Seyir Ve Manevra Sularının Vazgeçilmezleri

Dr. Güntürk Üstün

Her mevsimde [Artık nitelikleri epeydir şaşırtsa da], her hava koşulunda [Lodosun karayele, yağmurun sağanağa, karın tipiye süratle dönüşmesi fark etmez fazlaca],  her saatte [Çünkü 24 saate odaklıdır kısaca değineceğim yaman mesleğin doğası],  her tipten [Konteyner gemisi, ConRo, RoRo, petrol tankeri, kruvaziyer ve daha nicesi],  her boyuttan, her tonajdan gemiler gelir gider denizlerle okyanuslarda ve büyük ırmaklarla göllerde [Ne de keyif ve umut ileticisidir meraklısının benliğine yoğun gemi trafiğini izlemek]… Tüm bu akıcı değişkenliğe rağmen liman rıhtımlarıyla onların civarındaki mavi-yeşil suların derinliğiyle olası istikrarsızlığına aşina “rehber”ler yerlerinde kalır… İşte tam da bu koordinatta şunu belirtmek gerek… “Rehber” deyince anlaşılması gereken “kılavuz kaptan”larla tekneleridir elbette [İster “kılavuz tekne” ister “pilot tekne” denilsin]…  Ki kalırlar “kılavuz kaptan”lar tekneleriyle birlikte yerlerinde ve beklerler avuçlarının veya eldivenlerinin içi gibi bildikleri yerel yeşil-mavi sulardaki bir sonraki mühim görevi… Yani bir başka geminin ya limana ya boğaza ya da kanala giriş veya çıkış manevrasına yardımcı olmayı…

O çetrefilli manevralara yardımcı olabilmek adına dalgalı-dalgasız sularda seyir halindeki gemilere aşırı zorlanmadan çıkıp inmek doğrusu harcı değildir öyle her gözüpek denizcinin… Mükemmel bir eğitimi takiben kazanmak gerekir “kılavuz kaptan”lık rütbesini… En modern teknoloji bile tehdit etmekten uzaktır tehlikeli ve kritik ve de dalgınlık affetmeyen vazifelerini… Çünkü dikkatlilikle bütünleşmiş gerçek güvenliğin aralıksız ihtiyacı vardır dikkatliliği özümsemiş gerçek insanlara… Çünkü en kocaman gemilerin en usta süvarileri bile hassas seyir ve manevra anlarının sessiz ve tiz düdüğü çaldığında gereksinirler köprü üstünde deneyimli danışmanlığını “kılavuz kaptan” meslektaşlarının… Çünkü geçmiş yüzyıllar gibi 21’inci asırda da deniz taşımacılığı açısından çok önemlidir “kılavuz kaptan”lık ve ne tecrübesizliğe ne de yeteneksizliğe izin vermeyen kendine özgü bir meslektir daima… Çünkü limana yanaşacak her gemiye açıklarda ilk çıkan ve limandan ayrılacak her gemiden açıklarda son inen işinin ehli yegâne “yabancı yardımcı”lardır “kılavuz kaptan”lar… Aklımda aniden ışığı parlak bir deniz feneri yanmışken; gemilerin boyutlarıyla tonajlarının gitgide battallaşması becerikli ve beygir gücü koleksiyoncusu römorkörlerininkine yansır, mütevazi ve metanetli “kılavuz tekne”lerininkine değil… Liman rıhtımlarıyla onların civarındaki mavi-yeşil sularda kararlılıkla ilerleyen kaptanlı (ve destek personelli) “kılavuz tekne”lerin direklerinde dalgalanır gururla yarısı silyon feneri beyazı yarısı iskele borda feneri kırmızısı rengindeki sade ama zarif bayraklar ta gün batıp da gökler gömülene dek zifirî karanlığa… Bir Boğaz yahut Körfez vapurundan şimdilik ayrılarak iskeleye ayak basıp da en bildik ve en dost canlısı liman lokantasının kapalı kalmışlığını sürdürmesinden süzülen ağır üzüncü yüklenmiş halde evlerimize sağ salim demir atmadan önce haydi bir defa daha samimi bir saygıyla selamlayalım mı bölünmesi imkânsız “kılavuz kaptan” kardeşliğinin fedakâr ruhlu her üyesini? Kim ne düşünürse düşünsün, kim ne derse desin, “kılavuz kaptan”larsız yeryüzü dillerinin sözlüklerine kesinkes giremezdi havalı “kaptan pilot” isim tamlaması bence!

Verimli günler ve gelecek yazımda yine bu sütunda görüşmek üzere.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.