Uzakdoğu?nun gemi inşa alanında üç önemli ülkesi Japonya, Çin ve Güney Kore?nin uluslararası gemi inşa piyasalarındaki ağırlığını her geçen yıl artırması dünya tersanelerini de güç birliği arayışlarına itiyor. Son dönemlerde teknoloji alanında yaptıkları yatırımları, işgücüyle desteklemeyi başarabilen Uzakdoğu?ya karşı yarışta söz sahibi olabilmek adına gemi inşa çevrelerinde her geçen gün yeni bir alternatif tartışılır hale geldi.
Üç büyüklerin ezici üstünlüğü
HYUNDAI GÜNEY KORE
MITSUBISHI JAPONYA
ŞANGHAY ÇİN
2006?nın son aylarında Güney Kore?nin üç büyük tersanesine yıl içerisinde gelen sipariş miktarının 40 milyar dolar sınırına dayandığının açıklanmasının ardından, Çin tarafından yapılacağı açıklanan gemi inşa yatırımları özellikle Avrupalı ve Amerikan tersaneleri arasında endişe yarattı. Elinde bulundurduğu nüfus gücüyle istihdam konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamayan Çin?in, teknoloji konusundaki yatırımlarıyla dikkat çeken Japonya ve Güney Kore ile birlikte yarışta tempoyu arttırması şüphesiz diğer ülkelerin pastadan alacağı dilimlerin de küçülmesi anlamına geliyor. Yakında hizmete sokacağı tersane ile yıllık 12 milyon DWT'luk ek kapasiteye sahip olacak Çin, Türk deniz ticaret filosunun tamamını bir yılda üretebilecek bir olanağa da sahip olacak. Dünya gemi inşa sektörünün, tedbir alınmadığı takdirde büyük bir dalgalanmanın eşiğinde olduğu ve buna bağlı olarak Türkiye'deki sektörün de alarm verdiği bugünlerde en fazla konuşulan konulardan biri. Bilindiği gibi, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) sektörü disiplin altına almak ve yaşanması muhtemel sarsıntıyı önlemek için iki yıldır bir çalışma yürütüyor. Bünyesinde kurduğu özel müzakere gurubu aracılığıyla gemi inşası ve inşa maliyetlerinin disipline edilmesi amacıyla bazı ilkeleri tartışmaya açan OECD, bu çerçevede tek tip gemi inşa sözleşmesi hazırlanması çalışmalarına hız verdi.
OECD bu sözleşmeye paralel olarak, gemi üretiminde gerek kalite gerekse fiyat açısından rekabet şartlarının korunması amacıyla, ülkelerin gemi inşa kapasitelerinin sınırlandırılması ilkesini benimseyen bir kararı da kısa bir süre içerisinde yayımlayacak. Bu kararın öncelikli amaçlarından bir tanesi Çin'in yapacağı üretim patlaması ile dünya sektöründe ortaya çıkacak dalgalanmanın önlenmesi. İkincisi de AB içerisinde rekabet koşullarının disipline edilmesine paralel olarak gemi inşa sektöründe rekabet imkânlarının buna uyumlu hale getirilmesi olduğu biliniyor. Türkiye?nin son yıllardaki canlanmaya rağmen halen dünya gemi inşa pazarındaki payının yetersiz olduğu ise sektördeki birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Gemi inşa sanayimizin, OECD?nin alacağı sınırlama kararına dâhil edilmesi durumunda ise, rekabet gücünü tümüyle yitirebileceği sektörde masaya yatırılan bir diğer gelişme. Dünya pazarlarında üst sıralara tırmanma potansiyeline sahip Türkiye?nin teknolojik yatırımlarla desteklenmesi durumunda pastadan alacağı payı arttırmasına ise kesin gözüyle bakılıyor.
Serbest bölgeler çözüm mü?
