'Gemilerimiz haftaya gri listede'
Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz, yabancı limanlarda tutulan gemi sayısının 45 olduğunu ve Türkiye'nin önümüzdeki günlerde kara listeden gri listeye...
Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz, yabancı limanlarda tutulan gemi sayısının 45 olduğunu ve Türkiye'nin önümüzdeki günlerde kara listeden gri listeye geçebileceğimizi söyledi. Yılmaz, böylece denizcilik sektörünün maliyetlerinin büyük oranda düşeceğini, halen kara listede bulunan Türkiye'nin tüm gemilerinin kontrol edildiğini, gri listeye geçilmesi halinde ise örnekleme yöntemiyle gemilerin seçilip kontrol edileceğini anlattı.
Ankara Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve arkadaşımız Meltem Gündüz'ün sorularını cevaplandırdı. Türkiye'nin 90 milyar dolarlık ihracatının yüzde 90'ının denizyoluyla yapıldığını kaydeden Yılmaz, "Denizcilik olmasaydı insanların yarısı aç kalır, soğuktan ölürdü. Denizcilik olmasa Japonya ve Avustralya'ya doğalgaz, petrol gider mi? Devletin eliyle bu işleri yapabilmek kolay değil ve ticari alanda devletin çalışması doğru değildir" diye konuştu.
- Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'de gemi yapımı ve denizcilik faaliyetlerini değerlendirebilir misiniz?
Türkiye bir deniz ülkesi. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine kadar da dünyanın en güçlü donanmasına sahip ülke. Bu ülke donanmasını yok ettiklerinde bir yılda tekrar dünyanın en büyük donanmasını denize indirebilme özelliğine sahip. şimdi bir taraftan bakıyorsunuz, tersanelere yönelik yoğun eleştiriler geliyor. Aslında tersaneler bir devletin gücünü temsil eder. Dolayısıyla tersanelere karşı çıkılmasını, engellenmesini anlamıyorum.
Tersaneler çevreyi kirletmez
- Hangi gerekçelerle tersanelere karşı çıkılıyor?
Tersanelere karşı çıkan 'çevreyi kirletiyor' diye bakıyor. Ben hem denizciyim hem hukukçuyum. Ama önce hukukçuyum. Tersaneler denizi kirletmez. Gemi karada yapılır, deniz ancak gemiyi indirme zamanı deniz kullanılır. Bacasız sanayidir. Herkes liman marina ister ama tersane konusunda bir önyargı var. Eskiden de denizci ülkeydik şimdi de. Ancak eskilerde 1930'larda olmayı istemek bu çağın gerekleriyle bağdaşmaz. Herkes bir yolu 40 saatte gitmek yerine bir saat 10 dakikada gitmek ister.
- Denizcilik sektöründe gelinen noktaya bakıldığında Türkiye'nin durumu nedir?
Denizyolu ulaşımında en büyük sorun yakıt fiyatlarıydı. Bu konuda ÖTV sıfırlanarak ciddi bir ilerleme kaydedildi. Biz denizcilikte ilerleme kaydettik. Yeni ÖTV düzenlemesiyle denizyolu taşımacılığı yapılabilir hale geldi. Ama insanlar 40 saat sürebilecek bir yolculuğu deniz ulaşımı olarak kabul etmez. Demek ki 1930-1940'larda kalmamak lazım. O günleri bugün de istemek nostaljidir. İnsanlarımıza daha çağdaş olanını sunmak lazım. Onu da yerine getiriyoruz. Güvenli ulaşımı sağlamak, vatandaşa konfor vermek ve insanı bu çağa uydurmak lazım. Zararına özel sektör çalışmaz. Zararına sadece devlet çalışır. Peki devlet çalışıyor ama parayı nereden alıyor? Vatandaşın vergisinden alıyor. O parayı da gemide çalışan insanlara da aktarıyor demektir. Zararına çalışma olmaz. Devletin yol açması, bir işi karlı hale getirmesi lazım. Biz bunu denizcilikte yaptık.
- Yolcu taşımacılığındaki durumumuz nedir?
Vatandaşı yük taşıma bakımından teşvik edebilmek için liman, tahliye ücretlerinde, fener ve kabotaj ücretlerinde indirim yaptık. Bu indirimlerle birlikte devlet yapacağını yaptı. Yolcu taşımacılığında denize paralel taşımaların karlı olabilmesi mümkün değil. Çapraz geçişlerde yolcu taşımacılığı mümkündür. Bunun için İstanbul-Bandırma ve Yalova-Pendik hattı çok iyi tuttu. Mudanya ileride kurulacak. Seferihisar- Topçular'da çok iyi bir taşımacılık sistemi var. Kıyıdan 1 saatte gideceğinize, 30 dakikada gidiyorsunuz bu çok cazip. İnsanlar her şeyi ekonomik düşünüyor. Bu tür taşımacılıkta diyelim ki adamın fabrikasında çay var. Kamyona yükleyip limana getirecek. Gemiye bindirmesi, İstanbul'a getirmesi ve tekrar kamyona yüklemesi ayrı bir işlem. Yükleme maliyet masraflarına bakıldığında size cazip gelmez. O zaman yük varsa karlı hale gelebilir. Bununla ilgili olarak liman ücretlerini ve yakıtı indirdik.
Denizcilik sektörü doğru rotada
- Yolcu ve yük taşımacılığı kapsamında yeni projeler var mı?
Kabotaj taşımacılığı sağ etüt projesi geliştirdik. Proje bitmek üzere son raporu da verildi. Ancak bu proje ne kadar sağlıklı olur bilmiyorum. Bununla vatandaş Bartın'dan İstanbul'a, İzmir'den İstanbul'a mı gitmek istiyor? Orada hangi tip yükler var? Hangi tip gemilerle gelecek? Bunlar belirlenecek. Hangi yerde liman varsa, buraya yönelik arz-talep dengesini göstererek bir program yaptık. Vatandaş Sinop'tan İstanbul'a gelecek. Bu taşımacılığın karlı olup olmadığını bir bakışta göreceğiz. İleride daha iyi olacak denizcilik. Bir anda sabah olmuyor. Ama Türkiye karanlıktan çıkmıştır ve önü açıktır. Denizcilik sektöründe ise gemi doğru rotadadır. Şimdiye kadar hep teşvik isteniyordu ve o teşvikin bizim zamanımızda yapıldığını düşünüyorum. Hiç gündeme getirilmeyen bir husus vardı. Benim göreve geldiğim zaman Gümrük Müsteşarlığı, Turizm ve Kültür Bakanlığı ve bizim de aramızda olduğumuz Marmaris'te bir toplantı yapıldı. Benim yanıma gelenler, "İzmir Bölge Müdürlüğü'ne evrakımızı verdik ama 45 gün oldu. Lütfen bunu hızlandırın" diyordu. Bunu hızlandırmak büyük bir hizmet olarak görülüyordu. şimdi bu evraklar eskisiyle karşılaştırılamayacak kadar kısa sürede alınıyor. Ben gönül rahatlığıyla bana verilen bu koltuğu hakkıyla yerine getirdiğimi söyleyebilirim.
Denizciliğin AB'ye uyum sorunu yok
- Türkiye'de herkes bir şekilde 'kabotaj' kelimesini duymuştur ama bunun anlamını bilen çok az kişi vardır. Yürürlükteki kabotaj kanunu neyi öngörüyor?
