değil, tutarlılığı satma zamanı.
Çünkü günümüz ihracat rekabeti;
Daha hızlı olmakla değil, Daha öngörülebilir olmakla kazanılıyor.
Sonuç olarak; Teslimat penceresi küçük bir detay gibi görünür.
Ama yanlış kurgulandığında;
Kârlılığı, güveni, sürdürülebilirliği aynı anda aşındırır.
Bursa ihracatı büyürken, bu sessiz kaybı görmezden gelme lüksüne sahip değil.
Çünkü lojistikte bazen farkı yaratan şey,
yolun uzunluğu değil;
verdiğiniz sözün dakikasıdır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.