Laz fıkrası gibi dernek kavgası

Laz fıkrası gibi dernek kavgası

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile Ro - Ro Gemi İşletmecileri ve Kombine Taşımacılar Derneği (RODER) arasında uzun süredir devam eden tatlı -...

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile Ro - Ro Gemi İşletmecileri ve Kombine Taşımacılar Derneği (RODER) arasında uzun süredir devam eden tatlı - sert mücadele ilginç hamlelerle devam ediyor! İki derneğin başında da iki Karadenizli (Oflu!) olunca, olay giderek 'tam Laz fıkrası' dedirtecek gelişmelere sahne olmaya başladı

EYLEM TÜRK

Az sonra anlatacaklarımız, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile Ro - Ro Gemi İşletmecileri ve Kombine Taşımacılar Derneği'nin (RODER) arasındaki uzun süredir devam eden tatlı - sert mücadelenin öyküsü... Geçtiğimiz haftalarda UND tarafından düzenlenen bir toplantı için Bolu'daydım. Dernek üyeleri sektörün geleceğini ve AB üyeliği arifesinde 'vizyon - misyon' tartışmak için toplanmışlardı. İki gün boyunca 200 nakliyeciyle birlikte zaman geçirdik. Çalıştaydan arta kalan zamanlarda da üyelerle sohbet ettik. Yaptığımız sohbetlerde en çok dikkatimi çeken, ana gündemi sektör sorunlarından çok RODER'in oluşturmasıydı....

İstanbul'a döndüğümde de RODER'de aldım soluğu. Ne şans ki, o gün yönetim kurulu toplantısı vardı. Yönetim kurulu üyeleriyle yaptığımız sohbet de farklı olmadı. Söz, döndü dolaştı UND'ye geldi... Sonuç olarak her iki derneğin de ana gündem maddesi birbirleriydi. İki dernek arasındaki tartışma bilinmeyen bir konu değil... Ne var ki bu durum soğuyacak yerde, -ki tarafların da başında iki Karadenizli başkan olunca- olay fıkraları aratmayacak gelişmelerle devam ediyordu.

Olay şöyle başlıyor...

UND, 1974'te kuruluyor. İki yıl sonra başına Saffet Ulusoy seçiliyor ve tam 25 yıl derneğin başkanı olarak kalıyor. Sektörle özdeşleşen 'Saffet Ulusoy'un karşısına zaman zaman rakip başkan adayları çıkıyor ama hiçbiri başarılı olamıyor. Ta ki 2001 yılına kadar... O yıl karşısına Çetin Nuhoğlu çıkıyor ve seçimi kazanıyor. Çekişme de bundan sonra başlıyor. Ulusoy, Nuhoğlu'nun çocukluk halini biliyor. Bu iki derneğin başındaki isimler hemşeriler aynı zamanda. Aralarında 20'yi aşkın yaş farkı var. Yani Ulusoy'a göre Nuhoğlu, 'dünkü uşak.' Hatta Nuhoğlu'nun anlattığına göre iki tarafın ailesi de bir zamanlar çok yakınmış. Nuhoğlu'nun babası o dönemler Of'ta özel kalem olarak çalışırmış. Ulusoylar'ın bir sorunu olduğunda koşar, destek verirmiş. "Saffet Bey'e abi diye hitap ederdim" diyor...

Tüm bu abi kardeşlik ve hemşerilik geçmişlerinden yola çıkılarak bakıldığında aralarındaki asıl sorunun 'duygusal' kaynaklı olduğu bile söylenebilir. UND'yi bırakan Ulusoy, hemen arkasından RODER'i kuruyor. Beraberinde önemli sayıda nakliyeciyi de yanına alarak tabii... Ve rekabet başlıyor...

Bugün aynı amaç ve çıkar için kavga etmesi gereken bu iki dernekten birinin 'ak' dediğine öteki 'kara' diyor. Öyle ki, Irak'ta Murat Yüce adlı Türk şoförün öldürülmesi sonrasında Çetin Nuhoğlu, "Mevcut gelişmeler sonucu Irak'taki ABD yüklerini taşımayı durdurduk" derken, Saffet Ulusoy, "Irak'la ticaret yapmak bizim için vazgeçilmezdir" diye açıklama yapıyor. Bir süre önce de RODER, gazetelere verdiği ilanlarla, uluslararası karayolu taşımalarına 'zam yapalım' çağrısı yapıyor. UND'nin yanıtı gecikmiyor: "Bunun altında menfaat var!"

Tırsan'ın önüne dev tabela

İki dernek arasında gümrüksüz mazot istasyonu konusunda da bir çekişme yaşanıyor. UND'nin gelirlerinin önemli bir bölümünü Erenköy'deki istasyon oluşturuyor. Ancak Pendik'te liman açan RODER, 40 kilometrelik farkı öne sürerek, liman içinde açtıkları istasyonu kullanmak istiyor.

Bu gerçekleşirse, Nuhoğlu'nun söylediğine göre UND büyük gelir kaynağını kaybedecek. İki dernekle birlikte bölünmüş durumda olan sektörde rekabet sadece lafta da kalmıyor ve gerçekten 'fıkra' gibi olaylar yaşanıyor. RODER, araç muayene istasyonu kurmak için aradığı araziyi -ne hikmetse- Samandıra'da; Çetin Nuhoğlu'nun sahibi olduğu Tırsan ve DAF'ın tesislerinin 'tam önünde' buluyor. Böylece Tırsan'ın önü tamamen kapanıyor. Arkaya da sadece Tırsan'dan bakıldığında görülecek şekilde tabela koyuyor... İki dernek arasında süregelen rekabet en çok sektörü zedeliyor...

Her iki tarafın üyeleri sektör sorunları yerine bu mücadeleyi konuşuyor. Yine de sessizce dile getirilen temenni şu: "Ulusoy'un tecrübesi ve Nuhoğlu'nun vizyonu bir araya gelse sektörü kimse tutamaz..."

200 ortak üyeleri var..

RODER'e geçerken, UND üyeliğini bırakmayan nakliyeciler de mevcut. Ulusoy, her iki derneğe de üye olanların sayısının 200'ü bulduğunu söylerken, Nuhoğlu, bunu şöyle açıklıyor: "Farklı farklı nedenleri olanlar var. Duyarsız olan da var hoşgörülü olan da. Menfaat güdenler de var.

Bir de en önemlisi zorunluluk var. 'Benim gemime biniyorsan RODER'in de üyesi olman lazım' gibi.." Ulusoy ise, "UND, genel kurulunu 192 kişiyle yapmış. Bizim genel kurulumuza herkes gelir. Mesele şu, idareniz iyi ise herkes oradadır" diyor.



'Ro ro'da küçük hisseleri toplayıp tekel kurdular'

"Beni başkan olmaya ittiler" diyor UND Başkanı Çetin Nuhoğlu. Başkan olmaya bir telefon konuşması yüzünden karar vermiş.

Telefonun kimden geldiğini söylemeden o günleri şöyle anlatıyor: "Bir gün Kayseri'deyim. Gece yarısı bir telefon geldi. Karşımdaki kişi inanılmaz fütursuzsa konuşuyor. Bu tip insanlar gelecekteki tehlikeleri de hissederek kendi duruşlarını kontrol ederler.

Çetin Nuhoğlu, sektörde uzun yıllardır var. 1969 yılından bu yana uluslararası nakliyecilikle uğraşan bir aileden geliyor. Doğal olarak tüm nakliyecilerle yakın işbirliği içinde. Bu da insanın aklına acaba mı sorusunu getirmiştir." Sektörün değişim istediğini söyleyen Nuhoğlu, "Ama tek alternatifimiz var diye düşünülüyordu" diyor. Kayseri konuşmasının ardından aleyhine kampanya başlatıldığını anlatan Nuhoğlu, sektörün artık başkanın değişmesi kararını verdiğini söylüyor. Daha önce hiçbir hazırlıklarının bulunmadığını belirten Nuhoğlu, "25 günde bu işe karar verildi ve bu işin içine çekildim. İyi ki de çekilmişim" diyor.

Ben soruma, 'Sektörü iki dernek temsil ediyor..." diye başlarken Nuhoğlu atılıyor: "İki dernek değil tek dernek temsil ediyor. O da UND. Diğer dernek bir meslek örgütü değil. O bir firmanın kamuyla ilişkilerini geliştirebilmesi ve üyelerine yönelik halkla ilişkiler çalışması için oluşturulmuş bir çatı." Nuhoğlu şöyle devam ediyor: "Hizmet alanlarla hizmet verenler aynı çatı altında olur mu? Ro ro gemisine binenlerle ro ro gemi sahipleri aynı meslek örgütünün içinde olabilir mi? Bu çok absürd, araştırma konusu olabilecek bir durum. Bu nedenle sektörü iki örgüt temsil ediyor gibi algılanmasına karşı çıkıyorum."

