İşte denizlerdeki yüz akımız...

İşte denizlerdeki yüz akımız...

Bu yıl 26 Mart?tan itibaren , nisan, mayıs ve haziran?ın 19?una kadar Mersin?deydim. THY ile gittim ve THY ile çok rahat bir yolculuk yaptım. Şimdi yorucu...

Bu yıl 26 Mart?tan itibaren , nisan, mayıs ve haziran?ın 19?una kadar Mersin?deydim. THY ile gittim ve THY ile çok rahat bir yolculuk yaptım. Şimdi yorucu bir yolculuk arifesindeyim. Zira, bir de geleneksel yaz tatilim vardı. Bu tatili de Avrupa Türkler?i adına koklamak için yine bir otomobil yolculuğu yapmak durumundaydım. Bunun için RE-CA Marmara Lines?in sahibi dostum Recep Ertuğrul?a bir mesaj geçtim. Zorlu yolları aşmayı gözüme kestiremediğimi söyledim. Recep Ertuğrul ?gemi dolu ama sana bir yer ayarlarız? diyerek beni ferahlattı. Gemiye gideceğim, yaşayacağım ve de yazacağım.

Ama geçen yıldan yazacaklarım var.

Geçen yıl da, her yıl olduğu gibi, otomobilim ile seyahata çıkmıştım.

?Avrupa?nın yolları artık asfalt? demiştim.

Sakin bir dönemde geçmiştim bu yollardan. Sakin dönemlerde otomobil kullanmak çileli olmuyor. Sınır kapılarındaki eziyeti yaşamadığım için ?Yollar atrtık taştan değil, asfalt? diye yazmıştım.

Dönüş yolunda biraz zorlanacağımı ve bu zorlukları dile getireceğimi de yazmıştım. Ama ne var ki, geri dönüş için yola çıktığım gün radyo ve televizyonlar ?bas bas? bağırıyordular: ?Kapıkule sınırında 20 km kuyruk var.?

Kapıkule?de 20 km. kuyruk varsa, Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya sınırlarında da uzun kuyruklar bulunduğunu tahmin etmek zor olmaz. Ayrıca bir de yol vergileri ödemek için durduğumuz gişelerde de bir o kadar kuyruk vardır.

 

İşte, tüm bu kuyruk manzaralarını düşünerek çıktığım yolda, RECA ve  Marmara Lines?in sahibi olan dostum Recep Ertuğrul?a bir mesaj geçtim.: ?Beni bu yol derdinden kurtar?.

Ağustos sonunda ve eylül başlarında gemilerde yer bulmak mucizedir. Ama sağolsun Recep Ertuğrul mesajıma yanıt verdi: ?Gemi dolu ama seni limanda bırakmayız?.

Bu mesaja çok sevinmiştim. Mersin?den çıktığım yolun güzergâhını, Ankara?ya varmadan değiştirdim. Konya ve Afyon üzerinden İzmir?e oradan da Çeşme?ye gittim.

Çeşme limanına  vardığım zaman, geminin de yanaşmış olduğunu gördüm. Sağolsunlar, tüm RECA personeli benimle yakından ilgilendiler ve gemiye sorunsuz bir şekilde girmemi sağladılar.

 

 

 

Gemide 1113 yolcu ve 309 otomobil vardı. Bu kalabalık içinde bana ve otomobilime yer bulan Recep Ertuğrul ile kucaklaşırken, ?Çok teşekkür ederim? derken, O?nun bana yanıtı ve parmak işareti tehditvariydi: ?Bir daha yapma, açıkta kalırsın.?

Öyle ya, sezonun en kalabalık zamanında, önceden rezervasyon yapmadan gemiye gitmek hataydı. Ama ?Recap Ertuğrul ile dost isen bundan korkmana gerek yok? diye düşündüğüm için bunu yapma cesaretini gösterdim.

 

Recep Ertuğrul?un Çeşme adlı gemisi ile seyahatin nasıl büyük bir keyif verdiğini daha önceleri de yazmıştım. Yetişkinler, gençler ve çocuklar için vakit geçirtecek ve eğlendirecek bir yığın atraksiyon var. Çocuklar için sık sık yapılan animasyonlar, ebeveynleri çok rahatlatıyor.

