İMEAK İzmir Deniz Ticaret Odası Başkanı Yusuf Öztürk, denizcilik sektörünün mevcut durumu, hedefleri ve üyelerin beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“HEDEFİMİZ DENİZ TİCARETİNİ ARTIRMAK”
Sektörün siyasi gelişmelerden bağımsız ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Büyük bir soru işareti var. Şu anki konjonktür, savaşlar ve siyasi gelişmelerle ilgili bir konjonktür. Bu siyasi konjonktür benim kontrolümde değil. Ben Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin altındaki bir meslek kuruluşuyum ve yarı kamu niteliğindeyiz. Görevimiz, üyelerimiz ve sektör ile Ankara’daki devlet kuruluşları ve bakanlıklar arasında köprü kurmak. Amacımız deniz ticaretini kolaylaştırmak ve artırmak; önünde engeller varsa bunların çözümü konusunda devletimize danışmak ve talep ettikleri sürece görüşlerimizi iletmek. Siyasi açıdan şu anki konjonktürler bizim çok dışımızda. Özetle hedefimiz İzmir’de deniz ticaretini artırmak” dedi.
“KISA VADELİ DEĞİL UZUN VADELİ DÜŞÜNMELİYİZ”
Planlamaların uzun vadeli yapılması gerektiğini ifade eden Öztürk, “Biz denizcileri, beklentileri günübirlik yapıyormuş gibi değerlendirmeyin. Denize çıktığımızda 2 günlük, 3 günlük veya 1 haftalık hava raporlarını alır ve ona göre hareket ederiz. Dolayısıyla şunu söylemek istiyorum; biz 2026 için değil, önümüzdeki daha uzun yıllar için perspektifimizi belirlemeliyiz. Türkiye’nin nüfusu artıyor, tüketim alışkanlıkları değişiyor ve dünyadaki lojistik sistemler de dönüşüyor. Pandemiyi ve savaşları gördük; her şeye rağmen hayat devam ediyor. Bu hayat devam ettiği sürece önümüzü görüp planlamamızı yapmamız şart” diye konuştu.
“TÜRK DENİZ TİCARETİNDEN DAHA FAZLA PAY ALMALIYIZ”
Küresel gelişmelere uyumun önemine dikkat çeken Öztürk, “Dünyadaki denizcilik, limancılık ve lojistik sistemlerine uyum sağlayabilecek bir noktada olmalıyız. Siyasi gelişmelere takılmadan Türk deniz ticaretinden daha fazla pay almak, Türk bayraklı gemi sayısını artırmak ve gemilerin yaşlarını gençleştirmek gibi adımlar önümüzdeki yıllar için yapılan stratejiler. Bugün Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de sıkıntılar var ama bu kalıcı değil. Sular durulduğunda filolarımızın tekrar oralarda olabilecek kapasitede olması gerekiyor. Eğitim kuruluşlarımız da buna göre yetişmiş, lojistik bilgisi yüksek insanları hazırlamalı” ifadelerini kullandı.
“KEMALPAŞA LOJİSTİK MERKEZİ ÖNEMLİ BİR ADIM”
İzmir’de devam eden yatırımlara değinen Öztürk, “Siyasi tarafı bir kenara bırakacak olursak, İzmir’de Kemalpaşa Lojistik Merkezi yapılıyor. Yıllardır konuşulan bu proje altyapısını tamamladı ve üst yapısıyla ilgili çalışmalar sürüyor. Bu ne anlama geliyor? İzmir dışında bir lojistik merkez oluşturuluyor. İzmir Limanı ve Aliağa limanlarına demiryolu bağlantısıyla bağlanacak, maliyeti düşük, hızlı, çevreye duyarlı ve trafik problemini azaltacak bir yapı ortaya çıkıyor. Yeterince yatırım yapılmamış olabilir ama hiçbir şey yapılmıyor demek doğru değil” dedi.
“EN BÜYÜK TALEP MEVZUATLARIN SADELEŞTİRİLMESİ”
Üyelerin beklentilerine ilişkin konuşan Öztürk, “Üyelerimizin bizden en fazla talebi mevzuatlar. Mevzuatların daha kolay ve anlaşılır şekilde oluşturulmasını istiyorlar. Sahayı bilen, sahada yaşananları iyi algılayabilen bir yapı talep ediyorlar. Belirsizlikler lojistikte çok şey demek; hatta en tehlikeli şey belirsizliktir. Lojistik çok canlı bir sistemdir, 24 saat çalışır. Dünyadaki kargo hareketinin yaklaşık yüzde 80’i deniz yollarıyla gerçekleşir. Lojistik çalışmazsa insanlar açlıktan ölür, elektriğimizi yakamaz, soğukta üşürüz” diye konuştu.
“DENİZCİLİKTE YAPISAL DÜZENLEMELER GÜNDEMDE”
Geçmişte üyelerden gelen “Denizcilik Bakanlığı” talebinin hatırlatılması üzerine konuşan Öztürk, “Üyelerimizden doğrudan bağlı olduğumuz bir denizcilik bakanlığı kurulması talebi de geliyor. Önceden denizcilik müsteşarlıktı, sonra Ulaştırma Bakanlığı altında genel müdürlük oldu. Bakanlık haline gelmedi ama Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü başarılı şekilde faaliyet gösteriyor. Şahsi olarak şu an ayrı bir bakanlığa ihtiyaç olmadığını düşünüyorum ancak Denizcilik İşleri Başkanlığı gibi bir yapının oluşturulması gündemde. Bu, bize daha fazla hız kazandırabilir” dedi.
“İZMİR’DE YENİ LİMANA İHTİYAÇ YOK”
“İzmir’de yeni limanlara ihtiyaç var mı” sorusunu da yanıtlayan Öztürk, “Türkiye’de 182 liman ve kıyı tesisi var. Limanlar stratejik noktalar ancak bugün hizmet edemeyecek fazla liman yatırımı doğru değil. İzmir’de mevcut limanımız var, Aliağa’daki limanlarımız Türkiye’de elleçlemede üçüncü sırada. Çandarlı’da da geleceğe dönük bir yatırım var. Şu aşamada arz-talep dengesine baktığımızda İzmir’de yeni bir limana ihtiyaç yok” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE AKTARMA ÜSSÜ OLABİLİR”
Türkiye’nin konumuna dikkat çeken Öztürk, “Biz başkasının taşı ile başkasının kuşunu vurabilecek deniz ticareti yaratmalıyız. Avrupa ile Asya arasında köprü ülkeyiz ve üç tarafımız denizlerle kaplı. Türkiye aktarma üssü olabilir. Gelen yüklerin başka ülkelere aktarılması hem gelir sağlar hem istihdama katkı sunar. Her geçen yıl Türkiye limanlarının aktarma sayıları artıyor, bu da sevindirici. O para Türkiye’de kalıyor” diye konuştu.
Hale YILDIRIM - gundemebakis.com
LOJİPORT