Gemi Mühendisleri Odası, geçtiğimiz günlerde düzenlediği bir toplantıyla tarihi Camialtı Tersanesi?nin film platosuna dönüştürülmesini içeren projeyi sert şekilde eleştirdi. Konuşmacıların tersaneye yönelik planı hem tarihi hem de endüstriyel argümanlarla eleştirdiği toplantıyla ilgili notlar GMO?nun internet sitesinde kamuoyu ile paylaşılarak destek istendi. Siz okurlarımız için Gemi Mühendisleri Odası?nın açıklamalarına yer veriyoruz:
Şubat ayı başlarında ulusal basında, Sayın Cumhurbaşkanı?nın bir süre önce öğle yemeğinde ağırladığı sinemacıların önerisi üzerine, 6 asırlık Tersane-i Amire içinde yer alan Camialtı Tersanesi?nin film platosuna dönüştürülmesi için çalışma başlatmış olduğu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği?nin girişimi üzerine başlatılan işlemlerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü?nce yürütüldüğü haberleri yer almıştır. Bu haber üzerine Odamızca tersanenin film platosuna dönüştürülme düşüncesi karsısında yürütülecek girişim ve işlemleri görüşmek üzere geçtiğimiz günlerde, Türk Loydu Vakfı Prof. Dr. Teoman Özalp Konferans Salonu?nda bir toplantı düzenlendi.
Odamızın 38. ve 39. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Metin Koncavar?ın yönettiği toplantıya, Dok-Gemi İş Sendikası Başkan ve yöneticileri, üyelerimiz, tersanelerin mevcut ve eski yönetici, mühendis ve isçilerinin yanı sıra, tersanelerin korunması için yürüttüğü mücadele ile tanınan ziraat mühendisi meslektaşımız Nejat Selimoğlu katıldı. Açılış konuşmasını yapan Oda Başkanımız Tansel Timur, dünyanın yaşayan en eski ikinci tersanesinin, dünya üzerinde başka bir örneği bulunmayan, yaklaşık altı asırdır gemi yapım işlevini sürdüren bir endüstriyel arkeolojik SIT?in sinema platosuna dönüştürülmesi girişiminin kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu karşı çıkışın, bir mesleğin geleceğine sahip çıkmanın çok ötesinde; Türkiye?nin tarihine, Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşıyan bir sektörün geleceğine de sahip çıkma anlamına geldiğini söyleyen Timur, aslında bu görevin GMO?nun kuruluş yasası ve Ana Yönetmeliği ile kendilerine yüklenmiş bir yükümlülük olduğunu aktardı.
Tersane-i Amire?nin tarihi hakkında kısaca bilgi veren Timur, Haliç Tersanelerini gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalar yapılması gerektiğini dile getirdi; GMO?nun yıllardır tersanelerle ilgili olarak her türlü olumsuzluğa ve engellemeye karşı mücadele ettiğini örnekleriyle anlattı. Bu mücadelenin ayni zamanda, tersanelere sipariş almaya ve is yaratmaya çalışan; tersanelerini terk etmeyen isçi, mühendis ve yöneticilere moral sağladığını da belirten Timur, ?Camialtı Tersanesi Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmaya başlanan ve Taşkızak ve Haliç Tersaneleriyle birlikte 16. yüzyılda dünyanın en büyük tersanesi haline gelmiş olan Tersane-i Amire?nin bir parçasıdır. Ülkemizin en büyük ve en modern gemilerinin yapıldığı bu üretim merkezi ayni zamanda sektöre binlerce eleman yetiştiren bir okul olmuştur. Bu özelliğiyle altı asırdır halen işlevini sürdüren dünya üzerindeki tek sanayi işletmesi unvanı taşımaktadır. Tarihi süreç içerisinde pek çok tahribata uğramasına rağmen, bugün hala bu tersaneden günümüze intikal eden yapılar ve eserler mevcuttur. Bunların koruma altına alınması gerekiyor? dedi. Bugün gelinen noktada Camialtı Tersanesi?nin bir film platosuna dönüştürülmesi karşısında, mutlaka gerekli tepkinin gösterilmesi gerektiğini ifade eden Timur, bunun için Sayın Cumhurbaşkanı?na ulaştırılmak üzere hukuki içeriklerle de desteklenmiş bir imza kampanyasının başlatılması gereğini vurguladı. Bu kampanyanın ayni zamanda ilgili diğer kişi, kurum ve kuruluşlarla ve basın ve medya yoluyla kamuoyu ile de paylaşılması gerektiğini söyledi.
Daha sonra söz alan Nejat Selimoğlu, tersanelere olan ilgisinin babasının kaptan olmasından, ağabeyinin Camialtı Tersanesi?nde torna atölyesinde çalışmış olmasından ve çocukluğunun Kasımpaşa?da geçmesinden kaynaklandığını belirttikten sonra; bu girişimlerin 1989 yılında ABD?nin Türk tersanelerinin kapatılmasını istemesiyle başladığını, daha sonra devlete ait ticari tersanelerin özelleştirilmesi adı altında devam ettiğini ifade etti. Haliç ve Camialtı tersanelerinin özelleştirilme kapsamına alınmasından sonra çeşitli davalar açıldığını, kendisinin de birçok dava açtığını aktaran Selimoğlu, bu davalar sonucunda alınmış hukuki kararlar ile bu konunun da çözülebileceğine değindi. Selimoğlu, ?23 Ağustos 1999 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı?nda alınan kararların son maddesinde ?17 Ağustos 1999?da Gölcük Tersanesi?nin uğradığı zarar dikkate alınarak Türkiye Gemi Sanayi Pendik Tersanesi?nin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına, Taşkızak Tersanesi?nin de uygun görülen bir kamu kurulusuna devredilmesi hususu uygun bulunarak Bakanlar Kurulu?na bildirilmesine karar verilmiştir? diye bir madde var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu yüzden işin içinden çıkamadığı için olayı Cumhurbaşkanlığı mertebesine taşımış ve bunun için de taşeron olarak Yönetmen Sinan Çetin?i seçmiştir? dedi. Sinan Çetin?in daha önce de Cihangir?de başka bir tarihi alanı film platosuna dönüştürerek ortadan kaldırdığını belirten Selimoğlu, bu konu ile ilgili olarak da davalar açıldığını bildirdi.
Selimoğlu, ?Sinan Çetin?in sanata saygısının ve sevgisinin olduğunu düşünmüyorum. O özellikle seçilmiş durumda, ona sadece teklif yaptırıldı? dedikten sonra; Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş?ın tersanelerle ilgili olarak, