Tuzla tersanelerinde birbiri ardına yaşanan ölümlerin, parlak günlerini yaşayan denizcilik sektöründe kaygıyla izlendiğini belirten armatör Eşref Cerrahoğlu, sorunların kökeninde plansız büyüme ve plansız sipariş almanın yattığını söyledi. Cerrahoğlu, 'Tersane kapatmak çözüm değil. Bu nedenle bankalar sektöre verdiği kredileri kesti. Suçlu, sektörün tümü. En kısa zamanda bir masa etrafında toplanıp önlemler tartışılmalı' dedi.
Türkiye'de 2001'den sonra altın çağını yaşayan sektörlerin başında denizcilik geliyor. Denizcilik, armatörlerden tersanelere kadar her alanında Çin ve Hindistan gibi Uzakdoğu ülkelerindeki büyüme sayesinde dünya ekonomisinde yaşanan iyileşmeden en fazla nasibini alan sektör oldu. Sektörün ulaştığı büyüklük 20 milyar dolara yaklaşırken 36 olan tersane sayısı ise 72'yi buldu. 3 yıl önce 7.5 milyon dwt olan gemi kapasitesi de bugün 20 milyon dwt tona ulaştı.
Sektör parlak günlerini yaşarken son 2 yıldır ise birbiri ardına yaşanan işçi ölümleriyle dikkat çekmeye başladı. Özellikle Tuzla tersanelerindeki ölümlerle sarsılan sektörde, bugünlerde sıkıntılı günler yaşanıyor. "Ölümlerin nedeni eğitimsiz işçi mi, taşeron mu" derken yeni bir iddia ise komplo teorilerini de işin içine kattı.
Aileden armatör Eşref Cerrahoğlu, denizcilik sektörünü en iyi bilen isimlerden biri. Sadece Tuzla'da değil Çin'de bile gemi siparişleri bulunan Cerrahoğlu ile sektördeki gelişmeleri ve Tuzla'daki tatsız ölüm olaylarını konuştuk.
Cerrahoğlu, sorumlunun sektörün tüm kesimlerinde olduğunu vurgularken bu olayların plansız büyüme ve plansız sipariş kabul etme nedeniyle yaşandığını söylüyor. Taşeronluk sisteminin yeniden kurallara bağlanması gerektiğine dikkat çeken Cerrahoğlu, "Sorun belli. Bir masa etrafında toplanıp çözüm aramak lazım. Olayların kökünün dışarıda olduğuna inanmıyorum" diyor. 2011'e kadar tüm tersanelerin dolu olduğunu ve sipariş iptallerinin söz konusu olmadığını da ifade eden Cerrahoğlu, "Tabii ki sıkıntı yaşanıyor. Ancak tersane kapatmak çözüm değil. Bu nedenle bankalar kredileri kesti" diyor.
Denizcilik sektöründeki gelişmeleri anlatır mısınız?
2001'den itibaren Çin ve dünya ekonomisindeki fevkalade iyi gidiş, yalnız dünyanın değil, Türkiye'nin gidişini de değiştirdi. Denizcilik sektörü armatörlük, tersaneler, limanlar, marinalar, balıkçılık gibi birçok farklı dalın birleşmesinden oluşuyor. Bu dallarda neler olduğuna tek tek bakalım. Tersaneler 2001'e kadar ciddi sıkıntı içindeydi. Şu anda 2011 yılına kadar kapasitelerini doldurmuş durumdalar. Siparişler dahil gemi kapasitemiz bugün 20 milyon dwt oldu. Bu yalnız Türkiye'de değil Çin, Japonya, Kore'de de böyle. Hatta Çin'de o kadar büyük yeni tersaneler açıldı ki bu, bizleri korkutuyor ve ürkütüyor. Türkiye'de 2001'de 36 tersane varken bu sayı 2008'de 72 tersaneye çıkacak. Tersanelerimiz yalnız sayısal değil kapasite olarak da çok hızlı gelişim içine girdiler. Takriben 3 milyon dwt sipariş ise yurtdışına verildi. Marinalar full kapasite çalışıyor. Bugün kim olursanız olun marinalarda yer yok. Bugün marina kurmak isteseniz üç seneden evvel mümkün değil. Marinalardaki teknelerin yüzde 60'ı bilfiil yabancı. Çünkü Türkiye KDV avantajı nedeniyle cazip. Ancak bu sektörün yeterince farkında değiliz. Üç kruvaziyer tekne gelsin bir hafta kalsın. 1 milyon dolar katma değeri var. Yani bir 737 Boeing uçağı dolusu turisti Antalya'ya getirin daha fazla katma değeri var. Limanlar fevkalade çalışıyorlar. Bugün eleman sıkıntısı çekiliyor. Balıkçılık hızla gelişiyor.
Bu büyüme aynen böyle devam eder mi? Dünyada bir durgunluk döneminden söz ediliyor.
ABD resesyonda diyorlar buna inanmıyorum. ABD resesyonda olsaydı dünya ekonomisi böyle olmazdı. Resesyon değil ciddi duraklama var. Avrupa'da sıkıntılar var ama Uzakdoğu hâlâ büyük bir hızla büyümeye devam ediyor. Çin'de, Hindistan'da her şey aynen devam ediyor. Ayrıca aklımıza dahi getirmediğimiz Kamboçya, Vietnam gibi ülkelerde tahminin üzerinde gelişmeler var. Dünyanın finans merkezi oraya kayıyor. Singapur'a gittiğiniz zaman inanamıyorsunuz. Yabancılara öyle büyük teşvikler var ki. İki ana sektör var. Özellikle denizcilik ve finans dünyasında oluyor gelişmeler. Bu gelişmeler sayesinde eskiden sektöre iyi niyetli bakmayan Türk bankaları artık farklı davranıyor. Sektör gelişmeye devam edecek, daha da büyüyecek, hiç ondan endişem yok.
