'Bakan' gözüyle deniz
"Durmak yok, yola devam" diyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, önemli mesajlar verdi.Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Vira Dergisi Genel Yayın Yönetmeni...
"Durmak yok, yola devam" diyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, önemli mesajlar verdi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Vira Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Şen?e verdiği röportajda denizcilik sektörünü değerlendirdi ve yeni dönemdeki hedeflerini anlattı. Önemli tespitlerde bulunan Ulaştırma Bakanı; gemi ve yat inşa sanayi, gemi yan sanayi, deniz ticareti, gemi tutuklamaları, limanlar, kruvaziyer turizm gibi konularda yaptığı açıklamalarla sektöre önemli mesajlar verdi. İşte Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'la yaptığımız röportaj:
Geçmiş dönemde, sizin kaptanlığınızdaki Türk denizcilik sektöründe ilk defa devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı. Önümüzdeki beş yıllık süreçte hedefleriniz neler?
Denizciliğimiz son beş yılda büyük gelişmeler kaydetti. Gerek uluslararası alanda, gerekse yurt içinde deniz taşımacılığımızın önündeki önemli engelleri kaldırdık. Akaryakıttan ÖTV?nin kaldırılmasıyla birlikte, kabotaj hattındaki deniz taşımacılığında önemli ölçüde artış oldu. Ayrıca Akdeniz?deki ticari yat işletmeciliğine de çok ciddi katkılar sağladık. Yine önemli gelişmelerin yaşandığı bir diğer alan da, gemi ve yat inşaatı sanayidir. Gemi inşa sanayinde dünyada 23. sıradan 8. sıraya yükseldik, hala da yükselmeye devam ediyoruz. Türkiye?deki tersane sayımız arttı. Artık sadece Tuzla?da değil, 8400 kilometrelik sahil bandımızın hemen her yerinde tersane yatırımları yapılıyor. Gelecek döneme yönelik çalışmalarımızın başında, deniz taşımacılığı ve gemi inşaatında kazandığımız bu avantajları devam ettirmek geliyor. Bunun yanında, özellikle denizcilik eğitimine yönelik çok ciddi çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Tabii denizciliğimizin bu denli gelişmesi, beraberinde her kademeden yetişmiş gemi adamı sıkıntısını da ortaya çıkarmıştır.
Bunun aşılması için üniversitelerimiz ve sektörle işbirliği içinde koordineli bir çalışma yürüteceğiz. Gemi adamı açığını ortadan kaldırmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Yine bu dönemde hedefimiz, beyaz listeye yükselmek, beyaz bayrak ülkesi olabilmektir. Bunun için de gerekli gayreti göstereceğimizden emin olabilirsiniz. Önümüzdeki dönemde, limanlarımızdaki kontrolleri yüzde 25 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun için tabii ki, ekipman altyapısını, yetişmiş eleman kapasitesini artırmak için çalışacağız. Yat inşaatında Türkiye?nin daha alacağı çok yol olduğunu düşünüyorum. Bugünkü geldiğimiz nokta kayda değer bir nokta, ama yeterli değil. Yat inşaatındaki hedefimiz, dünyada ikinci sıraya yükselmek, gemi inşaatındaki hedefimiz ise dördüncü sıraya yükselmek olmalıdır.
Yine önümüzdeki süreçte, limancılığın daha düzenli gelişmesi için bir master plan çerçevesinde çalışmalar yürüteceğiz. Kafamızda yine küresel yerli yabancı yatırımcıların katkısıyla kapasitesi büyük bir limanla, bir adet büyük ölçekli tersane yapımı için gerekli şartları oluşturmak da var. Bu yatırımları Marmara Bölgesi kapasite olarak dolu olduğu için diğer bölgelerde hayata geçirmek istiyoruz. Ayrıca sahillerimizde deniz trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde VTS sistemini yaygınlaştıracak ve seyir emniyetini daha da güvenli hale getireceğiz. Amacımız, denizcilikte Türkiye?nin itibarını artırmak olacaktır. Artık AIS sistemin devreye soktuk, böylece elektronik ortamda bütün deniz trafiğini izleyebiliyoruz.
