Bu vizyoner ifade, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Başkanı Nail Olpak’a ait. Türkiye olarak bizler, diasporanın jeopolitik ve ekonomik gücünü, özellikle ABD’deki Rum, Yahudi ve Ermeni lobilerinin faaliyetleri üzerinden acı tatlı deneyimlerle yıllarca yakından izledik. Ancak küresel dengeler değişiyor; artık bu stratejik güç denkleminde söz sahibi olmak, "biz de varız" demek için dördüncü büyük kuvvet olan Türk diasporası gümbür gümbür geliyor.
Geçen hafta, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi’nin (DTİK) Amsterdam’da ortaklaşa düzenlediği çok kritik bir küresel buluşmanın konuğuydum. Dünyanın dört bir yanından gelen, yaşadıkları ve kök saldıkları ülkelere muazzam katma değer sağlayan Türk iş insanları bu kez Hollanda’da bir araya gelmişti.
Rakamların Diliyle Avrupa’daki Türk Ekonomisi
Avrupa’daki Türk varlığı, artık sadece bir iş gücü göçünden ibaret değil; milyarlarca avroluk devasa bir ekonomik ekosistemi ifade ediyor. Özellikle Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde Türk girişimciler yüz binlerce işletme kurarak, doğrudan istihdamın ve kalkınmanın ana aktörleri haline geldiler.
- Almanya Örneği: Bugün Almanya genelinde yaklaşık 3,5 milyon Türk kökenli nüfus yaşıyor. Bu nüfus içerisinden çıkan yaklaşık 100 bin Türk girişimci, yıllık 90 milyar avro civarında ciro üretiyor ve yarım milyon insana doğrudan istihdam sağlıyor. Hizmet, ticaret ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşan bu işletmeler, Alman ekonomisinin lokomotif yapı taşları arasında.
- Hollanda Örneği: Hollanda’da ise Türkiye kökenli girişimci sayısı 50 bini aşmış durumda ve bu rakamla göçmen kökenli girişimciler arasındaki en büyük ve en dinamik grubu oluşturuyorlar.
Bu büyük organizasyona ev sahipliği yapan mekan, DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları’nın oteller zincirine yeni kattığı Radisson Hotel Amsterdam Airport idi. Torunoğulları’nın hayat hikayesi, diasporamızın nereden nereye geldiğini özetleyen tam anlamıyla bir başarı manifestosu.
1980 yılında Kars’ın Susuz ilçesinden Hollanda’ya çalışmak üzere gelen genç bir göçmen, pazarlama elemanı olarak kapısından girdiği Edelstaal Grubu’nun önce yüzde 10’unu, ardından tamamını satın alıyor. Devraldığında ciddi ekonomik sıkıntılar yaşayan bu şirketi kısa sürede şaha kaldırarak, bugün 16 ülkede yatırımları olan küresel bir devler topluluğuna (EdelStaal Group) dönüştürüyor.
Bugün grup; 4.000’in üzerinde çalışanıyla çelik tencere üretiminden turizm-otelciliğe, gayrimenkulden inşaata kadar devasa bir portföyü yönetiyor. Torunoğulları, zirveye giden bu yolculuğu şu sözlerle özetliyor:
"Her şey video kaset kiralama işiyle başladı. Ardından Edelstaal ile tanıştım ve ev ev gezerek tencere satmaya başladım. Türk kadınlarından muazzam bir pazarlama ağı kurduk; Hollanda’da yüzlerce, Avrupa’da binlerce kadın bu sistemin içindeydi. Pazarlamadaki geleceği görünce, ODTÜ’de okuyan kardeşim Erdal’ın da Hollanda’ya gelmesini sağladım. İtalya’daki fabrikamızda ürettiğimiz SIMTRONIC, SWS ve SIMENSPOTS markalı çelik tencereleri bugün tüm Avrupa’nın tanıdığı markalar haline getirdik."
1990’lı yıllarda turizme Fethiye’de adım atan grup, bugün Orka Hotels markasıyla 20’nin üzerinde tematik parkı ve 15 adet 5 yıldızlı lüks oteli bünyesinde barındırıyor. Gayrimenkul kanadında (EdelStaal Vastgoed BV) ise 2005 yılında Hollanda’nın Den Bosch kentindeki Van Berckel caddesini komple satın alarak Avrupa basınında "Cadde satın alan Türk" manşetleriyle yankı uyandırmışlardı. Üstelik vizyoner adımları bununla da sınırlı değil; Hollanda’nın teknoloji devi VDL Group ile ortaklık kurarak Türkiye’de modern geri dönüşüm ve çöp konteyneri üretimi yatırımlarına da hayat veriyorlar.
Tarihi Bir Paradoks: Dün Hizmet Alanlar, Bugün Hizmet Ediyor
Gelelim o muazzam küresel buluşmanın yaşandığı akşama... T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın resmi JETCO toplantısının ardından katılarak Radisson otelin açılışını yaptığı o görkemli gecede, sosyolojik olarak çok çarpıcı bir tabloya şahit olduk.
Avrupa’da yükselen aşırı sağın ve ırkçı söylemlerin, bulundukları ülkeye milyarlarca avro katma değer sağlayan Türk insanını hor gördüğü dönemlere ne yazık ki sıkça şahit oluyoruz. Ancak o akşam gala yemeğindeki manzara bambaşkaydı: Masalarda oturan, küresel ticarete yön veren Türk iş insanlarıydı; onlara yemeklerini hazırlayan, kusursuz bir servis sunmak için etrafında pervane olanlar ise Hollandalılardı. Geçmişin ezberlerini bozan, rollerin nasıl değiştiğini gösteren bu tablodan sessiz ve sinsi bir gurur (ve haklı bir keyif) duyduğumu itiraf etmek zorundayım.
Bölünerek Değil, Birleşerek Çoğalınır: Konfederasyon Çağrısı
Avrupa’daki Türk diasporası her geçen gün büyüyor ancak önümüzdeki en büyük handikap parçalı bulutlu yapımız. DTİK, Türk iş dünyasını Avrupa’da temsil eden tek çatı değil; aynı ulvi hedeflerle yola çıkan Almanya merkezli Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) de sahada çok güçlü.
Bizim toplumsal genetiğimizde pek başarılı olamadığımız "ortaklık ve birleşme kültürü" sınavını artık burada vermemiz gerekiyor. Bu iki dev kurum, kendi içlerinde yarıştığında değil, güçlerini birleştirdiğinde küresel bir çarpan etkisi yaratacaktır.
Ekonomik büyüklükleri ve network ağları muazzam seviyede olan DTİK ve ATİAD’ın başı çekeceği bir konsorsiyum oluşturulmalı; dünyadaki tüm irili ufaklı Türk derneklerine tarihi bir çağrı yapılarak "Türk İş Dünyası Konfederasyonu" kurulmalıdır. İşte o zaman, dünyadaki 4. en etkin diaspora olma vizyonu, bir temenni olmaktan çıkıp karayollarından denizlere, fabrikalardan dış politikaya kadar somut bir küresel güce dönüşecektir.