Kabotaj Kanunu AB'ye malların, hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaşımıdır. Eğer kabotajda mallar, hizmetler buraya gelmez ise bu aykırıdır. Bizde öncelikle kamu kuruluşları açısından uyum raporu hazırlandı. Bu konuda ulaştırma, kara ulaştırması ve denizcilik konusunda ilerleme kaydedildi. Raporda denizciliğin çok iyi bir yolda olduğu belirtiliyor. Bizim AB'ye uyum konusunda hiçbir sıkıntımız yok. İddia ediyorum ki Ankara'daki kamu kuruluşları arasında en teknik kadroyu biz oluşturduk. Yunanistan, AB'ye girdikten sonra belli bir geçiş süreci işledi. Kabotaj konusunda Yunanistan'ı geçtikten sonra, bizde o geçiş sürecini alacağız. İnsanımızın sermaye birikimi zayıf. Sektörde sermayenin tabana yayılması ve güçlenmesi için gerekli olan her şeyi yapacağız. Biz de Yunanistan gibi bu geçiş sürecini talep edeceğiz. 2003'te bir hafta süren Deniz Ticaret Odası Arama Konferansı düzenlendi. O zaman denildi ki 2.5 DWT 2015 için bir hedef konuldu. Gemi inşada 2.5 DWT inşa kapasitesi, deniz ticaret filomuzda ise 15 DWT hedef konmuştu. Bu hedefi biz bugün yakaladık. Gelecek yıl bundan daha iyi olacak.
Gemi yapımında 2023 hedefini şimdiden yakaladık
- Bazı tersanelerle belediyeler arasında sorunlar yaşandığını biliyoruz. Son olarak Tuzla Tersanesi ile Tuzla Belediyesi arasında sorun yaşanıyordu, bu ne aşamada?
Tuzla'da belediyeyle ilgili hiçbir sorun kalmadı. Tuzla tersanesi 2010 yılına kadar dolu. Tuzla'daki en iyi tersane Sedef Tersanesi ve kendi gemilerini kendileri üretiyor. Tuzla'nın tersane bölgesi olmasına ilişkin Bakanlar Kurulu'nun bir kararı var. Türkiye'de 2002'de 34 gemi yapılırken, 2005'te 80 gemi yapıldı, şu an 120 gemiyi geçtik. 2002'de gemi tonajı 36 bin DWT iken, şu an 500-600 bin DWT oldu. İnşa edildiği gemi siparişi bakımından Türkiye, dünyada 23'üncülükten 8'inci sıraya yükseldi. 2025 yılında hedeflenen rakamı biz şu an yakaladık.
Trabzon'da 50 milyon YTL yatırım yapılacak
Yeni tersane projelerimiz Trabzon'da Yeniçam Tersanesi'ne KDV dahil 40-50 milyon YTL'lik bir yatırım yapılacak. 1 ayda 500 m mendirek yapıldı. 2007'nin sonunda bitsin istiyoruz ama sözleşme süresi 2008. ünye Tersanesi'nde 500 kişi çalışıyor, bu da 2 bin kişiye iş sağlamak demektir. Bu tersane 3 ay içinde tamamlandı. Samsun Tersane Bölgesi'nde çalışmalar devam ediyor. Yalova dışında başka tersanelere talep yoktu. Burayı cazip hale getirebilmek için önüne mendirek yapacağız. Burası büyük bir yer, alınırsa burada 3 bin çalışacak. Ereğli Tuzla'dan daha iyi bir hale gelecek, 8 tersane olacak. İleride Erdemir'in gemi sacı üretmesiyle birlikte navlun, nakliye olarak cazip bir yer olacak. En büyük Ereğli tersanesi faaliyette ve 185 dönüm arazi içerisinde bin kişiye istihdam sağladı. Biz burada insanlara toprak, arazi vermedik. O insanlar denizi doldurarak ülkeye toprak kazandırdılar. Düşünün bütün bunlar 'bir çakıl taşı vermem' diyenlerin olduğu dönemde yapıldı.
- Diğer tersanelerin durumu nedir? çalışmaları devam eden ya da biten tersaneler hangileri? Bu tersanelerle ne kadar istihdam sağlanacak?
