Gemi yan sanayicileri dertli
Büyük kısmı Tuzla?da sıkışmış küçüklü büyüklü yaklaşık bin firmanın faaliyet gösterdiği Gemi sanayi, alan ve kapasite yetersizliği nedeniyle...
Büyük kısmı Tuzla?da sıkışmış küçüklü büyüklü yaklaşık bin firmanın faaliyet gösterdiği Gemi sanayi, alan ve kapasite yetersizliği nedeniyle tersanelerin taleplerine yetişemiyor. Gemi inşa sanayinin ithalata dayalı ihracattan kurtulması için Gemi sanayinin teknolojiyi kullanarak seri üretime geçmesi gerektiği belirtiliyor. Gemi sanayini merdiven altı üretimden kurtaracak olan Organize Sanayi Bölgesi?nin (OSB) kurulması için çalışmalarını hızlandıran GESAD Yönetimi, devletin de gemi sanayiyi stratejik bir sanayi olarak görmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Son yıllarda yakaladığı büyük gelişme ile dünya denizcilik sektörünün dikkatlerini üzerine çeken ve Avrupa?nın gemi inşa üssü olmayı hedefleyen yerli gemi sanayi, bugüne kadar hep tersaneleriyle gündeme geldi. Tersanelerde inşa edilen gemilerin arkasındaki ana güç olan gemi yan sanayi ise hep ikinci planda kaldı. Önceleri yabancı armatör tarafından tercih edilmeyen yan sanayi ürünleri, bugün kalite ve ucuzluğuyla armatörlerin tercihi haline geldi. Dünyaya teknoloji satmayı hedefleyen gemi sanayi, ürünlerinin sertifikalandırılması ve OSB olabilmeleri için devlet desteği bekliyor.
Bugün bir tersanede inşa edilen geminin yarattığı katma değerin yüzde 10?u işçiliğe, geri kalan kısmı ise tedarikçilere yani gemi sanayine ait. Bugün yerli gemi sanayi ana makine ve gemiyi akıllı kılan donanımların dışında boru ve elektrik devreleri, elektrik panoları, yanmaz kabinler, havalandırma ve mobilya gibi malzemelerde Avrupalı rakipleriyle rekabet edebilecek kapasiteye ulaştı. Gemi inşa sanayisinde gerçek katma değeri yaratan gemi sanayinin 1999 senesine kadar tanımının olmaması sanayinin gelişimini engelledi. Kısa bir süre öncesine kadar Deniz Ticaret Odası?nda dahi küçük bir komite olarak temsil edilen yerli gemi sanayi, bugün yüzde 300?lük bir talep artışı ile karşı karşıya.
?Dünyada marka olduk?
GESAD Başkanı Ziya Gökalp, yerli gemi sanayisinin geldiği noktayı şöyle anlatıyor: ?Yerli tersanelerde gemi yaptırmaya gelen yabancı armatörler önceleri gemilerinde uluslararası markaya sahip malzemelerin kullanılmasını isterdi. Bugün ise şartnamelerde Türk markası da olsun diyor. Gemi sanayisinde bir marka olduk. Artık uluslararası rakiplerimizle rekabet edebilecek kaliteyi yakaladık ancak alan sıkıntısı nedeniyle üretim kapasitemiz düşük. Gemi sanayisinde büyüklü küçüklü bine yakın firma var. Bunların kimisi hala merdiven altı diye tabir edilen şekilde üretim yapıyor. Bu firmaların teknoloji kullanarak üretimini artırabileceği yerleri yok. Gemi sanayi sektörü son 4 yılda yüzde 25 bir büyüme sağladı. Talepte ise bu artış yüzde 300. Burada imal ettiğimiz birçok ürünü ithal etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü kapasitemiz yok. İthalata dayalı ihracat yapıyoruz. Bu sıkıntıyı aşmak için Organize Sanayi Bölgesi?ni oluşturmaya çalışıyoruz. Müracaatlarımızı yaptık, her şeyi tamamladık, sadece kesin bir yer tespiti kaldı. OSB?de entegre tesisler kurarak seri üretimle taleplere cevap verebileceğiz. OSB ile birlikte Ar-Ge yatırımlarımızı da artıcağız.?
