Eksik gemiadamı çalıştıran armatöre her eksik için 250 bin lira ceza

Eksik gemiadamı çalıştıran armatöre her eksik için 250 bin lira ceza

31 Temmuz'da yürürlüğe giren kanuna göre geminin asgari donatım belgesinde veya ilgili mevzuatta belirtilen nitelik ve sayıda gemiadamıyla donatılmaması hâlinde armatöre, eksik olan her gemiadamı için 250 bin lira idari para cezası uygulanacak.

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, denizcilik sektöründeki idari yaptırım rejiminde yeni bir dönem başlattı.

Kanunun 29’uncu maddesiyle 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye “İdari para cezaları” başlıklı 28/A maddesi; 30’uncu maddesiyle de “Döner sermaye işletmesi hesabına yatırılacak ücretler” başlıklı 28/B maddesi eklendi. Her iki düzenleme de 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. 7590 sayılı Kanun’un tam metni

Cezaların tamamı ilk defa mı getirildi?

Yeni düzenlemenin bütün hükümlerini “denizcilik sektörüne ilk defa getirilen cezalar” şeklinde değerlendirmek doğru değil. Asgari emniyetli donatım, alkol sınırı, gemiadamı ve acente disiplini, özel teknelerin teknik şartları, Yeşil Liman, bağlama kütüğü, gemi inşa ve tadilatı, tarama faaliyetleri, tersane izinleri ve kıyı tesisi yükümlülüklerinin önemli bölümü daha önce yönetmeliklerde bulunuyordu.

Asıl değişiklik, hangi ana fiillerin cezalandırılacağı, cezanın kime uygulanacağı ve alt-üst sınırlarının ne olacağı hususlarının ilk defa bu kapsamda TBMM tarafından kabul edilen bir kanunda topluca gösterilmesi oldu.

Nitekim kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken teklif sahiplerinden AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, düzenlemenin niteliğini “Daha önceki yönetmeliklerdeki rakamların güncel uyarlanmış formatı kanunumuzda yaptırım olarak düzenlendi” sözleriyle açıkladı. Aksu, düzenleme yapılmaması hâlinde 9 Eylül 2026’dan sonra bu cezaların uygulanamayacağını da belirtti. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı

Örneğin özel teknelerde metre başına bin veya 2 bin 500 liralık bazı cezalar 17 Ocak 2026 tarihli yönetmelikte zaten bulunuyordu. Yeşil Liman Sertifikası almayan tesislere geminin tesiste kaldığı her saat için 5 bin lira uygulanması da 24 Mart 2026 tarihli yönetmelikle getirilmişti. Yeni kanun saatlik tutarı kanun düzeyine taşıdı ve tesis başına yıllık 10 milyon liralık açık bir üst sınır belirledi.

Gemi inşa ve tadilatındaki metre esaslı cezalar da 14 Ocak 2026 tarihli yönetmelikte yer alıyordu. Yeni metin bunları 5 bin ila 50 bin lira/metre şeklinde kanuni bir aralığa yerleştirirken tesis sahibi, gemi sahibi, klas kuruluşu ve kontrol mühendisini de doğrudan muhataplar arasında saydı.

Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu en doğru şekilde “kanunlaştırma, güncelleme ve kısmi yeniden kalibrasyon” olarak tanımlamak mümkün.

Eksik her gemiadamına 250 bin lira

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri asgari emniyetli donatıma ilişkin oldu. Geminin asgari donatım belgesinde veya ilgili mevzuatta belirtilen nitelik ve sayıda gemiadamıyla donatılmaması hâlinde gemiye, eksik olan her gemiadamı için 250 bin lira idari para cezası uygulanacak.

Bu düzenlemeye göre iki gemiadamı eksiği bulunan bir gemi için ceza 500 bin liraya, dört eksiklikte ise 1 milyon liraya ulaşabilecek. Asgari donatım yükümlülüğü eski olmakla birlikte, eksik her personel için sabit 250 bin liralık kanuni yaptırım yeni rejimin en önemli sonuçlarından birini oluşturuyor.