Geçen dönemde olduğu gibi önümüzdeki süreçte de, deniz ticaret odalarımız ve denizcilik örgütlerimizle koordineli olarak çalışarak Türk denizciliğinin önemini artırmaya devam edeceğiz. Hedefimiz denizcilikten elde ettiğimiz döviz girdisini, en az yarısı kadar arttırmak olacaktır. Tabii bütün bunları gerçekleştirebilmemiz için iki önemli nokta var. Bunlardan biri küresel anlamda dünya ticaretinde herhangi bir krizin yaşanmaması, ikincisi de ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının aynen devam etmesidir.
Son beş yılda büyük yol kat edildi, ama yine de tanıtım konusunda bazı eksiklerimiz var gibi görünüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Tanıtım anlamında geçmişle kıyasladığımız zaman, denizcilik sektörümüzde göreceli bir iyileşme olduğunu söyleyebiliriz. Artık firmalarımız, uluslararası kimliği olan tanıtım alanlarında boy göstermeye başladılar. Eskiden denizcilik şirketlerinin böyle alışkanlıkları yoktu. Şimdi ise, özellikle gemi inşa sanayinde yer alan firmalarımız, yurtdışında geleneksel hale gelen fuarlara katılıyorlar. Yine de, tanıtım konusunda zayıf kaldığımız görüşünüze katılıyorum. Bu konudaki kültürümüzü de zaman içinde geliştireceğimize inanıyorum. Zaten hedefimiz de bu yönde. Sadece denizcilik sektörü değil, diğer kuruluşlarımız da bu konuda destek veriyorlar. Bugün gerek dış ticaretten sorumlu devlet bakanımız, gerekse Türkiye tanıtımı ile ilgili oluşturulan fonlardan tanıtım için çeşitli destekler veriliyor.
Kruvaziyer turizm, Türkiye için önemli gelir kaynaklarından biri. Hatta Türkiye?nin cari açığının kruvaziyer turizm ile kapatılmasının mümkün olduğu şeklinde görüşler var. Bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz?
Beş yıl önce kruvaziyer turizmi neredeydi, bugün nereye geldi? Bir karşılaştırma yaparsak, bizim bakış açımız çok net olarak ortaya çıkar. Eskiden Türkiye?ye düzenli hat açan firma yoktu, sadece ara sıra gelen gemiler vardı. Bugün ise, Türkiye?nin 11 limanına yıllık 50-60 sefer tur yapan gemiler var. Yolcu sayısı çok büyük oranda arttı, gelen gemi sayısındaki artış yüzde 40, döviz girdisi olarak da yüzde 140?lara varan artıştan söz edebiliriz. Bunlar çok güzel ve önemli gelişmeler. ?Kruvaziyer turizm?, ?Her şey içinde turizme? göre 25-30 kat, katma değeri fazla olan bir turizm dalı ve döviz girdisi çok yüksek. Bu nedenle, biz kruvaziyer turizmin gelişmesi için ihtiyaç duyulan alt yapıyı geliştireceğiz. Salı Pazarı ve Haydarpaşa projelerini hayata geçireceğiz. Mesela, Kuşadası?nda muazzam bir tesis yapıldı. Bundan sonra diğer turistik bölgelerimize de kruvaziyer turizmin gelişmesine yönelik alt yapı tesisleri kuracağız. Dünya kruvaziyer turizm gelirlerinden aldığımız payı mutlaka artıracağız.
Gemi inşadaki gelişmeye paralel olarak, yan sanayimiz de gelişti. Gemi yan sanayimizin OSB ve belgelendirme ile ilgili bazı sıkıntıları var. Önümüzdeki dönemde, gemi yan sanayi ile ilgili projeleriniz neler? Sıkıntıları aşabilecek miyiz?