Yapımına 1994 yılında başlanan ancak bir türlü tamamlanamayan Silivri tersanesi bizim dönemde bitirildi. Kocaeli serbest bölgesi'nde Andmarin tersane alanında tersanelerin tamamı faaliyete geçtiğinde 4 bin kişi çalışacak. Depremin ardından bataklık haline gelen yerde şimdi 7 tersane bitmek üzere. Aynı anda 3 gemi inşa ediyorlar. Gölcük'te Um tersanesi var. 80'li yıllarda çalışmalarına başlanmış ancak biz gelene kadar yatırımı bitmemiş ve hiçbir geminin denize indirilmediği bir tersaneydi. Türkiye'nin en büyük tersanesidir ve kapasitesi çok büyüktür. 340 bin DWT'lik gemiler üretilebilecek ve bin 500 kişi istihdam edilecek.
- Yalova'daki tersane bölgesiyle ilgili de hukuki sorunlar vardı. Bu sorunlar giderilebildi mi?
Yalova'da tersane grubunda yargı ile ilgili bir problem vardı. Ben o bölgeyi gittim gördüm. Orası tarım arazisi değil, burası bataklık bir arazi ve turizme açılacak bir yeri yok. Ancak işsiz insanlarımız var. Onların sıkıntılarını duymak lazım. Buraya tersane yapılması ülkenin gücüne güç katar ve ülkenin lehinedir. Aksini düşünmek ülkenin önünü kapamaktır. Gemak, Bayrak, Boğaziçi, Bosfor, Sefine ve içdaş tersaneleri var.
İçdaş tersaneleri alanında demir-çelik, enerji ve tersane var. Biz gemiyi indirdik. Tersanenin 141 dönüm alan üzerindeki tevsi yatırımına devam edilmektedir. 2003 yılından itibaren üretime başlayan bu tersanede 40 bin DWT'ye kadar gemiler inşa edilebilmekte ve 720 kişi çalışmaktadır. Gelibolu tersanesinde genişletme yatırımlarını yaptık. Mükemmel gemiler yapılıyor çünkü nehir tipi gemisi bunlar. Azerbaycan'a gidecek olan gemiler Tuna'dan geçip Hazar'a gidecek.
- İzmir'de özel sektörün yatırımlarına yönelik sorunlar yaşandı. Bunun için alınan yeni önlemler var mı?
İzmir'de tersane sıkıntısı var. Özel sektöre hizmet verecek bir tersane yok. Kuzey Ege çandarlı bölgesinin bir bölümünün tersane olarak düzenlenmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Burada bir sıkıntı yok. imar planında tersane alanı yapılması öngörülüyor. Tarihe bir bakın, nereye liman taşınmışsa orada şehir oluşmuş. Gemi inşada istihdam 2002'de 13 bin iken, bugün 30 bin dolayında. Taşeronları da eklediğinizde bu rakam çok daha fazla artar.
- Tekrar ÖTV sistemine dönersek, akaryakıtta öTV'siz dönemin bilançosunu açıklayabilir misiniz?
ÖTV'siz yakıt uygulamasında 2004 yılında 243 bin ton yakıt karşılığında sektörü 190 milyon YTL destek verildi. 2005 yılında 262 bin ton yakıt ve 246 milyon YTL, 2006 yılında ise 15 Aralık itibariyle 237 bin ton yakıt ve 248 milyon YTL teşvik sağlanmış oldu. Artık sektörden hiç kimse 'biz teşvik almadık' diyemez. Sistemde bir suiistimal yoktur. ÖTV'si sıfırlanmış yakıt uygulamasını yüzde 36'sını kamu kullanıyor. Geri kalan yüzde 64'ün 3'te birini de balıkçı gemileri kullanıyor. Bu yakıt kullanılıyor ama 'istanbul'dan Trabzon'a sefer başlamadı' diye eleştiriyorlar. Bu eleştiri yapılırken, biletlerin 60 YTL ve yolculuk süresinin 1 saat olduğu uçakla kıyaslamamak lazım.
- Son dönemlerde artan Ro Ro taşımacılığı hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Ambarlı-Bandırma hattı bir Ro-Ro cenneti oldu. 2003 yılında bu hatta 16 bin araç taşınırken, 2004'te 54 bin, 2006 sonu itibarıyla ise 120 bin araç taşındı. Bu kadar aracı siz karayolundan alıyorsunuz, karayolundan çekince trafik kazalarını önlüyor ve daha az yakıt kullanıyorsunuz.