Kanunda belirtilen alkol sınırının aşılması hâlinde ise gemiadamına 50 bin lira ceza verilecek. Metinde sınır, “BAC yüzde 0,05 ya da 0,25 mg/ml” şeklinde ifade edildi. Alkol sınırı daha önce Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği’nde bulunuyordu; yeni olan, ihlale uygulanacak 50 bin liralık para cezasının doğrudan kanunda gösterilmesi.

Gemiadamları ve kılavuz kaptanların mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri, görevi ihmalleri, kasıtlı kötü davranışları veya denizcilik örf ve âdetleriyle çalışma disiplinine aykırı davranışları Gemiadamları Disiplin Komisyonunca incelenecek. Komisyon, kusurun ağırlığı ile ihmal veya kastın varlığına göre 5 bin liradan 50 bin liraya kadar idari para cezası verebilecek.

Acentelere 1 milyon liraya kadar ceza

Gemi acenteleri ile acente personelinin mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri ve mesleki teamüllere aykırı işlemleri Gemi Acenteleri Disiplin Komisyonunca incelenecek. İhlalin ağırlığına göre 20 bin ila 200 bin lira arasında ceza uygulanabilecek.

Acentelik hizmet şartları, yetkilendirme, belgelendirme, mesleki yeterlilik, zorunlu bildirim, gemiye ilişkin beyanlar ve yetki belgesinin kullanımına ilişkin kurallara aykırılık 10 bin ila 100 bin lira arasında cezalandırılacak.

Ticaret Bakanlığınca yayımlanan gemi acenteliği hizmet tarifelerine aykırı işlem yapılması durumunda ise ceza 100 bin liradan başlayacak ve 1 milyon liraya kadar çıkabilecek.

Gözetim, sualtı sörveyi ve konteyner ağırlığı

Deniz gözetim hizmetlerindeki yetkilendirme, belgelendirme, mesleki eğitim, yeterlilik, bildirim ve yetki belgesinin kullanımına ilişkin kurallara aykırılığın cezası 15 bin ila 150 bin lira olarak belirlendi.

Gemi ve su araçlarında sac kalınlığı ölçümü ile kamera kullanılarak yapılan sualtı sörveylerine ilişkin kuralları ihlal edenlere 100 bin ila 600 bin lira arasında ceza uygulanabilecek.

Denizyoluyla taşınacak dolu konteynerlerin doğrulanmış brüt ağırlığının belirlenmesi, ölçüm, kayıtların saklanması ve konteynerin gemiye yüklenme şartlarına aykırılık ise 30 bin ila 120 bin lira arasında cezalandırılacak.

Tehlikeli yük ve yükleme emniyeti alanında eğitim veren firmalar ile eğiticilerin yetki, yeterlilik, eğitim müfredatı, materyal, devam ve bildirim şartlarına uymaması hâlinde 10 bin ila 30 bin lira arasında ceza verilecek.

İçsularda kaptana ayrıca ceza

Göl, baraj gölü, dalyan ve nehirlerde çalışan gemi ve su araçlarında asgari gemiadamı, yük emniyeti, teknik şart ve belgelendirme kurallarına aykırılık için 25 bin ila 100 bin lira arasında ceza öngörüldü. Gemiyi sevk ve idare eden kaptana da verilen cezanın üçte biri ayrıca uygulanacak.

İçsularda tehlikeli yükün, gerekli emniyet tedbirleri alınmadan veya üzerinde yolcu bulunan gemi ve su araçlarıyla taşınması hâlinde ceza 5 bin ila 50 bin lira arasında olacak.

Özel teknelerde metre üzerinden hesaplama

Gövde boyu 2,5 metre ile 24 metre arasındaki özel tekneler ile kanundaki tanıma giren 24 metreden büyük özel yatların teknik şartları ve bunları kullanacak kişilerin yeterliklerine ilişkin Bakanlık kurallarına aykırılık hâlinde teknenin tam boyu üzerinden metre başına bin ila 2 bin 500 lira ceza uygulanacak.

Kruvaziyerler dışındaki deniz turizmi araçlarının seyir izin belgesi almaması, deniz hudut kapısı işlemlerini yaptırmadan giriş veya çıkış yapması ya da seyir izin belgesindeki değişiklikleri bildirmemesi durumunda da metre esaslı ceza uygulanacak. Ceza, 10 metreden küçük araçlarda metre başına 100 lira, 10-25 metre arasındaki araçlarda 500 lira, 25 metre ve üzerindekilerde ise bin lira olarak hesaplanacak.

