Artık rahmetli olan ve her konuşmasında ‘Önümüzdeki yıl Komünizm gelecek’ söylemleriyle anımsayacağınız bir siyasetçimiz geldi nedense aklıma… Çünkü, Kılavuzluk ve Römorkaj Yönetmeliği için de yıllardır aynı şey söyleniyor. ‘Çıktı, çıkıyor’ denilen ancak bir türlü yayınlanmayan yönetmelik nedeniyle kuralsız bir piyasa oluşmuş durumda. En son örneğini de geçtiğimiz günlerde yaşadık. Bir firmamız TCDD’nin açtığı ihaleyi yüzde 85,5 gibi rekor bir indirimle kazandı. Bugünlerde denizcilik sektörü işte bu indirimi konuşuyor. Soru şu: Bu denli indirerek yine de kar edilebiliir mi?
İşte, Deniz Ticaret Odası’nın Nisan ayı olağan toplantısında ihaleyi gündeme getirdi Vapur Donatanları Derneği Başkan Yardımcısı Kenan Türkantos, bununla da yetinmeyip yönetmeliğin yol haritasını belgelerle ortaya koydu.
Yüzde 85.5 gibi vahşi rekabet indirimlerinin yaşanmasının nedenini “20 yıldır yayınlanamayan, ‘artık son haline geldiği ve seçimlerden sonra yayınlanacak’ denilen ve hala bir haber çıkmayan Kılavuzluk ve Römorkaj Yönetmeliği’dir.” Sözleriyle açıklayan Türkantos, şöyle devam etti: “2011 yılından beri hazır olduğu söylenen ama bilinmeyen sebeplerle sürekli ertelenen Yönetmeliğin artık yayınlanmasını bekliyoruz. Körfez’de yüzde 85.5 indirimle römork işi yapılıyor. Bunu yapan firma, tarifenin yüzde 14.20’si ile bu işi almış durumda.”
Kenan Türkantos, daha sonra sırasıyla aşağıdaki belgeleri hazirunla paylaştı.
HALA BEKLİYORUZ
6 Temmuz 2011 tarihli Denizcilik Müsteşarlığı yazısı. Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetlerine verilecek izinler hakkında hazırlanmış. Söz konusu taslak hakkında 30 gün içinde görüş bildirilmesi istenmiş. Tarih Temmuz 2011.
7 YIL SONRA İPTAL
Bu da Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin Kararında “alınan hizmetlerin ne şekilde üretileceğine ilişkin yönetmeliğin henüz çıkarılamaması ve bu bakımdan konuyla ilgili yeni düzenleme olmadığı sebep gösterilerek, iptal kararına nazaran 7 yıl gibi uzun bir süre geçmesine karşın, davacı talebinin yerine getirilemeyeceği yönünde tesis edilen işlemde kamu yararı ve hukuk devleti ilkesinin gereklerinden olan istikrarlı idare, hukuki güvenlik, idariyet işlemlerinin belirliliği ilkeleri açısından hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın prosedürünün iptaline …” diye gidiyor.
GEÇMİŞ OLSUN KAYBETTİNİZ
Bu belge de, Marin Römorkör firmasına TCDD tarafından gönderilen ve kendilerinin de katıldığı yedeğiyle 1 adet römorkör kiralama ihalesini kaybettiklerini, ne kadar indirimle hangi firmanın aldığını ve geçici teminatlarının iade edileceğini gösteren belge.
KAÇAKÇILIK KANUNU’NA BİR KURBAN DAHA…
DTO üyesi Kenan Türkantos’un dile getirdikleri sadece bu değildi. Artık acentelerin korkulu rüyası haline gelen Kaçakçılık Kanunu, bir denizciyi daha infaz etmişti. Dünyanın hiçbir yerinde konteyner yükünü taşıyan içinde ne olduğunu bilmez. Çünkü, onun işi sadece taşımaktır. Bu devlet otoritelerinin konusudur. Bu sorun da teknolojiyle birlikte çözülmüş, konteyneri açmadan scannerlar ile taranmasını sağlayacak teknikler geliştirilmiştir. Ama, Türkantos’un anlattığına göre Mersin’de böyle olmamış. Dünyanın en büyük konteyner şirketinin Mersin’deki bir yöneticisi, kokain kaçakçılığı iddiasıyla tutuklanmıştı.