Yetişkin beylerin en büyük eğlencelerinden biri, tavla partileri.

Patron Recep Ertuğrul tavlacıların başını çekiyor. O?nunla tavla oynamak gerçekten büyük bir zevk.

 

Her seferde ben de Recep Ertuğrul ile tavla oynarım. Daha önceki seferlerin hepsinde ben galip gelirdim. Ama bu defa utandım mı ne, O?na mağlup oldum. Tabii bunun acısını diğerlerinden çıkardım. Hele bizim Zwolle?den bir arkadaşımız vardı ki sormayın. Çok iddialı bu arkadaş ile ilk oyunumuz 5-0 benim galibiyetim ile sonuçlandı. İkinci oyunda 3-0 önde iken bir mars verdim ama sonuç  5-2 benim lehimde oldu.

Çeşme Gemisi?nde yeme içme hizmeti ?Ege Kumanyacılık? adlı bir firmaya verilmiş. Bar, kantin ve restaurantlardaki servis gerçekten çok mükemmeldi.

Şahsen ben, aç olmadığım halde restaurantın açılmasını beklerdim. Zira orada hem leziz yemekleri yiyordum, hem de vakit geçiriyordum.

Personel, genel anlamda dört dörtlüktü. Eee, patron 24 saat uyanık kalırsa servisler de tıkırında gider değil mi?

İtalya?nın Ancona limanından her Cumartesi günü İzmir?in Çeşme limanına düzenli seferler yapan Feribot?un başında firma sahibi olan Recep Ertuğrul olmak üzere tam 110 eleman, yolcuların rahat seyahat etmeleri için büyük bir gayret sarfediyorlar, PortStale Controll (PSC) denemelerinden geçerek, uluslararası yolcu taşıma hakkına sahip olmakla gurur duyuduğunu belirten Ertuğrul, geçen yıl 29 bin 100 yolcu ve 11 bin 375 araç  taşıdı bu. Bu yılki hedefi 30 bin yolcuydu ama, sayı bu kez 500 eksik oldu.  Başarılı ve kaliteli hizmetle yolcuların takdirini kazandıklarını söyleyen RE-CA?nın sahibi Recep Ertuğrul şöyle konuşuyor:

 

?Biz bir işin uzmanıyız, yıllardır bu işi yapıyoruz.Şimdiye kadar bir tek yolcumuzu limanda bırakmadık. Bazı zamanlar başka firmaların yolcusunu dahi limanda bırakıldığı zaman biz alıp getirdik. Kendilerine yardımcı olduk. Bizden kaynaklanan hiçbir sorun yaşamadık. Biz Avrupa?da tam 7 bin seyahat acentası ile çalışıyoruz. Bunlar bizim biletlerimizi satıyorlar. RE-CA firması 20 sene önce vardı, yine varız. Başarılı olmazsanız 20 yıl ayakta duramazsınız. Bakın geriye bu işi yapan bir çok firma vardı. Şimdi hangisi bu işe devam ediyor? Bizim parolamız: ?Dürüstlük, kaliteli hizmet ve alın teri ile para kazanmak?

 

***

 

O bir imparator

 

1930 Antalya doğumlu Recep Ertuğrul, sade bir vatandaş olarak 1959'un sonlarında Almanya'ya gelip Mercedes'te işe başladı. Ticarete ilk adımı 'Exportçuluk? işi ile attı. Sonra Türk Hava Yolları (THY) bilet satış acentası oldu. Clayson marka Biçer-döverleri Türk köylüsüne göndererek, Anadolu çiftçisini modern tarımcılıkla tanıştırdı. Kepçe, kamyon, Caterpillar, TIR gibi iş makinaları ve araçlar da satar. İşin şekline, ailenin yapısal büyüklüğüne göre galericilik, THY bilet acentalığı ve gemi ile anavatana yolcu taşıma alanlarıyla markaya dönüşen Recep Ertuğrul?u Almanya ve Avrupa artık RECA olarak tanır. Dünyanın sayılı araba kiralama şirketlerinden AVIS'in temsilciliğini alır. 1986'da Denizyolları acentalığını alınca iş büyür.