Ro-ro taşımacılığıyla çanakkale İtalya'ya komşu oldu. İki ülkeyi birbirine bağlıyor. Haftada 2-3 sefer yapılıyor. 30 saate gidip, 30 saatte geliyor. Tekirdağ- Bandırma, Tekirdağ- Karabiga hattı 30 bin kamyon-tır taşırken, bu rakam 58 bine yükseldi. Yenikapı'da 2002 yılında 500 bin araç taşınırken, 1.5 milyon araç taşınır hale geldi. Yolcu sayısı da 2 milyondan 7 milyona yükseldi. Yani az önce de ifade ettiğimiz gibi ÖTV teşviki yerini bulmuş oldu.
Kuşadası Limanı'nda yolcu sayısı iki katından fazla arttı
- 2003 yılında Kuşadası Limanı işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandı. Liman alanında yeni bir düzenleme yapılıyor mu?
Kuşadası Limanı'nda bir çok yatırım yapıldı. Ancak sonradan, "Yatırım yapılacağı ihale sürecinde söylenseydi daha yükseğe giderdi" dendi. Eğer bir ihaleye yatırım şartını koyarsanız, sanılanın aksine daha düşüğe gider"
Buraya 20 milyon dolarlık bir yatırım yapıldı. işletme süresinin sonunda burası devlete geri iade edilecek. Ama buraya gelen yolcu sayısına bakıldığında daha önce 330 bin yolcu gelirken, şimdi 750 bin yolcu geliyor. Büyüklüğü arttı. 2007'de Kuşadası'na hangi gemilerin geleceği bellidir. 2007'de ulaşacak bu kruvaziyer gemiyle Türkiye'de bir rekor kırılacak. izmir'e önceden kruvaziyer gemi yanaşmazdı. Şimdi ücreti 100 dolara düşürünce izmir tercih edildi. TCDD limanlarında konteyner taşımacılığı 2002'de 2 milyon iken bugün 3 milyon oldu.
Gri listeye geçiş haftaya belli olacak
- Bir dönemler Türk bandıralı pek çok gemi yabancı limanlarda tutulurdu. şimdi bu durum değişti mi?
Yabancı limanlarda 2001'de 211 gemi tutuklanırken, 2002'de 160, 2003'te 131, 2004'te 67, 2005'te 45 gemi tutuldu. Bugün ise 578 gemi denetlenmiş, 45 gemi tutulmuş. Biz şu an sıfır olsak bile beyaz listeye geçemiyoruz. Eğer bu gemi tutuklanma sayısı 51 olursa siyah listeden çıkıyoruz. Ama büyük ihtimalle sayı artmaz. Gri listeye geçebilmek için 3 yılın tutuklanma ortalamasının 59'u geçmemesi gerekiyor.
Paris memorandumuna bu yıl gözlemci üye olmak için başvuruyoruz. 3 yıllık performansa baktıklarında siyah listede olduğunuz için bizi almıyorlardı. Ama şu anda Akdeniz de en nitelikli personel bizde olduğu için başvuracağız. Paris memorandumuna 25 ülke taraftır. 25 ülkenin bir tanesi Rusya'dır, Kanada'dır, geri kalanı da AB ülkeleridir. Üyeliğimiz kabul edilirse bilgi alışverişimiz çok daha kolay olacak. Paris memorandumuna göre Türkiye 2002'de çok yüksek riskteydi. 2004'te de yüksek risk oldu. 2005'te orta derecede risk oldu. 2006'da ise medium'un üstü olacak. Tutulma sonucu çok büyük bir mali kayıp var. Gemiler sefere kalkamıyor, 100 milyon dolarlık gemi kalıyor, 1 hafta hiç para kazanamıyor ve ülkenin filosu zayıflıyor.