Türkiye?de hala milli gemi sanayi politikası oluşturulamadığını dile getiren Ziya Gökalp: ?Mevcut tersaneler ilave yatırımla kapasite artırımına giderken diğer yandan yeni tersaneler kuruluyor ama gemi sanayi kısmında böyle bir kapasite artışı sağlanmazsa bu gemiler nasıl yapılacak? Malzeme ithalatıyla. O zaman da montaj sanayinin dışına çıkamayız. Bugüne kadar gemi sanayi diye sadece tersaneler göz önüne alındı. Bu işin yapı taşları KOBİ dediğimiz gemi sanayisinde üretim yapan firmalardır? dedi.
?Klas kurumları bizi engelliyor?
Gemi sanayi sektörünün yaşadığı en büyük sıkıntılarından birinin ürünlerin sertifikalandırılamamasından kaynaklandığını söyleyen Başkan Gökalp, ?Yabancı rakiplerimiz bir ayda sertifika alırken, biz aynı sertifikayı iki senede alamıyoruz. Bunun nedeni uluslararası piyasadaki rakiplerimizin klas kurumları üzerindeki etkisinin güçlü olması. Yabancı firma, aynı kalitedeki ürünü için sertifikayı üç ayda; ben Türk olduğum için üç senede ancak alabiliyorum. Türk ürünleri armatörler tarafından tercih edilmeye başlandı ancak ürünlerimizi sertifikalandıramayınca rekabet edemiyoruz. Armatör yerli malzemeyi istiyor ama gemisini klasladığı kurumdan sertifika almanız gerekiyor. Klas Kurumları da, seni zorluyor. IACS (Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği) üyesi olmadığı için Türk Loydu?nun klasını da kabul etmiyor. Oysa Türk Loydu?nun IACS üyesi klas kurumlarından daha iyi performansta olduğunu herkes gördü. Denizcilik Müsteşarlığı?na bu sıkıntımızı ilettik. Çözüm bekliyoruz? şeklinde konuştu.
?Tersane kurmak çözüm değil?
GESAD Yönetim Kurulu Üyesi Adil Turhan ise, sektörün en büyük probleminin OSB?nin kurulamaması ve sektörün Tuzla?ya sıkışmasından kaynaklandığını ifade etti. OSB?nin kurulamaması halinde gemi sanayinin durma noktasına geleceğini dile getiren Turhan, ?Yeterli alanımız olmadığı için eleman yetiştiremiyoruz ve doğal olarak biz de gelişemiyoruz. Yan sanayi dediğinizde ciddi anlamda fabrikalarınızın olması lazım. Şu anda atölye boyutundayız. Herkes kendi gücüyle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Eğer bu sektör ihraç kapısıysa devlet desteğinin olması gerekiyor. Dünyada bugün gemi inşa sanayisinde 8. isek bu sektörde ciddi bir potansiyelin olduğunu gösteriyor. Türkiye?nin her bölgesinde tersane açılıyor ama yan sanayisi yok. Bu tersaneler, malzemesini buradan götürmek zorunda. Bu da hem zaman hem maliyet kaybı. OSB kurulur da, seri üretime geçersek ithalata bağımlı kalmadan yılda 100 gemi yerine 200 gemi yapabiliriz? yorumunda bulundu.
Adil Turhan?ın söylediklerine katıldığını ifade eden Başkan Gökalp, Altınova?da 50 tersaneye yer verilirken, yan sanayiye böyle bir yer tahsis edilmediğini kaydetti. 50 tersaneye yer verildiyse 150 yan sanayi firmasına da yer verilmesi gerektiğini söyleyen Gökalp, ?Orada inşa edilen gemiler için malzeme üretimini yapmazsak ithal etmek zorunda kalacağız. Avrupa kruvaziyer ve savaş gemileri gibi ileri teknoloji içeren alanların dışında da gemi inşa sanayisinden çekildi. Ancak yan sanayi üretimi devam ediyor ve dünyaya teknoloji satıyor. Gemi sanayi ülkelerin birinci derecedeki stratejik sanayi kollarıdır? dedi.