 

 

 

Aslında O?na ?İmparator? demek lazım.

O?nu yaşadığı kent Sindelfingen?de gören ve analiz yapmış olanlar, kendisine mutlaka bu payeyi yakıştıracaklardır.

Gerçekten tam anlamıyla bir imparatorluk kurmuştu Recep Ertuğrul.

Kurduğu firmaya, kendi adı olan Recep ve tabiiki çok sevdiği oğlu Can?ın ilk hecelerinden oluşan RECA ismini seçti.

 

O zamanlar Hürriyet ve Tercüman gazetesini takip edenler, bu gazetelerde bolca RECA ilanı görürlerdi. Stuttgart?a yakın Sindelfingen?de kent merkezindeki seyahat bürosunun müdavimleri arasında Almanlar da vardı. Zira Recep Ertuğrul, Türk turizmine hizmet edenler arasında ilklerden biriydi.

 

Recep Ertuğrul, Türk deyimi ile ?tam bir otomobil hastası?ydı. Aynı kentte üretilen Mercedes?in en yeni modellerini  üç beş ayda bir değiştirdi. O?nu yakından tanıyan dostları ?Bana da bir otomobil seç? diyerek Mercedes üretim merkezine götürürlerdi. Mercedes?e bu gidiş gelişler o kadar çoğalmıştı ki, firma yetkilileri O?na bayilik teklifi yaptı.

 

Recep Ertuğrul, Sindelfingen?in en geniş caddelerinden birinde muhteşem bir otomobil galerisi açtı. Mercedes?in göz kamaştırıcı tüm modellerinin sergilendiği bu galeriye Almanya?nın dışındaki ülkelerden de Türkler geliyor ve daha ucuz bir şekilde alış yapıyorlardı.

Otomobil satışının sınırları Batı Avrupa?yı da aştı ve Türkiye?ye kadar uzandı.

Recep Ertuğrul artık Türkiye?ye de Mercedes satıyordu. Türkiye?deki ünlüler, RECA?dan gelen otomobiller ile hava atıyorlardı.

 

RECA?yı daha sonra Ankara da keşfetti. Bakanlıklar siparişlerini RECA?ya vermeye başladı. RECA öylesine popüler olmuştu ki, valizini kapan zengin Türk Sindelfingen?e geliyordu. Bu nedenle de Recep Ertuğrul?un ünlülerle ve güçlülerle diyalogu genişlemişti. Milletvekilleri ve Bakanlar?ın da uğrak yeri olmuştu RECA.

 

Güçlenen Recep Ertuğrul, önce THY?nin, sonra da Deniz Yolları?nın Genel Satış Acentesi olmuştu. RECA, tüm Avrupa ülkelerinde bayilikler verirken, İsviçre?de de bürolar açtı.

 

Recep Ertuğrul ile benim dostluğum 1993?te başladı.

Amerika?da yapılacak Dünya Futbol Şampiyonası?na gidebilmek için Lüksemburg ile maçımız vardı. Bu maç için gittiğim Lüksemburg?ta, milli takımımızın kaldığı otelde karşılaştık Recep Ertuğrul ile.

Yanında Mustafa Kefeli vardı. Beşiktaşlı eski futbolcü Mustafa Kefeli, Futbol Federasyonu Yonetim Kurulu üyesi idi. Türk milli takımının grubunda Hollanda?da vardı. Mustafa Kefeli, Türkiye?de oynanacak maçların TV yayın haklarını Hollanda?ya satmam için teklif yaptı. Maç sonrasında döndüğüm Hollanda?da yaptığım çalışmalardan sonra Kefeli ile Sindelfingen?de buluşmak için randevulaştık. 1993 yılındaki bu buluşmada Recep Ertuğrul?u daha yakından tanıdım.

Konu Recep Ertuğrul ama, ?Şu maç yayınları işi ne oldu?? diye merak etmişsinizdir.

Türkiye?de yapılacak maçların yayın hakkı için bir Hollanda firması ile 1 milyon 400 bin dolara anlaşmıştım. Bu meblağ, Türkiye futbol tarihinde maç yayınları için en büyük meblağı idi. Gazeteler bu haberi birinci sayfa manşetlerinden duyurmuştu.

Sonra ne mi oldu?

Dağ fare doğurdu.

Zira, Mustafa Kefeli?nin bulunduğu yönetim kurulu gitmiş ve başka yöneticiler gelmişti. Bu nedenle benimle de diyalog kesilmişti.

Sonra ne mi oldu?

Türkiye?deki maç yayınlarının hakları özet yayınlar şeklinde küçük meblağlara satılmıştı.

 

Recep Ertuğrul, edebiyetta da bir deryadır. Bürosunun altı üstü ve sağı solu edebi yayılarla doludur. Çok iyi bir gazete okurudur da?

30 yıl önce okuduğu ve ilginç bulduğu gazete kupürlerini bile albümlere doldurmuştur.

1995 yılında, Yeni Günaydın Gazetesi?nin Avrupa yayın hakkını aldığım zaman yazmıştım Recep Ertuğrul?u.

Ertuğrul?un bu çok önemli yanını anlatabilmem için yeniden yazmam lazım.

Belki bir gün yazarım Recep Ertuğrul?un edebi maharetlerini.

 

Recep Ertuğrul, Deniz Yolları?na ait feribotların bilet satışını tüm Avrupa?ya yaymıştı. Feribotlarımızda yer bulmaya imkan yoktu. Bu işi mükemmel bir şekilde yürüten Recep Ertuğrul büyük bir sürprizle karşılaştı. Zira kendisine gelen bir mesajda, ?Deniz Yolları Genel Acenteliğinize son verilmiştir??  deniliyordu.

Çok şaşırmış ve yıkılmıştı Recep Ertuğrul.

Bir imparatorluk kurmuşken, bu imparatorluğun yıkılması söz konusu idi.

Kararın değiştirilmesi için çok uğraştı ama başarılı olamadı.

 

Peki, bir imparator bunun altında kalır mıydı?

Recep Ertuğrul kolları sıvadı ve İskandinav ülkelerine gitti. Dev bir feribotu işletmek için anlaşma yaptı. RECA- MARMARA LINES olarak piyasaya girdi ve Deniz Yolları?na en büyük rakip oldu. Artık, Marmara feribotları doluyor, Deniz Yolları feribotları boş gidip geliyordu.

 

   

Recep Ertuğrul, Can Ertuğrul ve

Serdar Bozkurt soruları yanıtlıyorlar:

 

-Müşteri kitlenizde bir ayrım sözkonusu mu?

-Can Ertuğrul: Kesinlikle hayır. İşimiz genelde birbirinden tamamen ayrı dallar. Eğer ağırlığınız tamamen bir sektöre dayalı olursa, bir krizde zora düşebiliyorsunuz. Irak savaşında Türkiye turizminde bayağı düşüş oldu. Türkiye'deki bir çok şirket kan ağladı. Burada araba işi tamamen ayrı bir sektör ve müşteri kitlesi de ayrı. Sadece Almanya veya Türkiye ile de çalışmıyoruz. Piyasayı son derece geniş tutuyoruz.

-Farklı alanlarda olmakla dağılmıyor musunuz?

-Birbirinden ayrı ama iyi bildiğimiz işi yapıyoruz. Biri sıkıntıya girse diğeriyle ayakta durabilecek durumdayız. İş stratejimizle, sektörde yerimizi alıp bazı alanları en iyi bilenlere yaptırtabiliyoruz. Bugün Mercedes bile, eskiden kendi yaptığı döşemesini, koltuğunu dışarıdaki firmaya yaptırıyor ve bu firma da anında araba yapım bandına getirip teslim ediyor. Bütün teknik yönetimini dünya geneli 700'ün üzerinde gemi işleten bir firmaya verdik. Sefer için gerekli bütün teknik kontrolleri takip ediyorlar. Yolcuyu, elemanı biz buluyoruz. Gemi Türk bayraklı olmasının dışında hiç bir yabancı eleman yok.