Gemimizin battığını İtalya'dan öğrenme dönemi bitti
- Türkiye'de kurulan acil müdahale merkezleriyle ne gibi kolaylıklar sağlanacak? Bu sistem hangi işlerde kullanılacak?
24 saat boyunca çalışacak sistemle, kıyılarda bir gemi battığında, uçak düştüğünde ilk önce buranın haberi olacak. Bu sisteme üye olduk. Daha önceleri bir gemimiz battığında italya'dan haber alırdık. Bu sistemden sonra böyle olmayacak. İtalya'nın bize yaptığını şimdi biz iran'a, Irak'a ve Afganistan'a yapacağız. Ocak 2006 itibariyle başladık. AYS cihazıyla kendi kıyılarımızdaki trafiği takip edeceğiz. Kontrol uydu üstünden yapılacak.
Bu sistemle, uluslararası sözleşmelere göre belli tonajın üstündeki gemilere bir cihaz takılacak. Bu cihazla geminin eni, boyu, yük bilgileri, statik durumu size otomatikman verilecek. Sms gibi mesaj gönderecek. Milyonlarca dolar yurt dışına gidecekken, artık Türk mühendisleri çalışacak ve bu para burada kalacak. Bu sistem çanakkale ve istanbul boğazını kapsıyor. Ancak Marmara da bir boşluk var. Bu bölümü Armutlu, Bozcaada ve şarköy'e koyuyoruz. Burası da Ege'nin belli bir kısmını alacak. Bu sistem kazayı yüzde yüz engellemez. Ancak bu sistem bilgi vererek insanları uyarır. Bu sistemi ayrıca İzmir'de, Nemrut'ta, İzmit körfezinde ve Mersin'de düşünüyoruz.
- Gerçi parça parça bahsettiniz ama sektöre yönelik 2007 yılı hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
şu anda hedefimiz Paris memorandumuna tam üye olmak. Daha sonraki hedeflerimiz ise siyah listeden çıkmak ve dünya gemi inşasında ilk 10 ülke arasında olmak. Bugün Kore, çin, Japonya büyümüşse denizcilik sektörünün çok büyük olmasındandır. Japonya sadece denizcilikte değil balıkçılık filosunda da dünyanın en iyi ülkelerindendir. Yunanistan'la bizi kıyaslıyorlar. Burası 2 bin adadan oluşmuş bir ülke. Bu adalar arasında ulaşımı sağlamak için iki alternatif var. Ya uçakla ya da tekneyle ulaşım. Deniz yoluyla yapmak daha güvenilir ve ucuz olduğu için Yunanistan bu durumda. O yüzden bizi bu ülkeyle kıyaslamasınlar. Filo bakımından dünyanın en iyi 10 ülkesi arasında olacağız. Eğitim bakımından da beyaz listede olacağız. insanımız kendi aradığı her ehliyetteki insanı bulabilecek ve bu insanlar yurtdışında yabancı bayraklı gemilerde çalışabilecek. şu anda yabancı bayraklı gemilerde çalışan insanımızın sayısını bilen yok, bunu kontrol edecek bir sistem de yok.
- Sektördeki istihdam durumu hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Personel konusunda 2007 yılında çok büyük girişimlerimiz olacak. Biz sadece üniversitelere değil, kursların da her türlü yeterlilikte ehliyet vermesinin önünü açtık. Biz sadece diploma vermiyoruz. Biz ehliyet veriyoruz. Denizcilik okullarından mezun olanlar "Bu iş bizim hakkımız" diyorlar. Kişilerin arasında ne kadar rekabet olursa insanlar kendilerini o kadar geliştirirler. Rekabetin olmadığı yerde gerileme olur. Şimdi İTÜ, KTÜ, Dokuz Eylül üniversitesi eğitim konusunda birbirleriyle yarışıyor. Gerekirse uzak yol ehliyetini liselere kadar almak kaydıyla, sınava almak için çalışmalarımız var.