'UN Ro Ro kârı gördü'

Ro ro işletmeciliğinin tam bir tekel olduğunu söyleyen Nuhoğlu, "Zaten rekabet kurulunda soruşturma devam ediyor. Ro ro işi 1993'te Yugoslavya'daki savaş nedeniyle ağırlık kazandı. UND şu anda şirketin hissedarı" diyor.

UN Ro Ro Yönetim Kurulu'nun, bu işin çok kârlı olduğunu gördüğünü belirten Nuhoğlu şöyle anlatıyor: "Bundan sonra bütün enerjilerini ro ro'nun gelişimine harcadılar. Amaçları kârı artırmak. Bunun için de alternatif güzergah olan kara taşımacılığındaki iyileştirmelere sıcak bakmadılar." Ro ro'nun kurulma aşamasında imzalanmış bir anlaşma olduğuna dikkat çeken Nuhoğlu, şöyle anlatıyor:

"Bu anlaşma, Macaristan'dan geçecek olan çevreci araçlara belgesiz ve ücretsiz geçiş olanağı sağlıyor. Meslek örgütü olarak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için baskı yapmanız gerekirdi. 1996'ya kadar sadece bir kez toplantı yapmışsınız, o toplantıda da gündeme getirmemişsiniz. 2001'e kadar da başka toplantı talebiniz olmamış. Ama İtalya ile ilgili her yıl toplantı yapmışsınız. 1977'de Bulgaristan ile bir anlaşma yapmışız. Birbirimizden ücret almayalım demişiz. Sadece senin nakliyecin kendi ülkesinde ne kadar ödüyorsa diğeri de aynısını ödesin diye bir karar alınmış. 2001 yılında yönetime geldiğimizde gördük ki Türk nakliyecileri Bulgaristan'dan geçerken 238 dolar ödüyorlar, Bulgar nakliyeciler Türkiye'den geçerken 14 dolar ödüyorlar. Bulgar nakliyeci kendi ülkesine 20 dolar ödüyor. Bunu Bulgaristan'a sorduk, 'paraya ihtiyacımız vardı siz de itiraz etmediniz. Bugüne kadar neredeydiniz' dediler. Biz üç yıl mücadele ettik."



'Küçük ortakların hisseleri toplandı'

Burada kimseyi suçlamadığını anlatan Nuhoğlu, "Bunları yerine getirmemek bir meslek örgütünün görevini yerine getirmemesi demek" diyor. O zaman iyi yönetici olunamayacağını kaydeden Nuhoğlu şöyle devam ediyor: "İyi bir meslek örgütü olamamanın arkasında acaba kişisel menfaat mi, ro ro menfaati mi vardı? Bunu düşünüyorum. Çünkü sürekli olarak baştan beri ro ro'nun ticari gayesi olmayacağını düşünen küçük ortakların hisseleri toplandı. Böylece bir tekel oluştu. Biz zamanında ro ro şirketini 3 milyon dolara kurduk. Bugün kendisi '1 milyar dolarlık şirket oldu' diyor.

1993 'te 3 milyon dolara kurulan şirket 10 yılda nasıl 1 milyar dolarlık oldu?"

'UND'de bir şey yok, boş sandalye ve masalar var'

Bugün RODER Başkanlığı'nı yürüten Saffet Ulusoy, UND - RODER çekişmesiyle ilgili olarak "Onlar bizimle uğraşıyor biz onlarla değil" diyor. 26 yıldır UND'de görev yaptığını anlatan Ulusoy, "2000 yılında dediler ki bu adam kocadı, yerine yeni birini getirelim. Bir modaydı. Bu işi elbise zannettiler. Moda değişikliği yaptılar ama elbise sırtlarına uymadı. Ben direksiyondan geldim. Arabayı tanımayanlarla ben bir kefeye girmem. Onlar arabayı tanımazken ben şoförlük yapıyordum. Ama benim gücenmem yok, muhatabım değil. Ben onu kendime muhatap eder miyim" diyor.