Gerisini Türkantos’tan dinleyelim:
“Taşınan konteynerin içinde ne olduğunu bilmeyen yine bir acente yetkilisi Mersin’de tutuklandı, içerde. Dünyanın en büyük konteyner taşıması yapan devi (Maersk), yıllardır 36 davayla uğraşıyor. Yine Güney Amerika’dan Arabistan’a gitmekte olan muz yüklü bir transit konteynerde muz yerine başka bir malzeme bulunmuş. Böylece (Maersk’in acenteliğini yapıyor.) 15 yıllık acenteyi tutuklayıp içeri aldılar. Hepimizin başına gelebilir. Ucube bir uygulama. Yazık günah bu insanlara.”
O FİRMA MAERSK, TUTUKLANAN DA KENNEDY SEZER
Bu konuşmanın ardından söz konusu şirketin Türkiye’deki yönetim kurulu üyesi Kemal Özbiçer söz aldı. Özbiçer de şöyle konuştu:
“Kenan Türkantos Bey’in firma adını vermediği benim Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalıştığım Maersk Denizcilik’tir. 16 yıldan fazla Mersin’de acente hizmetlerinde yöneticilik yapan arkadaşımızın adı da Kenedy Sezer’dir. Bu arkadaşımız Mersin’in en köklü ailelerinden birine mensuptur. Herhangi bir şekilde kokain kaçakçılığı işine girmesi mümkün değildir. Konteyner taşımacılarının sıkıntıları büyük. Ne dolum ne de boşaltmada bir sorumluluğu olmamasına karşın, savcı ve hakim tutuklanmasına karar vermiştir. Bundan sonra çok zorlu bir sürece giriyoruz. Arkadaşımızın özgürlüğüne kavuşması için başta Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere, ilgili kuruluş ve odamızdan destek istiyoruz. Biz konteyner taşımacılığını, acenteliğini anlatamadık. Konteyner taşımacılığının sorumsuzluğunu anlatamadık. Dünyanın en geri ülkelerinde bile olmayacak uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Madem ki biz konteyner taşımacılığını anlatamıyoruz. Odamızdan yasal olarak sorumsuzluğumuzun yasaya girmesi için çalışma yapmasını rica ediyoruz. İlgili ceza kanunlarında değişiklikler yapılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bu arkadaşımızın da, özgürlüğüne ve ailesine kavuşması için elimizden geleni yapalım.”
KALKAVAN: MAERSK, MERSİN’E TRANSİTİ DURDURSA HAKLI
Bütün konuşmaların ardından her zamanki gibi son söz DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’ındı. Kalkavan’ın diğer söylediklerini bir sonraki haberimizde bulacaksınız. Aşağıya sadece Mersin’de yaşananlarla ilgili söylediklerini alıyoruz.
“Maersk, dünyanın bir numarası. Hiç bize yakışıyor mu? Dünyanın hiçbir yerinde taşıyan konteynerin içini açmaz. Bunu devletler yapar. Devletin görev verdiği kurumların işidir. 11 Eylül’den sonra bizim limanlarımızda da scanner var. Onların tek tek içini açıp bakmıyorlar. Ülkenize rekabet getiren dünyanın bir numarasına ‘hoop’ deyip adamını hapse atıyorsunuz. O firmada yönetici olduğunuzu düşünün? Lanet okumaz mısınız? Ben olsam transitlerim için Mersin’i bundan sonra hiç kullanmam. Giderim Pire’yi, Malta’yı kullanırım. Sonunda da olacağı budur. Bir tane transit alamayacak hale geliriz. O gemi direkt Mersin’e gelmiyor, kaç tane limana uğruyor. Akdeniz’de birçok liman var. Kaçakçılık Kanunu çıkarken Salih Erdem Bey vardı, kaçakçılık maddesini çok tartıştık. Bizim zorlamamızla araya ‘kasıt’ diye bir madde koydurduk. Salim Bey, ‘bu yetmez’ demişti ve o haklı çıktı. Özellikle konteyner acentelerimizi sorunsuz sorumluluktan kurtaramadık. Bunlar, gelişmiş bir ülkede ticaretin önünü kesecek hamlelerdir. “
Selçuk ONUR - LOJİPORT