Türk limancılığı özel sektör eliyle büyüyor
- Denizcilik sektörünün Türkiye ekonomisine katkısı hakkında neler söyleyeceksiniz?
- Denizcilik eskisinden çok daha iyi noktaya geldiğini söyleyebiliriz. Dünyada gemi inşa artışı yüzde 80, bizde yüzde 360 düzeyinde. Biz dünyadaki trendi katlayarak büyüdük. Bu planda 2025-2050'ye kadar yapılacak limanlar var. Bu limanlar kuzeyde çandarlı Limanı, Karadeniz'de Kilyos Limanı, Mersin'de Konteynır Limanı'nda derin su gemileri de yer alabilecek. izmir Limanı'nın taranması lazım. Bunların hepsini özel sektör YiD modeliyle yapacak. Türk limancılığı özel sektör vasıtasıyla gelişme gösteriyor ve yeni yatırımlara açık. Haydarpaşa Limanı var ve iyi durumda. Ama ondan kat kat gelişmekte olan Ambarlı Limanı var. Her limancı kendi kapasitesini artırmak istiyor. Türkiye'de 90 milyar dolar ihracat yapılmışsa bunun yüzde 90'ı deniz yoluyla limanlardan yapılmış. Denizcilik olmasaydı insanların yarısı aç yarısı soğuktan ölürdü. Denizcilik olmasa Japonya'ya doğalgaz, petrol gider mi? Devletin eliyle bu işleri yapabilmek kolay değil. Dolayısıyla ticari alanda devletin çalışması doğru değildir.
Tatilde ben Sivas'a çocuklar
ise istanbul'a gitmek istiyor
- Türk denizciliğinin sorunlarını çözerken, ailenize de vakit ayırabiliyor musunuz?
Benim iki oğlum bir kızım var yani evde 5 kişiyiz. Bir yere gidelim desem kızım başka, oğullarım başka yer ister. Yani mutabakata varamayız. Tatil olduğunda ben Sivas'a Gürün'e gitmek isterim, çocuklar da istanbul'a gitmek isterler. Deniz bizim evde herkes tarafından sevilir. Benim en huzur bulduğum yer evimdir. Vaktim olsa hemen eve gitmek, çocuklarımı görmek isterim. şiir severim. Edebiyatım ve kompozisyonum iyidir. Kendi konuşmalarımı kendim yazarım. Avukat olduğum için de kelimelere dikkat ederim.
- Çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz, örneğin sinemaya gidebiliyor musunuz?
Evet çocuklarımla sinemaya gitmeyi çok seviyorum. En son Babam ve Oğlum'a gittik. Normalde insanlar anne baba olmadan o duyguyu bilmezler ama benim oğlum filmde çok ağladı. Ben de babamı çok severdim, Elazığ'lı Fatih diye bir sanatçı vardır, O'nun babam türküsünü her dinlediğimde aklıma babam gelir.
Füzeler altında petrol taşıdık
- Bir deniz adamı olarak hiç denizden korktuğunuz oldu mu?
Hayır, hiç korku hissetmedim. Denize ilk çıktığımda Keban gemisindeydim. Avrupa'ya gidiyorduk. Denizin en dalgalı olduğu yerdeydik. 1 gün kaldığımız ve hiç durmadığımız halde ben korkmadım. Daha sonda Deniz Nakliyatı Aş'nin petrol taşıyan gemisinde çalıştım. Bizim dönemimizde körfezde çok füze atıldı. Hatta benden sonra bir gemi kaptanımız füzeler yüzünden hayatını kaybetti. Her şeye rağmen denizden korkulmaz. Denizle barışık olmak lazım.
- Peki deniz ürünlerini sever misiniz? 'Denizden ne çıksa yerim' diyenlerden misiniz?
Evet doğrudur, denizden ne çıksa yerim. Kalamar, hamsi çok severim. Ama en çok hamsi seviyorum. Küçük balık daha lezzetlidir.
Meltem GÜNDÜZ - DÜNYA







Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.