Bağlama kütüğü kaydı, geçerli ruhsatname, değişiklik bildirimi, ad ve bağlama limanının markalanması, ruhsatın ibrazı veya Türk bayrağı çekme yükümlülüğüne aykırılık hâlinde malik veya işletene 5 bin ila 50 bin lira arasında ceza verilecek.

Geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesinin bulunmaması durumunda ana cezaya ilave olarak, ruhsatın düzenlenmesi veya yenilenmesi gereken tarihten itibaren gecikilen her ay için bin ila 10 bin lira arasında ek ceza uygulanacak. Bir aydan az gecikmeler bir aya tamamlanacak.

Düzenli hatlar, ISPS ve Yeşil Liman

Düzenli sefer yapan işletmelerin hat izni, zorunlu bildirim, yolcu ve araç bilgilerinin aktarılması ve gemilerin teknik gerekliliklerine ilişkin kuralları ihlal etmesi hâlinde 10 bin ila 100 bin lira arasında ceza uygulanacak. Tonaja göre hesaplama gereken durumlarda ceza, geminin grostonu başına 60 ila 200 lira arasında olacak.

SOLAS Bölüm XI-2 kapsamındaki ISPS Kod hükümlerini ihlal eden gemiler ve kıyı tesisleri için 100 bin ila 500 bin lira arasında ceza öngörüldü.

Türk bayraklı gemilerin belgelendirilmesini Bakanlık adına yürüten yetkilendirilmiş kuruluşlar ile tanınmış güvenlik kuruluşlarının yetki, personel, ofis, kalite yönetimi ve bildirim şartlarına aykırılığı 250 bin ila 500 bin lira arasında cezalandırılabilecek.

Yeşil Liman Sertifikası almak zorunda olduğu hâlde başvurmayan, başvurusu reddedilen ve istisna belgesi bulunmayan kıyı tesislerine, tesise yanaşan her geminin kaldığı her saat için 5 bin lira ceza verilecek. Bir saatten kısa süreler bir saate tamamlanacak. Bir kıyı tesisine bir takvim yılında uygulanabilecek toplam ceza 10 milyon lirayı aşamayacak.

İzinsiz taramaya 8 milyon 250 bin lira

Tersane, tekne imal ve çekek yerlerinin izin, teknik yeterlilik, personel ve bildirim kurallarını ihlal etmesi veya izin kapsamı dışında faaliyet yürütmesi hâlinde 60 bin ila 600 bin lira arasında ceza uygulanacak.

Hiç izin belgesi olmadan çalışan tersane, tekne imal veya çekek yeri işleticisine 165 bin ila 950 bin lira arasında ceza verilecek. Gemi geri dönüşüm tesislerindeki izinsiz veya izin dışı faaliyetlerin cezası ise 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar çıkabilecek.

Kanundaki en yüksek denizcilik cezalarından biri tarama faaliyetleri için getirildi. Deniz ve içsularda tarama izni, yetkilendirme, personel yeterliliği, bildirim ve emniyet kurallarına aykırı veya izin kapsamı dışında yürütülen faaliyetler için 850 bin liradan 8 milyon 250 bin liraya kadar idari para cezası uygulanabilecek.

İzinsiz inşa ve tadilatta metre başına 50 bin lira

Gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım ve onarımında standart, denetim, belgelendirme ve dokümantasyon şartlarına aykırılık hâlinde tesis sahibine, gemi sahibine veya kontrol mühendisine 20 bin ila 200 bin lira arasında ve/veya geminin tam boyu üzerinden metre başına 500 ila 5 bin lira arasında ceza verilebilecek.

Bu kapsamdaki kusuru bulunan klas veya yetkilendirilmiş klas kuruluşuna 50 bin ila 250 bin lira arasında ceza uygulanacak.

İnşa veya tadilat izni bulunmayan ya da izin alınmasına rağmen yetkili tesis dışında işlem yapıldığı belirlenen gemilerde; tesis sahibine, gemi sahibine, klas kuruluşuna ve kontrol mühendisine metre başına 5 bin ila 50 bin lira arasında ceza verilebilecek.