RODER üyelerinin derneğe hem madden hem manen bağlı olduğunu anlatan Ulusoy, "İcraat burada, millet burada. Bizim UND ile hiçbir alakamız yok. UND bizi temsil etmiyor, onun bir tarafı topal. Bizim ticari ortaklıklarımız var. Ro Ro işletmemiz var. Orada bir şey yok. Boş sandalyeler ve masa var. Bunlar kuşçular derneğinde de var" diye anlatıyor. İnsanların yalnız maneviyatla bir yere bağlanamayacağını belirten Ulusoy, "Maddiyat da gerekir. Ver bana 200 milyon aidat kaydettim seni. Ne olacak kaydettiysen beni" diyor. Ulusoy, geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Pendik Limanı ile ilgili olarak da şöyle konuşuyor: "Pendik Limanı'nı yaptık. Yapmasaydık Haydarpaşa'dan devam etmemiz mümkün değildi. 120 dönüm arazi üzerinde müstakil bir liman oldu. Bir noksanımız var o da akaryakıt istasyonu. Anadolu'dan gelen vasıtaların yüzde 60'ı gemiye biniyor. Erenköy'e gelecekler, 40 kilometre daha yol yapacaklar, mazot alacaklar, Pendik'e dönecekler. Türkiye'de beş tane akaryakıt istasyonu var. Türkiye'nin paraya ihtiyacı var. Burada ÖTV'siz akaryakıt satılsın, 34 trilyon lira da devletin kasasına girsin. Bu araçlar da trafiğe girmesin. Erenköy zaten kanuni değil. Çünkü gümrüksüz akaryakıt istasyonları çıkış kapılarında olur. Bu şekilde zaman kaybı oluyor, trafik oluyor."

'Bir dernektir bir hevestir'

UND ile hiçbir işlerinin olmadığını anlatan Ulusoy, "Bir dernektir bir hevestir. Benim için artık UND devri kapandı. Bir daha başkanlık da düşünmüyorum" diyor. UND'nin Un Ro Ro şirketini iki kez yüksek rekabet kuruluna şikayet ettiğini belirten Ulusoy, şöyle devam ediyor: "İş, RODER'i, UN Ro Ro'yu nasıl batırırız da. Şapka düştü kel göründü. Biz mahkemedeyiz hala. UND'ye üç tane Ro Ro hissesi bıraktık. Bizim ortağımız aynı zamanda. UND'yi zamanında ben ortak ettim. Ben yaptım. Benim işlerim var ya..."



'Orada bir şey kalmadı ki...'

UND'nin sektörü temsil ettiğini sandığını söyleyen Ulusoy, "Artık kombine taşımacılığı var. Dünya buraya gidiyor. Onlara sorarsan 'sektörü biz temsil ediyoruz' derler. Neyi temsil ediyorsun? Senin temsilin bitti" diye anlatıyor.

Ro Ro taşımcılığının çok önemli olduğunu belirten Ulusoy, şöyle devam ediyor: "Deniz taşımaları olmasa kara yolu bu kapasiteyi kaldırmaz. Türkiye'nin ticaret şekli değişti. Dünya geçmiş, gitmiş. Laflarla bu gemiler yürümez. Biz ileriyi gördük, arkadaşlar birbirine sarıldık. Biz karayolunun olmasını istiyoruz çünkü biz yetiştiremiyoruz. Ama karayolunu iddia etmek yanlış. O işin başında Saffet Ulusoy vardı. Millet kanatları altında toplanmıştı. Artık orada bir şey kalmadı kiÖ Onlar bizimle uğraşıyor biz onlarla değilÖ Saffet Ulusoy'un orada bıraktığı bir isim ve 25 yıllık bir tecrübe var. Kimse bunlarla hava atmasın."