Ancak Çin'deki yeni büyük kapasitelerden endişeleniyoruz dediniz, gelecek açısından öngörüleriniz ne?
Çin'deki dev yatırımlar kesin etkileyecek bizi. Türk denizciliğini en çok etkileyen konu sosyal sigortalar primidir. Bu, tersanesinde de böyledir, armatöründe de. Buna bir çare bulmak şart. Bugün Türkiye'de vasıfsız bir işçinin maliyeti 1000 dolar. Çin'de 100 dolardan 200 dolara çıktı. Vietnam'da hâlâ 100 dolar. AB'ye girmiş Bulgaristan ve Romanya'da 350 dolar. Bunu hayretle karşılıyorum.
Yüksek prim nedeniyle kayıtsız çalışan sayısı fazla mı sektörde?
Armatörlerde, marinada kayıtsız çalışan bulamazsınız. Tersanelerin de yüzde 90'ında yoktur. Ancak taşeron sistemini bilemem.
Tersanelerde çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Tuzla artık ölümlerle anılıyor. Siparişlerde iptallerden söz ediliyor.
Niye bu son kazalar oldu diye suçlu aranıyorsa burada sadece tersane sahibi suçlu değil. Tersane sahibi, yöneticisi, işçisi, sendikası ve yetkili merciler hep beraber suçlu. Çünkü son dört sene içinde bu kadar hızlı büyüyen bir sektörde hep beraber bazı tedbirleri almamız lazımdı. Bugün sektörün bütün yetkililerinin bir masa etrafında oturup tedbir alması lazım.
Ne tür tedbirler gerekiyor?
Birinci tedbir çok basit: Eğitim. Başından beri eğitim eksikliği var. Çok hızlı kurslar başlatılması lazım. Bir işçiyi Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden getirip denizi bile görmeden inşa halindeki gemiye kaynak yapmaya çıkartıyorsak, burada hepimizin bir sorumluluğu var.
Önlem almakta biraz gecikilmedi mi?
Doğru. Tersanelerdeki siparişler kapasitelerin üzerinde. Örneğin ana planda tek gemi inşa edilecek yere iki gemi alındı. Plansız sipariş alındı. Alınca da aynı metrekarenin içinde artan gemi sayısını inşa etmek gerekir hale geldi. Bu tedbirlerin alınması lazım.
Etkin bir ceza sistemi gelmesi gerekmez mi?
Elbette ceza olması lazım. Ayrıca taşeron olabilme kuralları yeniden belirlenmek zorunda. İstediğiniz teknolojiyi getirin, istediğiniz kadar uzman getirin. Personel eğitimli olacak, bu bu kadar basit. Bu işler ekip işi. Tümünün eğitimli olması gerek ayrıca.
Taşeron sisteminde sorunlardan söz ediliyor
Tersanecilikte her iş taşerona verilir. Bu sektörde dünyada kaide bu. Tersane sahibi şirket detaya giremez. Boru, kaynak, boya. En kalifiye gördüğüne verilir. Bizdeki tersaneler daha düşük kapasitelerde, bunlar daha da büyüyecek. Bir tersanenin içinde aynı gün 3 bin kişinin çalıştığını düşünün. Çin'de 10 bin işçi çalışıyor. Yetkili mercilerin masaya oturup kuralları koyması lazım.
GİSBİR üyeleri bir araya gelecekti ama gelemedi...
Biz her sektörde öyleyiz, toplanmamız mümkün değil. Hangi sektörde olursanız olun her şeyi ben biliyorum bakışı hâkim.
Sektörde sıkıntılar başladı mı? Siparişler iptal ediliyor mu?
2011 senesine kadar bütün tersaneler dolu. İptal yok ve olmaz. Ama sıkıntılar var. Örneğin bankalar krediyi kesti. Ben de olsam tersaneler kapatılırken nasıl kredi verirsiniz. Çok yanlış.
Kazalarla ilgili komplo teorilerine inanmıyorum
Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan ve bazı sektör temsilcileri ölümlerin bu kadar artmasının ardında bazı komplo teorilerinden söz ediyor. Rakip ülkelerin engellerinden söz ediliyor. Hatta Almanya iması bile var. Olayların kökü dışarda olabilir mi?
Ben böyle bir şey olacağını zannetmiyorum. Olacağını da düşünemiyorum. Düşünmek dahi istemiyorum. Evet Almanya bu sektörde çok geriledi, tersanelerini kapattı ama eğer böyle rekabet varsa Çin'i, Kore'yi düşünmemiz gerekir. Bana göre en kötü tarafımız şu: Sorun ortada, belli, masa başına oturamıyoruz. Ben sen tartışması, yetki bende, ben karar vereceğim tartışması yaygın. Artık bunu bırakıp hepimiz yetkiliyiz, birlikte karar vermeliyize gelmemiz lazım.
Tersane kapatmak çözüm değil
Önlem almak yerine de tersaneler kapatılıyor. Bu çözüm mü?
Kapatmalara kesin karşıyım. Eksiği olan tersane kapatılmamalı, cezalandırılmalı, kısa süre iş durdurup yeni projenizle bize gelin demek lazım. Sistem yanlış. Bizim çok gemi inşaatımız var. Gemilere gidiyorum, çalışan işçiyi görüyorum. Yönetimin verdiği kurallara insanımız alışkın değil. Emniyet kemeri kullanmıyor. Süperviser dolaşıyor; kemer takılmış görüyor, bir saat sonra yok kemer. Sıkıldım, bir sigara içeceğim diyor. Orada sigara içmeye hakkın yok.
Jale ÖZGENTÜRK - REFERANS