TEPAV, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında diplomatik yollarla çözülemeyen limanlar krizine hukuki çözüm yolu önerdi. Ankara Anlaşması'nın uygulama alanını on yeni AB üyesi ülkeye genişleten ek protokolün yürürlüğe konulmaması nedeniyle müzakere başlıklarının açılması engellenen Türkiye'ye, TEPAV'ın önerdiği hukuki yolda, Gümrük Birliği'nin sadece malların serbest dolaşım alanını düzenlediği, hizmetler alanını kapsamadığı belirtiliyor. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararına atıfta bulunan öneride, Türkiye ile kurulan Gümrük Birliği'nin tanımlanırken, hangi sektörlerin kapsam dahilinde olduğunun belirlendiği, bu sektörler içinde taşımacılığın dahil olmadığına vurgu yapılıyor. Taşımacılık ilkesinin AB'nin 'iç pazarı'nda uygulandığı, Türkiye'nin ise AB'nin iç pazarının parçası olmadığı belirtiliyor.
TEPAV'ın raporunda şu görüşe yer veriliyor: "Türkiye'nin Güney Kıbrıs bağlantılı gemilere karşı uyguladığı kısıtlayıcı siyaset nedeniyle ortaya çıkacak hukuki ihtilaflarda, liman hizmetlerinin sunulmasının Gümrük Birliği kapsamında malların serbest dolaşımıyla bağlantısı olmadığı savı gündeme getirilmelidir".
AB ile Türkiye arasında limanlar krizi nedeniyle askıya alınan müzakere süreci için TEPAV çalışma yaptı. Bir rapor hazırlanarak, limanlar krizi ile ilgili sorunun arka planı araştırılırken, durum tespiti yapıldı. Raporda, Türkiye'nin limanlar krizinden kurtulması için hukuki yol önerildi.
Gümrük Birliği 'taşımacılık' sektörünü kapsamıyor
Raporda, Türkiye ile Avrupa arasındaki Gümrük Birliği'ne vurgu yapılarak, hukuki sav ortaya atıldı. Öne sürülen savda, Türkiye'nin AB'nin "iç pazarı"na dahil olmadığı belirtilirken, Türkiye ile AB arasında sadece Gümrük Birliği'nin kurulduğu, Gümrük Birliği'nin ise malların serbest dolaşımı alanını düzenlediği, hizmetler alanını kapsamadığına dikkat çekildi. Raporda, şöyle denildi: "1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, Türkiye ile kurulan Gümrük Birliği'ni tanımlarken hangi sektörlerin kapsam d?hilinde olduğunu belirtmiştir. Ancak bu sektörler arasına taşımacılık sektörü d?hil edilmemiştir".
Raporda, ayrıca Türkiye'nin Gümrük Birliği anlaşmasında hizmet alanlarıyla ilgili taahhütte bulunmadığı anlatılıyor.
TEPAV ATAD kararlarını inceledi
TEPAV, savını güçlendirmek için Avrupa Topluluğu Adalet Divanı'nın (ATAD) limanlarla ilgili konulardaki yerleşik içtihadını da taradı. Tarama sonucunda, ATAD'ın kararlarının, Türkiye ile Güney Kıbrıs ve Avrupa Komisyonu arasındaki limanlar ihtilafına doğrudan emsal teşkil etmeyeceği çıktı.
AB, ATAD'ın kararlarına dayanarak, limanların açık tutulmasının engellenmesinin malların serbest dolaşımına getirilen dolaylı bir sınırlama olduğunu belirtiyor.
Türk limanlarının Güney Kıbrıs gemilerine kapalı olması da miktar sınırlamalarına eş etkili bir sınırlama olarak değerlendiriliyor. Topluluk kurumları üye olmayan ülkelerle ilişkilerini belirlerken ATAD kararlarına dayanıyor. TEPAV raporunda AB'ye üye olmayan bir ülkenin kendini ATAD kararlarıyla bağlı sayamayacağına vurgu yapılıyor.
DTÖ'de sakıncası yok
TEPAV, konunun hukuki yollarla çözümü halinde ileride Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde soruna neden olup olmayacağını da araştırdı. Önerinin hükümet, asker ve devletin siyaseti olması için politik not hazırlanıyor. TEPAV savın, Türk TIR'larına AB ülkelerinde uygulanan kota sorununda da kullanılacağı hukuki bir mülahaza olması gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlar, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisinin şimdilik sadece gümrük birliği çerçevesindeki serbest dolaşım ilkelerinin uygulanması ve serbest dolaşımın bu dar etki alanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Gümrük Birliği'nden doğan yükümlülüklerin geniş yorumlandığı takdirde iki taraf içinde karşılanamaz taleplerin ortaya sürülebileceği, limanlarda yaşanan krizin önümüzdeki süreçte diğer sektörlere de yansıyabileceği vurgulanıyor.
Limanlar açılırsa dava açılabilir
Öte yandan, uzmanlar Türkiye'nin ek protokolü uygulaması ve Güney Kıbrıs gemilerinin Türk limanlarını kullanması durumunda özel sektördeki firmaların ticari zarara uğradıkları gerekçesiyle sözkonusu madde kapsamında dava açabileceği de belirtiliyor. Hukukçular, Özel sektör firmalarının ATAD'a açabilecekleri olası davaların 'kabul edilebilir' bulunacağını ifade ediyorlar.
Dilek GÜNGÖR - DÜNYA