?TÜBİTAK ile işbirliği içindeyiz?
TÜBİTAK?da oluşturulan Türk Denizcilik Platformu ve GESAD Yönetim Kurulu üyesi Tunç Nahi, TÜBİTAK?ın deniz sanayi alanında Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi: TÜBİTAK?ta 5 alanda platform oluşturulmuş. Bunlardan biri de denizcilik. Devletin teşviği ile kuruldu. Bu platforma denizcilik firmaların yanı sıra, Denizcilik Müsteşarlığı da katıldı. Denizcilik üzerine firmalar AR-Ge geliştirsin diye yıllık 500 milyon YTL?lik bir bütçe oluşturuldu. Bu işin başlangıcı için oluşturulan bütçe. Arkasından farklı bütçelerde verilecek. Platform olarak şöyle bir karar verildi. Türkiye?de gemiciliğin ilerlemesi için gemi sanayisinin ilerlemesi gerekiyor. GİSBİR buna katkıda bulunmak için GESAD ile işbirliği yapacak. GİSBİR, gemi inşa edebilmek için gemi sanayicilerin ürünlerinin gelişmesi ve sertifikalandırılması gerektiğini fark etti. Şuan sektörde şöyle bir sorun var. Kimin ne yaptığı bilinmiyor. GESAD olarak bir almanağımız yok. Dünyada şöyle yapılıyor. Denizcilik ile ilgili platformun bir portalı var. Bunun bir kodu oluyor. Kurumlar denizcilik şifresini girerek o portalın içine giriyor ve istediği yerden fiyat alabiliyor, analiz yapabiliyor. Denizcilik sektörü ile ilgili her türlü veriyi elde edebiliyor. Bunu yapabilirseniz üretim ve ihracat rakamlarını sağlıklı olarak görebilirsiniz.?
?Lumbuz yaparak gelişemeyiz?
?Biz tersane yapınca iş biter diye düşünüyoruz. Yani kısa farlarla bakıyoruz. Geminin her tarafını dışardan getirip burada yapmakla sadece ekmek parası kazanırsınız. Şuna karar vermeliyiz bir montaj sanayi mi yoksa teknoloji üreten bir sanayi mi kuracağız. Türkiye gemi makinesi yapacaksa eğer bunun için şimdiden yatırım yapmalı. Dernek olarak bu firmaları bir araya getirerek bir sanayi bölgesi oluşturmak istiyoruz. Teknoloji yatırımı yaparak müşterek kullanım alanları oluşturup herkesin aynı teknolojiye yatırım yapmasını önlemiş oluruz. Bir girişimcinin tersane açmasıyla bu ülke bir yere gidemez, Devletin bunu görmesi lazım. Biz ticari işletmeyiz ticari bakabiliriz ama devletin sektörel ve stratejik bakması lazım. Milli Gemi projesinde de aynı hata var. Biz okyanusa açılacak bir savaş gemisine lumbuz yaparak bir Danimarka, Norveç?in tutuğu noktaları tutamayız. Bu ülkelerin ürettiğini biz yapamaz mıyız, yaparız ama sertifika edemiyoruz. Bir sürü problemler var. Bu bizim boyumuzu aşar. Derneklerin de ticaret odasının da boyunu aşar. Bu işin arkasında bizim yüzde 30?luk bir gücümüz varsa geri kalan güç devlet olmalı.?
?Bu kez tersaneler satılmaya başlar?