 

-Serdar Bozkurt: Recep Ertuğrul işe başladığında çocukları ve torunlarını düşünmeden öte, aile genişledikçe yapısal şekiller de değişiyor. Recep Ertuğrul'un küçük olarak başladığı iş genişleyerek ileriye doğru gidiyor. Bugün 73 yaşında ve daha hala işinin de başında. İş şekillendikçe, belki başka sektörlerle de olsa RECA'nın ismi ebediyete kadar devam edecek.

 

-Zamanla dışarıdan yöneticiler alma da sözkonusu olabilir mi?

-Kuruluş, şirkete emek verenlerle büyüyüp bir yere geliyor. Dışarıdan alacağınız profesyonel menejer, mutlaka sizin düşündüğünüz gibi mi yoksa bir profesyonel yönetim merkezi olarak sadece kar getirecek şekilde mi yürütür bu ayrı bir konu. Dışarıdan getirdiğiniz kişiye koşturması için para veriyorsunuz ve sizin gibi düşünmüyor. 8 ay gemi çalıştırmak bizim için karlı değil. Ama, düşüncemiz, bir Yunanlı gemi işletmecisi gibi 12 ay işletebilecek seviyeye getirmek. Bunun çin de, her sene yolcu kapasitemizi uygun şekilde artırarak biraz daha yolcu kazandırmaya çalışıyoruz.

-Otomotiv sektöründe sizin ve genel olarak da sektörün durumu nedir?

-Değişmekle beraber 70 kadar, yeni ve 1 ila 2 yaşında, 15-100 bin Euro arası Mercedesler elimizde var. Gemi ve turizm sektöründe sezon olmasına rağmen, Türkiye dahil bir çok ülkeye ve geniş müşteri kitlesine araba sattığımız için tüm sezon hareket var. Araba tipine göre yazın üstü açık, kış yaklaştıkça 4 çeker veya cip türüne daha çok ihtiyaç var. Sektör son yıllarda büyük rekabette ve işler zorlaştı. Çok zayıf. Almanya'da üretimde rakamlar artsa da büyük indirimlerle satılıyor. Beklentileri de yurt içinden olmayıp uzak doğudan. Çin'den beklentileri çok büyük. Çin, 2006'da imalatta rakam olarak Almanya'yı geçiyor.

-Zırhlı arabada durum nasıl?

Büyük kuruluşlar direk fabrikayla yeni arabayı planlıyorlar. Belli müşterilerimiz ve bunların devamlı talepleri var. Mümkün olduğunca hemen elinizde olanı istiyorlar. Gazetelerde bir suikast haberinden sonra kesinlikle ertesi hafta piyasada canlanma oluyor. Bu piyasa küçük bir piayasa. Binlerce araba yapılmıyor ve piyasadaki kişiler birbirlerini tanıyorlar. Normal bir S kasa Mercedes 1,9-2 ton iken zırhlısı aksesuarıyla 3-3,4 ton arasında. Yeni S kasa 100 bin Euro ise, zırhlısı yaklaşık 350 bin Euro. Kullanılmış zırhlılar genelde 70-80 bin Euro'dan 250 bin Euro'ya kadar çıkıyor.

-Sektördeki iç piyasa daralmasını RECA nasıl aşıyor? Farkınız nedir?

Belli bir müşteri kitlesine hitap edeceksiniz. Size güveniyorlarsa, iyi hizmet veriyorsanız devamlı müşteri kitleniz oluşuyor. Burada mutlaka en ucuz olmanız da gerekmiyor. Problemi olduğunda, nerede olursa olsun hizmet veriyoruz. Batumi'de zırhlı arabası olan müşterimin kırılan camının fabrikadan gelmesi 2,5 ay sürer ve zırhlı araba bu kadar yatamaz. Acil olmayan başka bir arabanın siparişini göndererek, yeni aldığı arabanın motoru yanan ve garanti dışında olan bir başka müşterime de bir yoluyla işini görüp müşterilerimizin memnuniyetini sağladık. Mutlaka en ucuz hizmeti vermek doğru değil, müşterimin işini mutlaka görmek önemli. Rakamdan ziyade işten haz duyup yapıyoruz. Bugün gemi işletmeciliğinde de belki bizim için masrafı az olan bir gemi alıp işletmek daha avantajlı am o iş haz vermez.