Dünya ülkeleri üç devin artan baskısından kurtulma çarelerini ararken, Filipinlerden gelen bir haber serbest bölgelerin kurulması alternatifini gündeme taşıdı. Brunei, Endonezya, Malezya ve Filipinler?in (BIMP) Davao şehri yakınlarında bir serbest bölge kurulması için faaliyete başladıkları ve kurulacak bölgede önceliğin gemi inşa yatırımlarına verileceği kaydedilirken, seçilen bölgenin gemi inşa faaliyetlerine uygun bir coğrafi yapı arz ettiği ve gidilecek güç birliğinden oldukça önemli sonuçlar doğmasının beklendiği de ifade edildi. Yetkililerin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında seçilen bölgeye öncelikle bir liman ve hava alanı kurulacağı açıklanırken, toplam 24 milyon metrekare alan üzerine kurulacak serbest bölgede gemi inşa ve bakım onarım tesisleri kurulması konusunda ortak yatırımların planlandığı açıklandı. Yatırımlardan sorumlu Bebe Baldoza tarafından basına verilen beyanatlarda, masaya konan hedefler arasında 2020 yılında dünyada söz sahibi bir serbest bölgenin oluşturulması yönünde çalışmalar yapılacağı ve hükümetlerin altyapı konusunda destek kararı aldıkları bilgilerine de yer verildi.
Uluslar arası rekabetin bugün ulaştığı noktada bölgelerinde bu tip işbirliklerinin hayata geçirilmesinin elzem olduğunu vurgulayan Baldoza, ilk etapta gemi inşa yatırımlarıyla başlayacak sürecin ileride diğer alanlara da yayılabileceğinin altını çizdi. Geçtiğimiz günlerde Vietnam?ın da bir serbest bölge kurmak için çalışmalara başladığını hatırlatan Baldoza, gemi inşa sektöründe hayatta kalmak isteyen ülkelerin, oyunu Çin, Japonya ve Kore?nin şekillendirdiği kurallara göre oynamak zorunda olduklarını da ifade etti. Teknolojik yatırımlar konusunda yaşanabilecek sıkıntıların Avrupalı ülkelerin desteğiyle aşılabileceği, basın toplantısında açıklanan bir diğer konu başlığı olurken bölge için düşünülen ilk hedefin ise beş yıllık faaliyet sonucunda dünya gemi inşa piyasalarında yüzde 1 lik bir paya erişmek olduğu vurgulandı.
Ortak yatırımlar ve Türkiye alternatifi
Uzakdoğu?dan gelen baskılara karşı hayata geçirilmesi düşünülen bir diğer alternatif ise, teknolojik imkânları gelişmiş Avrupalı üreticilerin, kendilerine maliyet avantajı sağlayan bölgelere yatırım yapması yönünde. Bu konuda önemli bir potansiyele sahip bulunan Türkiye?nin de listenin başında yer alan ülkelerden biri olduğu ifade edilirken, her geçen yıl daha fazla sipariş almaya başlayan Uzakdoğu tersanelerine karşı teknoloji ve işgücü birliği temelinde bir direnişin sergilenebileceği sektörel uzmanlar tarafından ifade ediliyor. İngiltere?de yayınlanan ?Lloyd?s List? dergisinin analizi ve ?Avrupa; Asya?nın istilasına engel olmak için düşük maliyetli yerel bölgeler arıyor? başlığıyla çıkan haberine göre; özelikle Hollanda ve Norveç tersane grupları Avrupa?nın Güneyi ve Doğusunda düşük üretim maliyeti olan tersanelerle ortaklığa gitmek istiyor.
Hollanda-Türkiye işbirliği
Bu konudaki en dikkat çekici ortak girişimin; Türkiye?nin en modern tersanelerinden olan UM Deniz Sanayi ile Kuzey Hollanda?daki gemi inşacı Volharding Tersaneleri?nin stratejik işbirliğine gitmesi olduğu biliniyor. Volharding Tersaneleri İdari Müdürü Geert-Jan Bodews tarafından daha önce yapılan açıklamalarda rekabet, işçilik maliyeti, güvenilir ortam, iyi altyapı ve Türkiye?de uluslar arası girişime önem veren yeni anlayış açısından bakıldığında genel anlamda Türk Gemi İnşa Sanayinin özellikle ortak girişimler yönünden parlak bir geleceğe sahip bulunduğu ifade edilmişti. Uzmanlar, Türkiye ile birlikte eski Doğu bloğu ülkelerinin de parlak alternatifler arasında yer aldığını, özellikle Romanya ve Çek Cumhuriyetinin de dikkate değer bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyorlar. Yapılan yorumlarda, geçtiğimiz günlerde basına açıklanan Rusya-Hindistan ortaklığı yanında, İngiltere-Vietnam işbirliklerinin de dikkat çekici gelişmeler olduğu, tüm dünyanın adeta tekelleşen gemi inşa piyasalarını Uzakdoğulu rakiplerinden geri alabilmek amacıyla birleştiği görüşlerine yer veriliyor.
Cem TOP ? DÜNYA / PERŞEMBE ROTASI