Dr. Kerem Şahinboy

Dr. Kerem Şahinboy

“Aradığınız Deniz Korsanına Ulaşılamıyor! O Artık bir yazılımcı.”

Ülkemizin evlatlarına, gençlerimize uluslararası ticaret ve lojistik konularını öğretmeye çalışıyoruz. Çevreme baktığımda, bu ülküye sahip, sözde değil özde vatansever birçok meslektaşımı görmek kendi adıma büyük mutluluk kaynağı. Tedarik zinciri yönetimi dediğimizde içine üretim, tasarım, müşteri ilişkileri, lojistik hizmetler, optimizasyon, yazılım gibi birçok farklı dal giriyor. Bu bölümden mezun olan gençlerin saygın ve güncel bir meslek dalının üyesi olacaklarını biliyoruz.

Tedarik zinciri endüstrimiz hızla değişiyor. Bu değişimin aritmetik değil, katlanarak hata eksponansiyel olarak meydana çıktığını söylemek mümkün. Dolayısıyla, bugüne değil yarına hatta yarından sonraki günlere öğrenci yetiştirmek zorundayız. Onlar da, eldeki müfredatla yetinmeyip, farklı konuları araştırıp, ileri yöntemleri öğrenmek adına talepkâr olmalılar.

Basit bir öngörüyle, yarın itibarıyla depolarda insanların çalışmayacağını söyleyebiliriz. Kargo uçaklarının pilotsuz uçması için önümüzde hiçbir engel yok; yolcu uçakları için de eğitimli yolculara ihtiyacımız var. Dünya Gümrük Örgütü (WCO) “tek pencere” uygulamalarıyla tüm dünya gümrüklerini şeffaf, dijital ve minimum insan emeğine ihtiyaç duyulacak hale getirmek için çabalıyor. Bu hedefe de çok yaklaştıklarını ifade etmeliyiz. Ülkemizde, kâğıtsız ve tamamen dijital ortamda gümrük beyannamesi oluşturup tescil, muayene, kapama işlemlerini yürütmenize imkan sağlayacak altyapımız var. Dünyanın gerisinde değiliz ancak gümrük müdürlüklerine bırakılan kimi karar ve inisiyatifler sebebiyle henüz kâğıtları terk edemedik. Görünen o ki, teknolojimiz yeterli ancak insan engelini aşamamış durumdayız. Sorun değil, aşılacaktır.

Norveçli denizcilik firması Yara Shipping, insansız ve tamamen elektrikle çalışan konteyner gemisini 2022’den beri yüzdürüyor. Bundan sonrasında insansız (mürettebatsız) gemilerin artışına daha çok şahit olacağız. Özellikle güvenlik açısından, dünya üzerindeki belli başlı noktalarda sıkça gerçekleşen korsanlık olaylarına karşı en güvenilir önlemlerden biri de insansız gemilerin ticarete hızla katılmasıdır.

Korsanlık probleminin cevabının teknolojiden gelmesi insanlık adına önemli, zira korsana onun kullandığı silahla değil, çok daha medeni ve üstün bir silahla yanıt vermiş olacağımızdan bu gelişme insanlığımız adına da bir kazanç olacaktır. Korsan, gemiyi ele geçirmek için matematik öğrenmeli, yazılım dillerine bulaşmalı ve 512 bit hash bloğuyla şifreli iletişimi kırmalı. Hal böyle olacaksa, elde roket atar, Yemen açıklarında gemi peşinde mi koşmayı tercih ederler yoksa, Fiverr.com gibi e-platformlardan proje bazlı yazılım işi alıp mutlu ve huzurlu bir yaşamı mı tercih ederler, karar onların.

Çoğumuzun haberlerde okuduğu gibi, Maersk Hangzhou, 30 Aralık'ta bir saldırı girişimiyle karşılaşmıştı. Neyse ki, güvenlik önlemleri bu girişimi engelledi. Olayın ardından, Maersk ve diğer taşıyıcılar personel ve mürettebatın güvenliği için bölgeden uzaklaşma kararı aldı ve rotalarında değişiklikler yaptı.

Güvenlik nedenleriyle, Maersk ve MSC dahil çoğu taşıyıcı hâlâ İran Körfezi, Yemen açıkları, Somali ve Süveyş bölgelerinden kaçınıyor ve seferlerini Ümit Burnu üzerinden yönlendiriyor.

Bu kalıcı bir çözüm değil. Genel navlun maliyetleri son iki haftada SCFI'ye göre%80'den fazla arttı ve taşıyıcılar daha uzun transit süreleri için ayarlamalar yaptıkça temel navlun ücretleri artmaya devam edebilir. Sürdürülebilir olmadığını herkes kabul etmeli.

Diğer yandan, şu ana kadar etkilenen iki milyon TEU'dan fazla yük, Avrupa'ya 45 milyar dolarlık gecikmeye neden oldu. Uzatılmış transit süreleri, özellikle yılın bu zamanında Çin'de ekipman sıkıntılarına neden olabilir. Ekipman sıkıntıları boş seferleri artıracaktır. Sonuç ne üreten ne de tüketen için olumlu sonuçları işaret ediyor.