-Deniz yolu yolcu taşımacılığında, gemi işletmecisi olarak da sektördesiniz. Her sene Avrupa'dan Türkiye'ye gemi yoluyla giden vatandaşlarımızın sıkıntılarını görüyorsunuz. Ortaya korsan firmalar çıkıp vatandaşı dolandırıp çekiliyorlar. Türkiye Denizcilik İşletmeleri de artık 2005 itibariyle yer almıyor. Bu sektörde işler bir türlü oturmayacak mı? Sektör nasıl görünüyor?

-Piyasaya girmek isteyen bir çok kişi yanlış hesaplar yapıyor. 8 ay boyunca çalışan RECA'ya bakıp, '15 bin yolcuyu 200 Euro'dan taşıyıp 3 milyon Euro ciro yaparım' gibi kafadan hesaplarla gemi kiralıyorlar. Ama, kiranın içinde olmayan gemi içi hizmetlerden reklamlarına, sefer broşürlerine kadar, gidiş-dönüş indiriminden liman acentasına ödeneğe ve gemi sigortasına, hatta gemiye alınacak suya, devamlı artan yakıta kadar hesaplar yapılmıyor. 0-4 yaş arasından ücret almazsınız ama taşınıyor ve yolcu vergisi ödenir. Yüksek sezonda taşınan yolcuların büyük bir kitlesi de çocukdur. Gemiyi kiralayan sektörden gelmediği ve acenta olarak da tecrübesi olmayınca, yıllardır bu işi yapan açıkgöz Yunanlı sadece yüksek sezonda çok elverişli gemiyi kiraya versin ki? Sezonda, günlük 20 bin Euro gibi yüksek ücrete çok büyük firmalar kiralarken bizim şirketlere iyi gemiler kalmıyor. Ama maalesef yolcu, 'bir araba ve 4 kişi, liman vergisi de dahil, gidiş-dönüş 340-390 Euro' gibi gazetedeki ilanlara bakarak hareket ediyor. Bu rakamı ikiye böldüğünüzde, acentaların komisyonu, liman vergileri ve masraflarınızı düştüğünüzde paranın tamamı da kalsa yine kurtarmaz. Ama, bu şekilde piyasadan para toplayabilirsiniz.   

-RECA'nın Marmara Lines ile farklılığı nedir?

-Sedar Bozkurt: 8 ay seferde olup, sezonluk değil genel bir hizmet görerek yer alıyoruz. Her sene olduğu gibi en erken başlayıp en geç bitiren firmayız.   Gemimiz hattaki en süratli gemi. İkinci bir gemi her zaman gündemimizde. Bir önceki seneye göre gemi içi düzenlemeler ve hizmet yeniliklerimizi sürekli uyguluyoruz. Seyahat acentaları ve internet üzerinden biletler temin edilebiliyor. 600-700 civarında sürekli ve ağırlıklı olarak bize rezervasyon yapan acentalarımız var. Sık sık bizimle görüşen acenta sayısı olarak 1500'ü bulur. Gemimizde muayyen bir standart var. Standardı düşmemek kaydıyla ikinci bir gemi gündemimizde. Her tür gemiyi hatta koyamam.

-Önceki yıllarda Çeşme limanında yaşanan sıkıntıların giderileceği söylenmişti.

-Çeşme limanında işletmeci Ulusoy'lardan memnunuz. Alanları genişletiyorlar. İnsanlar daha rahatladı. 

-Vatandaşlarımızın, gemi ile Türkiye'ye seyahat noktasında yanlış şeyler yaşamamaları için nelere dikkat etmesi gerekiyor?

-Can Ertuğrul: Yeni çıkan bir şirket, geçmiş yıllarda yaşadığımız gibi mutlaka parayı toplayıp kaybolacak anlamına gelmez. Ama, fiyatlar çok komiğe çıktığında bu işin olmayacağını bilsinler. Bütün seferleri düzenlemeleri mümkün olmaz. Kara yolculuğunda vize ücretleri, yakıt ve özel masraflarını da hesap etmeliler. Vatandaşlar sadece yakıtı hesap etmemeliler. Sigortadan yıpranma ve yağına kadar, ADAC otomobil kurumunun açıklamasına göre arabaların km başına hesap edilmesi gereken miktar 40-45 Cent'dir.  