UND'nin D'si mahkemelik oldu, şimdi D gitti UN kaldı

Ulusoy, 2001 yılında RODER'in yanı sıra, Ro - Ro taşımalarını 1993 yılından beri gerçekleştiren şirketlerin başkanlığına da geçince, Nuhoğlu, ortağı olduğu UND Ro Ro İşletmelerindeki hisselerini devretmiş. Şirket isminin başında yer alan 'UND' adının kalkması için mahkemeye başvurmuş. Bunun üzerine UND'nin D'si kaldırılmış. UND tarafı, gemilerin bacasında halen UND yazdığını söylerken, Saffet Ulusoy, "Kalktılar bizden isim hakkı istediler. Biz de ismini değiştirdik, UN Ro Ro yaptık. Benim zamanımda verilmiş bir isim. İsmini veren ben, UND'ye hisse alan ben. Geçen yıl kâr dağıtımından 1 trilyon para yolladık" diyor.
Bu arada UND'nin şirkete ortaklığı devam ediyor.

Irak umudu fazla TIR aldırdı, atıl kapasite oldu

Her iki dernek başkanın da yaşadıkları tartışma dışında dikkat çektiği konu ise sektördeki atıl kapasite. Irak'ın yeniden yapılanmasında Türkiye'nin oynayacağı rol sektörde büyük umut yaratmış. Ancak firmalar dereyi görmeden paçayı sıvayınca satın aldıkları fazla TIR'lar atıl kalmış. Ulusoy, Türkiye'de 32 bin çekici 35 bin römork olduğunu söylerken, "Türkiye'nin işini 25 bin tır görür. Demek ki atıl kapasite var. Hem Irak pazarı hem de sektördeki gelişmeler nedeniyle firmalar fazla TIR aldı" diyor. Son üç yılda sektörün geliştiğini söyleyen Nuhoğlu ise şöyle konuşuyor: "Lojistik tüm sektörlerin tetikleyicisi. Onların performansını belirleyen, rekabetçiliğini, artı değer üretmesini sağlayan en önemli sektör. Tüm sektörlerin anası konumunda. İhracat ve bölge ticareti çok arttı. Bu süreçte yanlış politikalar yüzünden firmaların sahip olduğu araç sayısı da arttı. Bunun nedenlerinin başında Irak meselesi geliyor. Ölçülemeyen miktarlarda ihtiyacın üzerinde araç alınmasına neden oldu Bu pazarda sektör umduğunu bulamadı ve bu amaçla alınan araçlar atıl kaldı. Şu anda araç sayımız fazla."

'Adını anmak ceza nedeni'

Ailelerinin bir dönem çok yakın ilişkide olduğunu söyleyen Nuhoğlu, "İkimiz de hemşeriyiz ve ailelerimiz de çok yakındı. Rahmetli babam Ulusoy'a çok destekler verdi. Babam Of'ta tahrirat katibiydi. Bir nevi özel kalemdi. Onlara çok destekleri olduğu için yakındık. Benden çok büyük olduğu için ona abi diye hitap ederdim. Karadeniz'de sevdiğimiz, ilişki içinde olduğumuz bir aileydi" diyor.

Nuhoğlu ile geçmişteki ilişkilerini sorduğumuz Ulusoy da "Sen beni tanımıyorsan ben seni hiç tanımıyorum diye bir deyiş var. O büyüğünü tanımamış ben onu neden tanıyacağım. 20'den fazla yaş var aramızda. Benim kurulmuş 1 milyar dolarlık gücüm var. Ben niye uğraşayım onunla. Ben arkadaşlarıma ismini de anmayın diyorum. O ismi ananlara da ceza yazılıyor..." diyor.



Nuhoğlu tesisinin önüne arkasına RODER tabelası

RODER, araç muayene istasyonunu Samandıra'da kurmuş. Kurduğu arazi, Çetin Nuhoğlu'nun sahibi olduğu Tırsan ve DAF'ın Samandıra'daki tesislerine bitişik durumda. RODER tabelası Tırsan'ın otobandan görülmesine fırsat tanımıyor. Aynı tabela, sadece Tırsan'dan bakıldığında görülecek şekilde binanın arkasına da yerleştirilmiş... Arazinin yeri hakkında ilk başlarda haberi olmadığını söyleyen Ulusoy şöyle anlatıyor: "Benim haberim yoktu, yönetim kurulu üyelerimden birisi RODER'e çok güzel bir yer bulduğunu söyledi. Satın alın o zaman dedim. Bir de gittim baktım ki onun işyeri ile arasında 5 metre var. Bitişik nizam olduğu için betonomuzu kırdırdı, onun hakkını yemişiz. Tam da orada arazi bulundu. Sabah geldiği zaman RODER muayene istasyonunu görebiliyor. Koskoca bir istasyon."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.