Gaz ölçüm ve belgelendirme yükümlülüklerine uymayan ölçüm yapan veya yaptıranlara 6 bin 500 ila 65 bin lira; görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen gaz ölçüm uzmanlarına ise 65 bin ila 130 bin lira arasında ceza uygulanacak.

Liman, iskele, yanaşma yeri, balıkçı barınağı, yat limanı, boru hattı ve şamandıra veya platform sistemlerindeki izinsiz faaliyetler ile yanaşma, tahmil-tahliye, yolcu işlemleri, hizmet ve acil müdahale yükümlülüklerine aykırılık 30 bin ila 150 bin lira arasında cezalandırılacak.

Antifouling sistemleri ile balast tankları, çift cidar alanları ve kargo tanklarındaki koruyucu kaplama kurallarına aykırılık hâlinde tesis sahibine, yetkilendirilmiş kuruluşa veya boya denetmenine 120 bin ila 590 bin lira arasında; gemi sahibine ise metre başına 2 bin 500 liraya kadar ceza verilebilecek.

Türkiye limanları arasındaki taşımayı yabancı bayraklı gemiyle organize eden taşıma işleri organizatörlerine ayrıca 40 bin ila 800 bin lira arasında ceza uygulanabilecek.

Denetimde istenen bilgi veya belgeleri sunmayan, gemi, araç, tesis ya da işletmenin denetlenmesine izin vermeyen veya denetimi engelleyenlere 50 bin ila 500 bin lira arasında ceza verilecek. Bakanlık, gerçek ve tüzel kişilerden elektronik faturalar dâhil mali belgeleri isteyebilecek.

AYM eski sistemi neden iptal etti?

Düzenlemenin kökeninde Anayasa Mahkemesinin 22 Temmuz 2025 tarihli E.2024/54, K.2025/163 sayılı kararı bulunuyor.

655 sayılı KHK’nin eski 28’inci maddesi, Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğüne 1 milyon liraya; Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü ile Denizcilik Genel Müdürlüğüne ise 5 milyon liraya kadar idari para cezası öngörme yetkisi tanıyordu.

Ancak kanunda hangi Bakanlık düzenlemesindeki hangi fiilin cezalandırılacağı gösterilmiyor; ihlaller ile uygulanacak somut ceza miktarları büyük ölçüde yönetmeliklere ve idarenin takdirine bırakılıyordu.

AYM, yalnızca genel bir üst sınır gösterilmesini yeterli bulmadı. Hangi idari düzenlemelerin yaptırıma esas alınacağının belli olmadığını, cezalandırılan fiillerin kanunda yeterince tanımlanmadığını ve idarenin takdirini sınırlayacak objektif ölçütler bulunmadığını belirledi. Bu nedenle sistemi Anayasa’nın hukuk devleti ve hukuki belirlilik ilkesini düzenleyen 2’nci maddesi ile suç ve cezaların kanuniliğini düzenleyen 38’inci maddesine aykırı buldu. AYM’nin E.2024/54, K.2025/163 sayılı kararı

AYM, iptal sonucunda doğacak hukuki boşluğu kamu yararına aykırı gördüğü için kararın yürürlüğünü dokuz ay erteledi. 9 Aralık 2025’te yayımlanan iptal kararı, 9 Eylül 2026’da yürürlüğe girecekti. Yeni kanun 31 Temmuz’da yürürlüğe girerek bu tarih gelmeden yeni yaptırım zeminini oluşturdu.

Buradaki önemli hukuki nüans şu: AYM, düzenlemeyi sırf 655 sayılı bir KHK’nin içinde bulunduğu için iptal etmedi. Mahkeme, incelenen kuralın “şeklî anlamda kanun hükmü” taşıdığını kabul etti. Üstelik iptal edilen biçim 2023 yılında 7491 sayılı Kanun’la TBMM tarafından değiştirilmişti. Sorun normun adında değil, cezalandırılan fiiller ile ceza miktarlarının yasama organınca yeterli açıklıkta belirlenmemesindeydi.