-Serdar Bozkurt: Liman vergileri dahil bir insan 500 Euro'ya gidiyorsa bu çok zor şartlarda yolculuk demektir. Bazı gemi 36 bazısı 40 saatte gider. Biz en süratliyiz ama Birindisi-Çeşme'de 24-28 saat arası, Ancona'dan 40-46 saat arası. Daha hızlı mümkün değil. Saatinde kalkıp varırız. Ama, limanda bizim dışımızda bir aksaklık sözkonusu olunca da bekleyebilirim.

 

Kendi ağzından Can Ertuğrul

 

1957 İstanbul doğumluyum. 1960'da annem babamla Almanya'ya geldim. İlkokuldan üniversiteye kadar öğrenimimi tamamladım. İşletme mezunuyum. Üniversite başlangıcında babamın yanında çalışmaya başladım. 79 senesine kadar kişisel firma olarak devam eden şirket bu tarihten itibaren GmbH (Limitet Şirket'e) dönüştü. Recep ve Can isimlerinden RECA Mayıs ayında tam 26 senelik firma oluyor. RECA dışında bir yerde çalışmadım. Evliyim ve Leyla (13), Cem (6) ve en ufak Cengiz (3) olmak üzere 3 çocuğum var.

 

Kendi ağzından Serdar Bozkurt

 

1955 Eskişehir doğumluyum. Almanya'ya gelmeden önce, Recep beyin Türkiye'ye gönderdiği Clayson biçer-döver ve iş makinalarının Ankara'da gümrükleme işlemlerini yapıyordum. 1982 senesinde Almanya'ya geldim. Firma RECA'da görevime başladım. Firma RECA'yı her sene daha ileriye götürebilme arayışları içindeyiz. Ağırlığım gemicilikle ilgili bölüm. Bazı yeteneklerim vardır ama ticareti Recep beyin yanında öğrendim. Recep beyin damadıyım ve 18 yaşında bir oğlum var.

 

Türkiye?ye çabuk, güvenli, hesaplı ve rahat yolculuk

 

Sınırlarda kontrol ve vize almak zorunda kalmanın yanısıra güvenli olmayan yollarda maceraya atılmak yerine deniz yolculuğunun sağladığı çabuk ve rahat çözümü tercih ediniz. Çesme feribotumuz, İtalya ile Türkiye arasında şu an sefer yapan en hizli feribottur. Ancona'dan Çesme'ye 40 saat gibi kısa bir sürede ulasacaksiniz. Brindisi Çesme arasinda çalisan diger gemilerin yaklaşık 34 ile 36 saatte aldigi yolu, gemimiz 25 saatte almaktadir. Dolayisiyla yurttaki izniniz çok daha çabuk başlayacaktir.

İtalya'dan Türkiye'ye rahat yolculuk

Feribotumuz Mayıs?dan 16 Eylül?e kadar Seferlerine devam edecektir. Izine rahat ve güvenli gitmek istiyorsaniz gemimiz ile yolculugu tercih ediniz.

Feribotumuzda yaşam hareketlidir

Heyecanli bir film mi seyredeceksiniz? Yakınlarınıza hediye almayı mı unuttunuz? Şansınızı mı denemek istiyorsunuz? Yoksa ılık Akdeniz gecelerinin tadını güzel müzik eşliğinde mi çıkartmayı mı tercih ediyorsunuz? Bütün bu imkanları, sinema, duty free shop magazası, hediyelik esya dükkanı, oyun salonu, gece klübü ile donatılmıs feribotumuzda bulacaksınız. Gemimizde daha çok eglenmek, oyun oynamak isteyen çocuklara oyun odası daha büyük çocuklara video oyun salonu dahi var.

İlhan KARAÇAY-AMSTERDAM/AVRUPA DÜNYA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.