Gümrük Değil, Güven Duvarı

Onur Kurtay

3 -4 sene önce Rotterdam'daydım. Bir konteyner terminalinde, sabahın beşinde, rıhtımın ucunda duruyordum. Liman uyumuyor; biz de uyumuyoruz. O saatte kafamdan geçen tek şey şuydu: Bu yükler Türkiye'den çıkarken kaç kapıdan geçti, kaç imza bekledi, kaç gün bekledi? Yazmak bugüne kısmetmiş.

Dünya lojistiği hız üzerine yeniden inşa edilirken biz hâlâ evrak eksik mesajlarıyla boğuşuyoruz. ABD'nin yeni gümrük düzenlemeleri, Çin'in liman kapasitesi hamleleri, Körfez'in transit koridor yatırımları… Rakiplerimiz zemin döşerken biz zaman zaman hâlâ aynı zeminde çatlakları tartışıyoruz.

Yanlış anlaşılmasın. Türkiye'nin lojistik altyapısı son on yılda gerçek anlamda büyüdü. Bunu inkâr etmek hem haksızlık hem de kör bir muhalefet olur. Ama büyümek yetmez. Hız kazanmak şart.

Sektörümüzün şu an en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir liman değil, yeni bir zihniyet. Güven lojistiği diyorum buna. Alıcı ülke, Türk menşeli ürünü görünce ne hissediyor? Kalitelidir, zamanında gelir, belgesi temizdir mi diyor; yoksa hâlâ zihninde bir soru işareti mi beliriyor?

Bu soruyu kendinize sorun;

Cevap ne kadar kesindi?

Almanya'da bir müşteriyle yaptığım toplantıda bana açık açık söyledi. Türk tedarikçilerinize güveniyoruz ama süreç güvenilirliği henüz Polonya düzeyinde değil. Acı bir tespit. Ama kulağa küpe olması gereken bir tespit.

Süreç güvenilirliği, ürün kalitesinden önce gelir. Çünkü alıcı, ürünü görmeden önce süreci yaşar. Teklif sürecindeki netlik, sevkiyat takibindeki şeffaflık, gümrükte yaşanan her gecikme, varış limanındaki her eksik belge bunların tamamı tek bir mesaj verir: Bize güvenebilir misiniz?

Ve dünya bu soruyu artık daha sert soruyor. ABD'nin yeni tarife düzenlemeleri yalnızca bir vergi meselesi değil, global tedarik zincirinin yeniden çizilmesinin habercisi. Bu tabloda Türkiye ne olmak istiyor? Kaçınılmaz bir transit nokta mı, yoksa değer üreten bir ihracat merkezi mi?

İkisi aynı anda olmaz. Tercih yapılması gerekiyor.

Ben Türkiye'nin değer üreten tarafta durmasını istiyorum. Bunun için de sektör olarak ortak bir ses çıkarmamız, ortak standartları savunmamız ve birbirimizin önüne taş koymak yerine birlikte yol açmamız gerekiyor.

Rıhtımda duran her konteyner bir sözdür. Bir ihracatçı zamanında teslim edeceğim diye söz vermiştir. Bir nakliyeci güvenle taşıyacağım diye. Bir gümrükçü eksiksiz çıkaracağım diye.

Lojistik, nihai olarak verilen sözlerin zinciridir.

Ve zincirin gücü, en zayıf halkasına eşittir.

Halkamızı güçlendirelim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.