Milli gemi sanayisinin bugün geldiği noktadan daha ileriye taşınması için devlet ve sektördeki sivil toplum örgütlerine büyük görev düştüğünü söyleyen Gündoğdu Şirketler Grubu Başkanı Yücel Gündoğdu ise, ?Burada sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yola çıkmak gerekir. Ancak sivil toplum kuruluşları da, kendi sanayisi içinde birkaç tane dernekli olursa ki ve bunlar birbirlerini kabul etmiyorsa, bizim bir karış ileri gitme şansımız yok. 185 bin tonluk gemileri yapıp tamir edebilmek için bir tersane yapmaya çalışıyorum. Kendime bir hedef koydum ve 2009 yılında da tamamlayacağım. Çünkü gemi sanayisinde dünya 4.lüğü gibi koyulan bir hedef var. Dördü koyan, hedef olarak biri de koyar. Bizim girdiğimiz noktalarda kimlik olsun diye bulunmamamız lazım, ses getirecek kadar şekilli konuşmak lazım. Gemi Sanayi olarak büyük denize giriyoruz artık. Bankalara çok rahatlıkla borçlanabiliyoruz. Yabancı firmalar gelip ne yapıyorsunuz diye görüş almaya başladı, nasıl bir işbirliği yaparız diye derneğimizle görüşme yapıyorlar? diye konuştu.
Bürokrasinin hala devam ettiğini dile getiren Gündoğdu, OSB için bir arsaya müracaat ettiklerini ve 26 tane genel müdürlüğün imzasının gerektiğini söyledi. Temmuz ayında temelini attığı tersane iznini alabilmek için bir buçuk yıl beklediklerini vurgulayan Gündoğdu, ?Denizcilik Müsteşarlığı izni aynı gün veriyor. Ancak ÇED raporu için bir sene bekledik. 12 kurumu tek tek gezmek zorunda kaldık. Böyle bir bürokrasi olursa, Avrupalı o zaman var olan tersaneyi satın almaya gelir. Biz de burada bu işin hamaliyesini yaparız. Aynı gemilerimizi sattığımız gibi yakın zamanda tersanelerimizi de satarız. O zaman da milli sanayiden bahsedemeyiz? dedi.
?KDV?yi geri almakta zorlanıyoruz?
Gemi sanayisinin diğer bir sıkıntısı ise KDV. GESAD Yönetimi sistemi şöyle özetliyor: ?Armatör gemi yaptırırken devletten KDV muafiyeti alabiliyor. Gemi yan sanayi firmaları armatörlere malzeme verdiği zaman katma değer vergisi almıyor. Ancak tüm malzeme alışlarında KDV ödüyor. Daha sonra bu KDV?ler belgelendirildikten sonra geri alınıyor veya ödenecek vergilere mahsup ettiriliyor. Ancak burada firmayı yıpratıcı bir bürokrasi var ve işletme sermayesini de yüzde 18 artırıyor. Ayrıca geri alınan KDV?ler yapılan noter, müşavir ve kırtasiye masrafı ile yüzde 10?lara kadar düşebiliyor. Devletin KDV almamakla bir kaybı olmayacak. Ama burada haksız kazançların elde edilmesini engelleyecek düzenlemeler yapabilir. Sanayi odasından sanayici belgesi getiren üretici firmalara böyle bir istisna tanınabilir.?
?Milli sanayi olmadan ?milli gemi? olmaz?
Gemi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi?nin Milli Gemi projesiyle de çok yakın ilişkisi bulunuyor. Deniz Kuvvetleri MİLGEM projesini gemi sanayi ile birlikte hayta geçirmek için çalışmalar yapıyor. Deniz Kuvvetleri Pendik Tersanesi?nde bir sergi açarak yan sanayicileri davet etti. Deniz Kuvvetleri?nin kullandığı bütün malzemeler sergiye koyuldu. Deniz Kuvvetleri yerli sanayinin imal ettiği malzemeleri ithal etmeyeceğini bildirdi. Milli gemi sanayi olmadan Milli Gemi projesinin sözde kalacağına inanan Gem Sanayicileri, bu açıdan OSB?nin olmazsa olmaz olduğunu ifade ettiler.
Murat ERDOĞAN ? PERŞEMBE ROTASI







Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.