Liman hizmet üreten bir ticaret işletmesidir. Burada parası karşılığında yükleme, boşaltma, aktarma (sevkıyat) ve depolama hizmeti verilir.
Limanın müşterileri gemi sahipleri/ işletenleri ya da yük ilgilileridir (yükleyen, alıcı, sevkıyatçı). Gemi tarafı gemiyle ilgili kılavuzluk, römorkaj, palamar gibi hizmetleri limandan ister; yük tarafı da yükünün gemiden alınmasını, gemiye yüklenmesini, terminal hizmetlerini, depolanmasını. Bu hizmetleri ya da bir kısmını liman müşterilerine kendisi verir; ya da çoklukla otonom limanlarda uygulandığı gibi kılavuzluk, römorkaj, palamarcılık, terminal operasyonu, yükleme-boşaltma vb hizmetleri üçüncü kişilere yaptırır.
Gümrük limanın ortağı mıdır?
Çağdaş limanlarda liman kendi işine bakar. Müşterilerine haklı rekabet ortamında hizmet sunar, parasını da alır. Dolayısıyla da liman işletmesi bir ticarethanedir. Ama gümrük idaresine tesislerini gümrük deposu gibi kullandırtmaz. Gümrük de limanın ticari sınırları içinde liman işletmesinin işine karışmaz,ayrıca karışamaz da.
Türkiye?de ise durum böyle değildir. Liman işletmesi eşyanın depolandığı, gemiden boşalan yükün ancak gümrüğün izniyle supalan çekilebildiği sanki gümrüğün bir deposudur. Liman işletmelerinde gümrük ve liman işlevleri birbirine girmiştir. Liman işletmesinin kralı gümrük idaresidir. Liman işletmesinin müdürü gümrük idaresine karşı sorumlu, ona hesap verme durumunda olan kişidir.
Peki, gümrük idaresinin limanda işi nedir? Liman işletmesinin ortağı mıdır ki hesap sorma haddini kendisinde bulabilsin, yoksa liman işletmesi kendi işlevi dışında gümrük idaresi adına ayrıca yüke emanetçilik mi yapması gerekir? Bunun için gümrük idaresi liman işletmesine herhangi bir ücret ödemekte midir? Ödemiyorsa ödemesi de gerekmez mi?
Batının limanlarında gümrük idaresi ancak limanın sınırları dışında kendi işini yapar. Limanın içinde liman işletme müdürünün yanına da salavatla çıkar?
Türkiye Batının limanlara askeri üst gözüyle baktığı dönemde limancılığa kalkıştı.Batı idarelerin görevlerini ve görev sınırlarını birbirinden ayırdı. Liman deposuna gümrük deposu gözüyle bakmayı bıraktı. Biz hala limancılığa giriştiğimiz noktadayız.
Hangi mantık bir ?ticarethaneyi? ?yük nezarethanesi? ne çevirir? Kapıkule?den yurda giren TIR?a gümrük idaresi ne gözle bakıyorsa limana gelen örneğin konteynere de aynı gözle bakmalıdır. Liman işletmesiyle müşterileri arasındaki hizmet ilişkisi bittikten, yük limanı terk ettikten sonra gümrük idaresi kendi işine bakmalıdır. Bu kendi deposu olabileceği gibi dış ticaret erbabının ya da sevkiyat firmalarının fiktif depoları da olabilir.
3 kuruşa 5 kuruş ödüyoruz
Bugünkü gümrük mevzuatı limancılık sektörüne bağlantılı olarak da taşımacılık sektörüne zarar vermektedir. Örneğin sağlıklı bir ekonomiye 3 kuruşa giren mal, bize gümrük mevzuatı yüzünden 5 kuruşa girmektedir. Bunun ceremesini vatandaş çekmek durumunda mıdır?
Geçmişte liman işletmelerinin antrepolarında, sundurmalarında yıllarca yatan mallar yüzünden Türk ekonomisi ağır demuraj ve tıkanıklık sürşarjı faturasıyla karşı karşıya kaldı. Bu yıllar 70?li yıllardı. Bu sütunların yazarı bu sorunu İstanbul Limanı açısından bilimsel toplantıya taşıdı. Ne var ki yasanın ya da mevzuatın ön yüzü bir şey diyorsa onu iyileştirmek, ekonominin daha yararına olacak biçimde düzenleme girişimine yönelmek çoğu zaman yük oluyor. Hani adına bürokrasi hazretleri denilen türden?
Artık Türkiye?nin savurganlıklara çanak tutan bu türden yanılgı içeren bürokrasi uygulamalarına tahammülü olmamak gerekir.
Kapıdan-kapıya kesintisiz taşıma yapılan günümüzde Batıyla entegre olmanın ilk ve temel adımı herkesin kendi işini kendi faaliyet alanında yapmasıdır.Kesin olan bir şey varsa o da liman işletmesinin gümrük idaresinin faaliyet sahası içinde olmadığıdır?
LOJİPORT