Yan sanayinin gelişmesi, tamamen gemi inşaatındaki canlılığa bağlı. Gemi inşaatında canlılık olduğu müddetçe, yan sanayimiz de gelişecektir. Tabii 1970-1980?li yıllarla bir karşılaştırma yaparsak, o günlerle mukayese edilmeyecek kadar büyük bir gelişme olduğunu görüyoruz. Her geçen ay, gemi sanayimizdeki yerli ürün katkısı artıyor. Uluslararası IACS üyesi klas kuruluşlarından dolayı bir kısıtlama olmakla beraber unutmayalım ki, bu uygulama Türkiye karşıtı bir uygulama değil. Gemi inşaatı, uluslararası özelliği olan bir iş koludur. Dolayısıyla gemilerin alım satımdaki değerleri bakımından en itibarlı klas kuruluşlarıyla çalışmak, armatörlerin aradığı bir konudur. Onların bu tercihini aksi yönde zorlama şansına sahip değiliz. Bizim yapmamız gereken, bu zorlukları aşmaktır. Türkiye?de eskiden yanmaz panel yapılamıyordu, oysa şimdi yapılıyor. Bütün klas kuruluşlarından sertifika onaylı olarak, bunlar yapılabilir hale geldi. Demek ki, mücadeleyi bırakmayacağız.
Biz de idare olarak, sektörde gemi inşaatına, gemi donanımına yönelik yapılacak her türlü faaliyetin yanında olacağız. Gerek onların organize sanayi bölgeleri ihtiyacını karşılamak, gerekse uluslararası sertifikasyonda oluşacak sorunlarını aşmak için birlikte çalışacağız. Bu anlamda hem bölge müdürlüklerimiz, hem de klas kuruluşları nezrinde idari kuruluş olarak gerekli çalışmayı yapacağız. Zorluklar var, ama bunlar işin tabiatı gereğidir. Çünkü, denizcilik sektörü uluslararası bir sektördür.
Gemi yan sanayi firmalarının KDV ile ilgili sıkıntıları var. Bu konunun çözümü için bir girişiminiz olacak mı?
Kısa vadede bir şey yapamayız. Biliyorsunuz, KDV?li uygulama var. Bazı şirketler, 13/a maddesine göre KDV?den muaf, tabii olmayanlar da var. KDV muafiyetiyle ilgili kanun oldukça kapsamlıdır. Bu kanun, bir yandan da tersanelerimize, inşaatçılarımıza ciddi avantajlar sağlıyor. Biliyorsunuz OECD kurallarına göre, gizli ve açık sektörel destekler giderek yasaklanıyor, kısıtlanıyor. O bakımdan, Türk gemi inşacıların önünde ciddi bir imkan var. Biz de, bunun devam etmesi için gereken gayreti göstereceğiz.
Geçmiş dönemde yüz aklarımızdan biri de kara listeden kurtulmamızdı. Son günlerde yine gemi tutuklamaları fazlalaştı. Bu bizi sıkıntıya sokar mı?
Tutuklamalar her zaman olabilir, tabii bu noktada oran önemli. Avrupa?da, bu oran yüzde 3-4. Biz de o seviyeye çok yaklaştık. Bu sınırla ilgili olarak kontrol edilen limanlarda gemi sayısının yüzde 5?i geçmemesini sağlayarak biz amacımıza ulaşmış olduk. İdeal hedef, hiç gemi tutulmamasıdır. Ama hiçbir ülkede bu gerçekleşmiyor. Eski kararlılığımız yok şeklinde bir söylem var, ama bu gerçek değil. Hedefimiz bu dönemde hem limanlarımızdan çıkan, hem de limanlarımızı ziyaret eden gemileri yüzde 25 oranında kontrol edebilmek. Asla rehavete kapılmış değiliz.
Müzakere sürecinde Türkiye?nin yüz akıyla çıktığı en önemli başlık, ulaştırma başlığı altında yer alan denizcilikti. Fakat müzakere süreci durdu?