Yukarıda, ufak bir kesit olarak sunduğumuz görüntüde coğrafyayı, küresel siyaset, güvenlik, eğitim, ülkelerarası istikrar gibi başlıkları görebilirsiniz. Demek ki, artık uluslararası ticaret, ve lojistik bölümü öğrencilerimizin “ekonomik coğrafya” konusunda da uzmanlaşmaları gerekiyor. Süreçten insanı çıkarıyoruz ancak bu insanları savurup sokağa atmıyoruz. Okullarda farklı alanlarda yeni uzmanlaşma alanları oluşturarak hepsini yakın, orta ve uzak geleceklere hazırlıyoruz. Örneğin, mensubu olduğum eğitim kurumunda çok değerli bir akademisyenimiz ülkemiz için elzem olan “Afet Lojistiği” derslerini sunuyor. Artık, farkındalık sahibi öğrenciler lojistiğin bu alanına eğilerek fayda yaratabilecekler. Birkaç sene öncesine dek bu ders yoktu.

Hong Kong Polytechnic, Cranfield, Cardiff, Stanford Üniversitesi gibi, tedarik zinciri yönetiminde söz sahibi, itibarlı üniversitelerin müfredatlarına baktığımızda değişimi görebiliyoruz. İnsansızlaşan mesleğimizde birçok görevler yok oluyor. Geleceğin lojistikçisinin veri analitiği konusunda uzman olması gerektiğini biliyoruz. Her şirket, hızla genişleyen ve gelişen veri hazinesini yönetebilmek için daha çok yazılımcıya ihtiyaç duyar hale gelecek. Araç dispozisyonları, yük planlaması, liman ve terminal verimlilikleri, dağıtım ağı tasarımı, navlun optimizasyonu insanların üstleneceği görevler olmaktan çıkmış durumda. Gemi tahliyesi, fiyat teklifi, konşimento, fatura ve benzer evrakların üretimi bireyler tarafından yapılmasına gerek duyulmayan diğer iş tipleri arasında. Şirketlerin rakipleriyle verilerini adil bir şeffaflıkta paylaşıp rekabet güçlerini ölçebileceği platformlara bugünden sahibiz. Şoförün, sefer boyunca ayağını gaza ve frene yüzde kaç oranında yanlış (eksik veya fazla) bastığını gerçek zamanlı olarak izleyebiliyoruz. Kabin içindeki görevlinin kalp atışlarını, nabız seviyesini, sürüş takip sisteminden anlık olarak raporlayabiliyoruz. Henüz zihninin içini okuyamıyoruz -ki o da kendisine kalsın.

Kağıtlara basılı taşıma senetleri üretmemize gerek kalmadı. Bu işi blockchain ile çözen firmalara sektörümüzde belirmeye başladı bile. Orijinalliğinden şüphe duyulmayan bu dijital evrakların kullanımının önünde yine gelenekselci insanların karar verici konumda olduğu denizcilik firmaları duruyor. Yüz milyonlarca sayfa konşimento basmak zorunda değiliz. Havadan, hak etmediğimiz “Telex Release” ücretlerini almamıza sebep olacak işlere de, o konşimentoların basılması, zarflanması, kargolanması, ciro takibi, dosyalanıp arşivlenmesiyle ilgili konularla meşgul olmamıza da, personel görevlendirmemize de gerek yok.

Bir diğer örnek, kargo terminallerine sevk edilen tehlikeli madde sınıfındaki yüklerin yüklemeye uygun olup olmadığının kontrolüyle ilgili. Bilindiği üzere, bu yükler için ihracatçı tarafından bir DGD (Dangerous Goods Declaration) düzenlenir ve o yükün taşınma şartlarına uygunluğu elindeki kontrol listesiyle (Check List) evrak ve ambalaj kontrolü yapan görevlilerce karara bağlanırdı. Günümüzde bu kontrollerin insanlar tarafından yapılmasına gerek kalmadı. DGD’leri dijital olarak doldurup, elektronik olarak imzalayabiliyor, şifreleyerek iletebiliyoruz. Kargo terminalindeki 3D tarayıcılar, ambalaj adedi, ambalajlar üzerindeki etiketler ve diğer bilgilerin doğruluğunu -insanlara göre çok daha yüksek bir doğrulukta ve çok daha kısa sürede- test edebiliyor. Artık kargo terminalinde, kolunun altında IATA DGR kitabıyla dolaşan o görevlilere değil, programı yazdıracağımız insanlara ihtiyacımız var. Henüz yapılmadıysa önündeki tek engel teknik imkansızlıklar değil, insandır, bilesiniz.

Görünen o ki, üniversitelerimizin de, sabit müfredatlar yerine dinamik müfredat yapısına geçmeleri gerekiyor. Sözel dersler, sayısal yöntemlerle zenginleştirilmeli. Lojistik bölümlerinin mühendislik vasfı kazanmasına dönük derslerin zaman içinde artışı sağlanmalı. Yöneylem araştırması (Operations Research), istatistik, robotik, yazılım gibi derslerle beraber öğrencilerimize dünyanın değişimini de anlamaları için ekonomik coğrafya ve iktisadi tarih sıkı şekilde öğretilmeli.

Bu durum akademisyenlerimizin de biraz daha terlemesi anlamına geliyor. Güncel konuların sıkı takip edilmesi ve gençlerimize yarının yöntemleri bugünden sunulması şart. Öğrencilerimiz rekabetin çok yoğun olduğu bir ortama giriyor olduklarını bilmeliler. Aynı sınıftan arkadaşlarıyla, aynı bölümden ancak farklı üniversitelerden mezun meslektaşlarıyla olduğu kadar dünyanın farklı üniversitelerinden mezun olan çocuklarla da rakip olacaklar.

Peki siz bu resmin neresindesiniz?

Bu yazı toplam 708 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum