“Narenciye ihracatı kilitlendi, limanı ithal çöp bastı”

“Narenciye ihracatı kilitlendi, limanı ithal çöp bastı”

MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, "Bölgedeki bazı kalitesiz, merdiven altı tesisler bu atıkları geri dönüştürmeye çalışıyor ancak dönüştürülemeyen büyük bir kısım toprağa, derelere ve Seyhan Nehri üzerinden Alanya’ya kadar tüm Akdeniz’e yayılıyor" dedi.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, katıldığı televizyon programında küresel savaşların gıda ve lojistik sektörüne vurduğu darbeden Türkiye’deki yüksek faiz ve düşük kur politikalarına kadar iş dünyasının yaşadığı sıkıntıları rakamlarla göz önüne serdi. İhracatçıya sağlanan kur desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasını, KGF kredilerinin garantici bankalar yerine gerçek ihtiyacı olan KOBİ'lere aktarılmasını ve Karadeniz’deki gemi saldırılarına karşı acilen gıda güvenlik koridoru oluşturulmasını isteyen Çakır; Mersin Limanı’nı kilitleyen ithal atık krizinden 3 Ekim seçimleri sonrası hayata geçirecekleri Ana Konteyner Limanı, Lojistik Merkezi, gastronomi hamlesi ve sahildeki yüksek binaların yıkılmasını hedefleyen radikal 2075 kent vizyonuna kadar pek çok kritik konuda net mesajlar verdi.

"KÜRESEL SAVAŞLAR VE GIDA KRİZİNİN İHRACATA FATURASI AĞIR: NARENCİYE SEZONU KİLİTLENDİ"

Dünyanın ve Türkiye'nin son derece çalkantılı ve öngörülemez bir ekonomik süreçten geçtiğine dikkat çekerek konuşmasına başlayan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel siyaset ile bölgesel savaşların ticaret üzerindeki yıkıcı etkilerini vurgulayarak şöyle konuştu: “Dünya ekonomisi hem siyasi hem de ekonomik açıdan anlaşılması ve öngörülmesi oldukça zor bir dönemden geçiyor. Bugün Avrupa’da da, diğer kıtalarda da, kendi ülkemizde de hiç kimse önünü net bir şekilde göremiyor, bir sene sonrasının stratejik planını yapamıyor. İş dünyası olarak adeta bilinmezlerle dolu bir dönemde ayakta kalmaya çalışıyoruz. Dünya genelinde uç noktalarda yer alan liderlerin iktidarda olması ve bölgesel sıcak çatışmalar bu öngörüsüzlüğü daha da derinleştiriyor. İran Savaşı tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de doğrudan etkiledi. Şu anda Hürmüz Boğazı adeta abluka altına alınmış durumda. İran’ın en büyük gelir kalemi olan petrol ihracatı kısıtlanıyor; Çin bile İran’dan petrol alımını azaltma noktasına geldi. Bu tablonun bize gösterdiği tek bir şey var: Bu savaşlar kısa sürede bitmeyecek, uzun vadeli bir sürece yayılacak ve biz Türkiye olarak adımlarımızı buna göre konumlandırmak zorundayız.

Öte yandan Ukrayna-Rusya Savaşı da doğrudan gıda güvenliğimizi ve lojistiğimizi vuruyor. Son dönemde Karadeniz’de gıda taşıyan gemilere yönelik saldırılar arttı; en son Türk sahipli veya Türk limanlarına ürün taşıyan 5-6 gemimiz vuruldu. Mürettebat bulunamıyor, ciddi bir güvenlik koridoru krizimiz var. Bu gemilerin bombalanması ve lojistik zincirin kopması nedeniyle iç piyasada bahçede 30 liraya satılması gereken şeftali 10 liraya kadar düştü, tarladaki tonlarca domates satılamadığı için salçalık tesislerine gönderilmek zorunda kaldı. Rusya bizim en büyük gıda ihracat pazarımız. Tam da narenciye sezonunun eşiğindeyiz; ürettiğimiz narenciyenin yüzde 40’ını Rusya’ya ihraç ediyoruz. Ancak ağustos ayında başlaması gereken ticarette eylül ayına gelmemize rağmen 1 kilo dahi mal alışverişi yapılamadı, piyasa kilitlenmiş durumda. Bu tıkanıklık sadece ihracatçıyı değil; sahada günlük yevmiye ile çalışan 50 binin üzerindeki tarım işçisini, nakliyeciyi, tır şoförünü ve lojistik sektörünün tamamını vuruyor. Navlun ve yakıt maliyetleri tavan yapmış durumda. Cumhurbaşkanımızın Rus makamlarıyla yürüttüğü diplomasiden netice alınarak acilen gıda sevkiyatı için güvenli bir deniz koridoru oluşturulması şarttır.”

“İTHAL ÇÖP LİMANI KİLİTLİYOR, SEYHAN NEHRİ ÜZERİNDEN AKDENİZ ZEHİRLENİYOR”

Mersin Limanı’na giren ithal atıkların yarattığı çevre felaketine ve ekonomik zararlara dair radikal açıklamalarda bulunan Hakan Sefa Çakır, oda olarak temiz sanayiden taviz vermeyeceklerini vurguladı: “Ekim ayında yapılacak seçimleri tekrar kazandığımız takdirde en önemli vizyon projelerimizden biri 'Temiz Akdeniz' olacak. Mersin’e ithal atık adı altında günde ortalama 250 ila 300 konteyner kâğıt ve plastik çöp geliyor. Yurt dışında bu atıkların bertarafı çok pahalı olduğu için gelişmiş ülkeler parasını da vererek bu çöpleri bizim gibi ülkelere satıyor. Bölgedeki bazı kalitesiz, merdiven altı tesisler bu atıkları geri dönüştürmeye çalışıyor ancak dönüştürülemeyen büyük bir kısım toprağa, derelere ve Seyhan Nehri üzerinden Alanya’ya kadar tüm Akdeniz’e yayılıyor. Yediğimiz balıklar, çocuklarımızın girdiği denizler ve toprağımız zehirleniyor. Çevre İl Müdürlüğü ekiplerimizin kestiği cezalar kesinlikle caydırıcı değil; çünkü kirleten tesis o cezayı iki gün içinde tekrar kazanıyor. Türkiye olarak ithal atık politıkamızı değiştirmek zorundayız. Her ülke kendi çöpünü kendi temizlemeli; bize ham madde gelecekse işlenmiş granül olarak gelmeli. Üstelik bu günlük 300 konteyner atık yüzünden Türkiye’nin en kritik limanı olan Mersin Limanı işgal ediliyor. Atık konteynerlerinin tek tek açılıp denetlenmesi yüzünden namuslu ihracatçımızın ve ithalatçımızın çok kıymetli ham maddesi limanda 21 güne varan gecikmelere uğruyor. Firmalarımız milyonlarca lira demoraj (bekleme) cezası ödüyor, bu maliyet de en nihayetinde halkın raflardan aldığı ürünlerin pahalanmasına, yani enflasyona sebep oluyor. Lojistiğimiz yavaşladığı için transit yüklerimizi rakip ülkelere kaçırıyoruz. Tırcımız, gümrükçümüz, tüccarımız kaybediyor. Karbon ayak izinden ve yeşil dönüşümden bahsedeceksek temiz ham madde kullanacağız. Kendi üyelerimiz dahi olsa, doğayı ve insan sağlığını hiçe sayan sanayicinin karşısında, temiz üretim yapan sanayicinin yanındayız.”

“3 EKİM’DE TURUNCU LİSTE İLE ADAYIZ: ANA KONTEKNİR LİMANI VE YENİ LOJİSTİK MERKEZİ ÖNCELİĞİMİZ”

Yaklaşan oda seçimlerine ve kentin lojistik altyapısına ilişkin hedeflerine geçen Çakır, mega projelerini detaylandırdı: “Görevde 3 yılımızı geride bıraktık. 3 Ekim tarihinde bir aksilik yaşanmazsa Mersin Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerimizi gerçekleştireceğiz. Biz de kendi komitemiz olan meyve-sebze grubunda 'Turuncu' rengimiz ve sloganımızla yola çıktık. Hem kendi komitemden hem de MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na yeniden adayım. Seçimleri kazandığımızda Mersin’i lojistiğin başkenti yapacak adımları atacağız. İlk işimiz; depolama alanları, soğuk hava depoları, tır garajları ve demiryolu bağlantılarının (raylı sistemler) tek bir merkezde toplandığı Türkiye’nin en modern Lojistik Merkezi’ni kurmak olacak. Diğer hayati konumuz ise liman kapasitesidir. Hürmüz ve Ortadoğu’daki krizlerin ardından Mersin Limanı yüzde 90’ın üzerinde kapasiteyle çalışmaya başladı. Mevcut limanı ne kadar büyütürsek büyütelim bu yükü kaldırması mümkün değil. Türkiye’nin ihracat kapısı ve Marmara’nın tek alternatifi olan kentimize acilen Mersin Ana Konteyner Limanı yapılmalıdır. Devletimiz de bu ihtiyacın farkında. Biz bu limanın yapılması için gerekli tüm lobi çalışmalarını yürüteceğiz; gerekirse 'Mersinliler olarak bu limanın yapımına talibiz' diyerek taşın altına elimizi koyacağız. Bunların yanı sıra; teknolojik, yeşil dönüşüme uygun, savunma sanayisine niş ürün üreten Sektörel Sanayi Siteleri ve kümelenme modellerini hayata geçireceğiz. İsteyen herkesin gelişigüzel dükkân açtığı değil, katma değeri yüksek üretim yapacak nitelikli yatırımcıyı teşviklerle Mersin’e çekeceğimiz bir OSB yapısı oluşturacağız. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve OSB iş birliğiyle yürüttüğümüz iş garantili meslek okulu projemizi daha da büyüteceğiz. Ayrıca Yenişehir Fuar Merkezi’nin işletmesini odaya kazandırarak kentimizde profesyonel fuarcılık dönemini başlatacağız.”

“2075 HAYALİMİZ: SAHİLDEKİ YÜKSEK BİNALARIN YIKILDIĞI, 2 MİLYON NÜFUSLU PLANLI BİR MERSİN”

Konuşmasının son bölümünde kentin 50 yıl sonrasına dair vizyonunu paylaşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, hayalindeki Mersin’i şu cümlelerle tasvir etti: “2050 ve 2075 yıllarında nasıl bir Mersin görmek istediğimizin planlamasını şimdiden yapmak zorundayız. Benim hayalimdeki Mersin; sahil bandındaki tüm yüksek binaların yıkıldığı, yerini geniş caddelerin ve tek katlı yapıların aldığı, kuzeye doğru gidildikçe kademeli yüksekliklerin başladığı ve dağlardan gelen rüzgârı kesmeyen modern bir kenttir. Nüfusu 2 milyon civarında sabitlenmiş, ancak ilçeleri sosyal imkanlarıyla, sinemalarıyla, restoranlarıyla öyle gelişmiş bir Mersin hayal ediyorum ki; hiçbir vatandaşımızın günlük ihtiyaç için merkez ilçelere gelmesine gerek kalmasın. Katma değerli sanayi üretiminin yapıldığı, lojistik merkezinin ve yeni ana konteyner limanının faal olduğu, doğayla barışık bir kent hedefliyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve Büyükşehir Belediyemiz ile el ele vererek 2075 Mersin’ini Türkiye’nin pilot şehri yapmak için mücadele edeceğiz.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.