Ulaştırmayla ilgili başlıkların açılmaması, teknik konulardan değil, politik nedenlerden kaynaklanıyor. Kıbrıs?la ilgili konular doğrudan bizi ilgilendirdiği için burada bir anlaşmazlık söz konusu. Ama bu bizi çok ilgilendirmiyor. Biz AB?ye uyum çerçevesinde yapılması gereken düzenlemeler ne ise, onları kendi ulusal çıkarlarımızı da göz ardı etmeden yapmaya devam ediyoruz.
AB sürecinde önümüzdeki dönemde hangi başlıklar ön plana çıkacak?
Mesela şu anda hemen açılmasına karar verilen, ulaştırmayla ilgili bir başlık var. Asya ile Avrupa?yı birbirine bağlayan uluslararası ulaşım koridorları ile ilgili bir başlık açılmaya karar verildi. Biz de bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık. Özellikle 10. koridor başta olmak üzere, 4. koridorun devamı olan ülkemizde bu konuyu kapsamlı olarak ele aldık. Ayrıca bu konudaki çalışmaların öncelikle projeye bakılarak AB fonları ile desteklenmesi konusunu da gündeme getirdik. Bu noktada da başarı sağladık.
Türkiye?de denizcilik sektörü önemli bir noktada, ama bir türlü doğru bir envanter çalışması yapılamıyor. Denizcilik sektörünün Türkiye ekonomisine yarattığı katma değer ne kadar?
Bir dağınıklık söz konusu, ama bunun denizcilik sektöründen kaynaklanan çok çeşitli nedenleri var. Öncelikle bütün gemilerimiz Türk bayrağında değil. Gemi inşa ve yan sanayide, üretilen katma değerde bir sorunumuz yok, hepsi biliniyor. Tabii bu istatistikleri tutmak sektörün, özellikle de sivil toplum kuruluşlarının işi. Biz, gemi inşa etmek bizim işimiz diyoruz, ama diğer taraftan da PR ile ilgili olarak gerekenleri yapmıyoruz. Bu noktada başta Deniz Ticaret Odası olmak üzere, sektöre ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor. Çünkü bu faaliyetler, onların faaliyetleri. Bu bilgileri derleyip, idareyle paylaşmak sektörün görevi. İdareden bir şey talep ettiğiniz zaman, ortaya da elle tutulur bir şey koymanız gerekir. ?Ne getiriyor, ne götürüyorsunuz?? bunu bilmemiz lazım. İsteyeceksiniz, ama isteğinizin arkasına haklılığınızı savunabileceğiniz noktaları da koyabilmelisiniz.
Önümüzdeki süreçte yeni çıkartılacak olan yasalar neler? Son günlerde yine ?Kılavuzluk ve Römorkaj Kanunu? konuşuluyor. Yeni yasa çıkacak mı?
Bütün kıyılarımız genelinde, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin serbest verilmesini içeren esas ve usullerin tekrar yenilenmesi ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bunun çalışmasını da arkadaşlarımız uzun süredir yapıyorlar. Bu dönemde, o konuda ciddi bir ilerleme sağlayacağımıza inanıyoruz.
Denizin bir de sosyal boyutu var. Son dört yılda Türkiye?de bir denizci dinamiğinin oluşturulması adına deniz kültürü konuşulur oldu. Buna yönelik yeni çalışmalarınız olacak mı?
Bu konunun çeşitli yönlerden ele alınması gerekir. Bu, sadece bizim bakanlığımızın görev alanında yer almıyor. Aynı zamanda Turizm Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı?nın ortak çalışma yürütmesi gereken bir konu bu. Denizcilik tarihimizden tutun, denizlerimizdeki balık türleri, denizlerimizdeki ekosistemin değişmesiyle beraber oluşan değişiklikler ve bunun sosyal hayatımıza etkileri gibi hususların incelenmesi lazım. Bizim dönemimizde amatör denizciliği özendirmek için çok ciddi mevzuat düzenlemeleri yaptık. Bunun yanı sıra, sadece denizlerimizde değil baraj göllerimizde, iç suyollarımızda da denizciliğin teşvik edilmesi için büyük iç sularımıza tekneler gönderdik.