AYM, TBMM’ye aynı cezaları ve aynı miktarları yeniden çıkarma emri de vermedi. Ancak idare mevcut ceza sistemini sürdürmek istiyorsa, iptalin yürürlüğe gireceği 9 Eylül’den önce cezaların temel unsurlarını kanunla düzenlemek zorundaydı. 7590 sayılı Kanun bu nedenle hazırlandı.

Vergi ve para cezasında aynı anayasa maddesi uygulanmıyor

İdari para cezaları ile Bakanlığın tahsil ettiği belge ve hizmet ücretlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.

İdari para cezalarının temel anayasal dayanağı Anayasa’nın 38’inci maddesindeki “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” hükmü. Anayasa Mahkemesi, adli cezalara ilişkin kanunilik ilkesinin idari para cezaları bakımından daha esnek uygulanabileceğini kabul etmekle birlikte, cezalandırılan ana fiil ile yaptırımın temel çerçevesinin kanunda bulunmasını arıyor.

Anayasa’nın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ve hukuki belirlilik ilkesi de kişinin hangi davranışının hangi sonuçları doğuracağını önceden öngörebilmesini gerektiriyor.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler bakımından ise Anayasa’nın 73’üncü maddesi devreye giriyor. İdari para cezası teknik anlamda bir vergi veya harç değil. Bu nedenle “bütün para cezaları Anayasa’nın 73’üncü maddesi gereğince kanunla konulur” demek eksik kalır. Para cezalarında asıl dayanak 38’inci madde; resim ve harç niteliğindeki ücretlerde ise 73’üncü maddedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Belge, sörvey ve hizmet ücretleri de kanuna taşındı

Kanunun 30’uncu maddesiyle eklenen 28/B, idari para cezalarından ayrı olarak Bakanlığın belge ve hizmet ücretlerini düzenliyor.

Yetki belgesi, işletme ve çalışma ruhsatı, lisans, imtiyaz, tahsis, tescil, izin ve emniyet belgeleri; taşıt belgeleri, geçiş belgeleri, denize ve yola elverişlilik sertifikaları, gürültü sertifikaları ve mesleki yeterlilik belgeleri için alınan ücretlerin Bakanlık döner sermaye hesabına yatırılacağı artık kanunda belirtiliyor.

Teknik test, kontrol, rapor, araştırma-geliştirme, denizdibi tarama, gemi sörvey ve denetimi, deniz emniyetine yönelik acil müdahale, müşavirlik, eğitim, kurs ve seminer ücretleri de aynı kapsama alındı. Ancak 28/B bu hizmetlerin somut tarifesini veya ücret miktarlarını göstermiyor; tahsilatın hukuki dayanağını ve aktarılacağı hesabı düzenliyor.

Bu değişikliğin arkasında ikinci bir AYM kararı bulunuyor. AYM’nin 15 Ocak 2026 tarihli E.2025/167, K.2026/13 sayılı kararında, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen belge ve ruhsat bedelleri “resim”, teknik test, kontrol ve rapor karşılığı alınan bedeller ise “harç” niteliğinde kamu geliri olarak değerlendirildi.

Mahkeme, Anayasa’nın 73’üncü maddesi kapsamında kalan bu mali yükümlülüklerin, Anayasa’nın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrası gereğince Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlenemeyeceğine karar verdi. Bu iptalin yürürlüğü de dokuz ay ertelenerek 3 Ocak 2027’ye bırakılmıştı. Yeni 28/B, bu tarih gelmeden tahsilatın kanuni zeminini kurdu. AYM’nin E.2025/167, K.2026/13 sayılı kararı

KHK, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve kanun arasındaki fark

655 sayılı metnin hâlâ “Kanun Hükmünde Kararname” adını taşıması ilk bakışta karışıklık yaratabiliyor. Ancak 28/A ve 28/B’nin hukuki kaynağı bir yürütme işlemi değil, TBMM’nin kabul ettiği 7590 sayılı Kanun.

2017 anayasa değişikliğinden önce çıkarılan KHK’ler, yürütme tarafından çıkarılmakla birlikte kanun hükmünde düzenlemelerdi. 655 sayılı KHK de bu dönemde, 2011 yılında çıkarıldı ve yürürlükte kalmaya devam etti.

