Panelistler limanın ya bir an önce özelleştirilmesini ya da limana yatırım yapılmasını istediler.
Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi ile Göztepe Rotaract Kulübü tarafından düzenlenen ''Denizcilik Sektörü Semineri'' Ege Üniversitesi (EÜ) Atatürk Kültür Merkezinde yapıldı.
Seminerde, ''Liman özelleştirmelerinin, Türkiye'deki liman işletmeciliğine etkileri ve İzmir Limanı'nın geleceği'' konusu ele alındı.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, yöneticiliğini üstlendiği oturumun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geleceğinin ve gençlere iş bulabilmesinin yolunun, yatırımdan ve üretmekten geçtiğini belirtti.
Yatırımın katma değere dönüşmesinin, üretilen malların dünya pazarlarına çıkabilmesine ve sağlıklı hammadde teminiyle üretim devamlılığına bağlı olduğunu ifade eden Taşkın, şöyle konuştu: ''Bu noktada limanlara ihtiyaç var. Bu olmazsa olmaz bir gerçek. Ama, bu kadar elzem bir konuda yatırımlar gecikiyor. Yatırımda gecikme yaşanan limanlar arasında İzmir Limanı da yer alıyor. Şimdi limanın özelleştirmesi gündemde. İzmir Körfezi'nde konteyner gemilerini dizi dizi beklerken görenler, işi bilmeyenler, 'O işler ne iyi. O kadar iyi ki gemiler sıra bekliyor' diyor. Oysa işi bilenler, iyi bilirler, bekleyen her gemi cebimizden o kadar fazla paranın çıkması demek. Bundan daha önemlisi, malların zamanında gönderilememesi nedeniyle sözünde durmamış konumuna gelen sanayimizin pazarını kaybetme riski var. Bu hiç dikkate alınmıyor.''
Taşkın, Türkiye'nin 2023 yılı için kendisine 500 milyar dolar ihracat hedefi koyduğuna işaret ederek, ''Bu Türkiye'nin aynı tarihte 700 milyar dolar ithalat yapacağı anlamına geliyor. Bu hedefler söylenirken, bu rakamların konteyner bazında hesabı yapılıp, bunun planlarının yapılması lazım. Bu malların hangi limanlara gelip gideceğini kimse telaffuz etmiyor'' diye konuştu.
''Büyüme, liman sahası sorununu ortaya çıkaracak''
Deniz Ulaştırma Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Özcan da, Türkiye limanlarına ilişkin oturumda yaptığı sunumda, Türkiye'de 64 kamu, 77 de özel sektör tarafından işletilen liman bulunduğunu, 45 adet boru hattıyla birlikte 186 adet kıyı tesisi olduğunu bildirdi.
Türkiye'deki limanların genel karakteristiğinin, küçük ölçekli ve hinterland analizine dayanmayan, dağınık bir görünüm arz ettiğini ifade eden Özcan, Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne (TDİ) ait limanların özelleştirmesinin ardından genel limancılık açısından önem taşıyan TCDD'ye ait limanların özelleştirme sürecinin devam ettiğini belirtti.
Özcan, Türkiye'deki limanların Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre yıllık 350 milyon ton elleçleme kapasitesine sahip olduğunu kaydederek, ''Dünya limancılığının gelişimine bakıldığında, limancılıkta en fazla ilerlemenin konteyner taşımacılığında olduğu ve dünya konteyner pazarının 30 yılda 8 kat büyümesi öngörülüyor. Bu durumda yeterli liman sahası temini sorunu önemli bir problem olacaktır'' diye konuştu.
İzmir Limanı'na ilişkin olarak, Alsancak'taki limanın sadece İzmir için değil Güney Marmara ve Akdeniz'e kadar uzanan hinterlandıyla Türkiye için son derece önemli olduğunu ifade ederek, İzmir Limanı'nın halen elleçleme düzeyi bakımından Türkiye'nin en büyük ihraç limanı olduğunu söyledi.
?Limanlar ülke ihtiyaçlarını karşılamıyor?
Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Genel Sekreteri İrfan Bilgin ''Türkiye'de liman özelleştirmeleri ve liman işletmeciliği'' konusunda yaptığı sunumda, Türkiye limanlarının, 1980'li yıllardan itibaren hükümetlerin, iyileştirmeler için bütçeden gerekli kaynağı ayıramaması sonucu her geçen gün büyüyen ülkenin ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirtti.
Bu noktada, özel sektörün kendi ihtiyacını kurduğu küçük iskelelerle gidermeye çalışarak Türkiye'de limancılık işine girmeye başladığını ve devletin de bu girişimi limanları özelleştirme kapsamına alarak daha aktif hale getirmek istediğini anlatan Bilgin, ''Ancak 1995 yılında başlayan liman özelleştirmelerinin sorunlu olarak devam etmesi, limanlarda yatırımın gecikmesine ve sorunların artarak devam etmesine yol açıyor'' dedi.
Bilgin, Türkiye'de bugüne kadar yapılan özelleştirmelerinin, limanlarda verimliliğinin ve etkinliğin artırılmasıyla özel sektör işletmeciliğinin başarısını ortaya koyduğunu ifade etti. TCDD tarafından işletilen limanların 2003 yılında 948.9 bin TEU olan konteyner elleçleme düzeyinin 2007 yılında yüzde 36 artışla 1.3 milyon TEU'ya çıkmasına karşın, özel sektör tarafından işletilen limanların aynı dönemde konteyner elleçleme düzeylerini, yüzde 221 artışla 1.5 milyon TEU'dan 3.4 milyon TEU'ya yükselttiğine dikkati çekti.
Bu durumun önemli bir başarı gibi görünmesine rağmen, gerçekte özel limanların performansının sadece devlet limanlarının açığını kapatması anlamı taşıdığını dile getiren Bilgin, özelleştirmelerinin, liman operasyonlarında uluslararası rekabet şansını, limanların etkinliğini ve verimliliğini artırdığını söyledi.
10 yıl kadar önce İzmir Limanı'nın Türkiye'nin en büyük konteyner limanı olduğunu hatırlatan Ege Gübre AŞ Genel Müdürü Bülent Çakın ise, "O zaman İzmir Limanı'nın taşımacılıktaki payı yüzde 20 iken Marmara'nın payı 10'du. Şu an İzmir yüzde 20'lik payını korudu ama Marmara bu payını yüzde 60'a çıkararak açık ara liderliğe yükseldi. İzmir, artan konteyner taşımacılığından payını alamadı" dedi.
Çakın , İzmir Limanı'nda tamamlanamayan özelleştirme süreci nedeniyle uzun zamandır gerekli yatırımların yapılamadığını belirterek, özelleştirmenin ya bir an önce tamamlanması ya da tümüyle vazgeçilerek gerekli yatırımın devlet eliyle yapılması gerektiğini belirtti.
LOJİPORT