Oralarda denizcilik bayramıyla ilgili etkinlikler düzenledik. Bu çalışmalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Ama bunu sadece Ulaştırma Bakanlığı ya da Denizcilik Müsteşarlığı?nın işi gibi görmemek lazım. Deniz kültürü, ilgili bütün bakanlıklarımızın, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerimizin ortak mirası ve hedefi olmalı.
Yeni dönemde TBMM?de denizci vekillerin sayısı arttı. Bu durum sizce Türk denizcilik sektörüne katkı sağlayacak mı?
Gayet tabii ki katkısı olur. Geçen dönem bunun en somut örneğidir. Denizcilikte bu kadar mesafe alındıysa bu durum, sektörün içinden gelen insanların sorumluluk mevkiinde olmasından kaynaklanıyor. Biliyorsunuz, bu dönemde bakanlığımızı ve müsteşarlığımızı denizcilerle tanıştırdık. İşin kabiliyetine hakim arkadaşlarımıza görev verdik. Yıllardır özlem duyduğumuz, aşılması mümkün olmayan birçok konuyu çözdük. Dolayısıyla aynı potansiyel ve kararlılık devam ediyor. Yeter ki, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamı devam etsin. Bizim irademiz dışında gelişen fevkalade olaylar olmasın.
Haliç bir anlamda Türk denizcilik tarihinin merkezidir. Burada tarihi tersanelerimiz var. Bir müze kurulması düşünülüyor mu?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi?nin koordinasyonunda bir çalışma yapılacak. Bu konuda hazırlıklar yapıldığını biliyorum. Gayet tabii ki, orada bulunan tersanelerimizin Osmanlı?dan günümüze, o günün motiflerini yansıtacak şekilde müzeye dönüşmesi hepimizin, milletimizin ve denizcilik camiasının arzusudur. Bu konuda bizim üzerimize ne düşerse yapacağız, ama asıl görev Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi?ne düşüyor.
Denizcilik sektörü ile birlikte denizcilik medyası da sizin döneminizde büyük gelişim gösterdi. Bunlardan biri de Vira Dergisi. Denizcilik medyasıyla ilgili düşünceleriniz nedir?
Denizciliğin içinden gelen, denizcilik alanında uzmanlaşmış kişilerin ortaya çıkardığı yayınlar var. Dolayısıyla, sektörde de o oranda kabul görüyorlar. Vira Dergisi de bu yayınlardan bir tanesi. Denizcilik ile ilgili konuları, büyük küçük ayrımı yapmadan, bütün boyutlarıyla irdeleyen, sektörümüzün ve halkımızın bilgilenmesine vesile olan çok güzel bir yayın. Bu gibi yayınların sayılarının artmasının, hem sektörümüzün, hem de ülkemizin geleceği bakımından önemli olduğunu görüyorum. Bu konuda da, bakanlık olarak üzerimize düşen her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Sektör geliştikçe, siz de gelişeceksiniz.
Sizin gelişmeniz, sektörün gelişmesinden ayrı tutulamaz. Eğer sektörde bir faaliyet olmazsa, en güzel dergiyi de çıkarsanız hiçbir kıymeti olmaz. Sektörümüz gelişmeye devam ediyor ve sektörün boyutunu, hacmini, kabiliyetlerini gerek yurt içinde, gerek ise yurtdışında fuarlarda, etkinliklerde tanıtma görevi de size düşüyor.
Vira Dergisi aracılığıyla sektöre vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Söylediklerimin hepsi mesajdı. Sektörümüz; ?Vira Bismillah? deyip, yola devam edecek. Durmak yok, yola devam?
VİRA DERGİSİ







Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.