Bugünkü olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ise teknik olarak “kanun” değil. Cumhurbaşkanı bunları yürütme yetkisine ilişkin alanlarda çıkarabiliyor; temel haklar, siyasi haklar ve Anayasa’nın münhasıran kanuna bıraktığı konular CBK ile düzenlenemiyor. Kanun ile CBK çatışırsa kanun uygulanıyor; TBMM aynı konuda kanun çıkardığında ilgili CBK hükmü hükümsüz hâle geliyor.

Bu dosya, 2017 sonrasında kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasındaki sınırın uygulamada neden sık sık anayasa yargısına taşındığını da gösteriyor. Bununla birlikte somut olayda Anayasa tamamen sessiz değil: 38, 73 ve 104’üncü maddeler cezalar, mali yükümlülükler ve CBK yetkisinin sınırları bakımından temel çerçeveyi ortaya koyuyor. Sorun daha çok eski KHK’ler, yeni CBK’ler, kanunlar ve yönetmelikler arasında kurulan karmaşık atıf ve yetki zincirlerinde belirginleşiyor.

Eski cezalar kendiliğinden ortadan kalkmadı

Yeni 28/A, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Daha ağır yeni yaptırımların bu tarihten önce tamamlanmış fiillere geriye yürütülmesi mümkün değil. Kabahatler Kanunu’nun 5’inci maddesi gereğince zaman bakımından uygulama ve lehe düzenleme ilkeleri idari para cezalarında da dikkate alınmak zorunda.

Öte yandan AYM’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümediği için, eski hükme dayanılarak verilmiş bütün cezaların kendiliğinden geçersiz olduğu da söylenemez. Fiilin tarihi, cezanın dayanağı, kararın kesinleşip kesinleşmediği ve eski-yeni düzenlemelerden hangisinin lehe olduğu her dosyada ayrıca değerlendirilmek durumunda.

İkincil mevzuatın süratle uyarlanması gerekecek

Yeni kanun teknik yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor. Yönetmelikler, denizcilik faaliyetlerinin teknik ayrıntılarını belirlemeye devam edecek. Fakat cezalandırılan ana fiilin, muhatabın ve ceza sınırlarının kanunda bulunması gerekecek.

Bu nedenle özel tekneler, Yeşil Liman, gemiadamları, gemi acenteleri, tarama faaliyetleri, gemi inşa ve tadilatı, tersaneler ve kıyı tesislerine ilişkin mevcut yönetmeliklerdeki ceza hükümlerinin 28/A ile karşılaştırılması; kanunla çelişen veya kanuni sınırların dışında kalan düzenlemelerin uyumlaştırılması önem taşıyor.

Yeni 28/A eski hükme göre çok daha ayrıntılı olmakla birlikte, “Bakanlıkça belirlenen esaslar”, “denizcilik örf ve âdetleri” ve geniş alt-üst ceza aralıkları gibi ifadelerin uygulamada nasıl somutlaştırılacağı da önem kazanacak. Özellikle 850 bin ila 8 milyon 250 bin lira gibi geniş aralıklarda, cezanın miktarını belirleyen objektif ölçütlerin ve gerekçenin idari işlemlerde açıkça gösterilmesi gerekecek.

Sonuç olarak 31 Temmuz düzenlemesi, denizcilik sektörüne bütünüyle sıfırdan bir ceza sistemi getirmedi. Mevcut teknik yükümlülüklerin önemli bölümünü kanun seviyesine taşıdı; bazı cezaları güncelledi, yeni muhataplar belirledi ve eksik gemiadamı, alkol, disiplin cezaları, Yeşil Liman yıllık tavanı ve bağlama kütüğü gecikme yaptırımı gibi alanlarda yeni veya genişletilmiş sonuçlar oluşturdu.

Sektör açısından başlayan dönem, yalnızca “cezaların arttığı” bir dönem değil; yaptırımların artık doğrudan kanuni dayanak, hukuki belirlilik, ölçülülük ve gerekçeli uygulama ölçütleri üzerinden daha yoğun biçimde denetleneceği yeni bir hukuki dönem olacak.

KAYNAK: DENİZHABER.COM

LOJİPORT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.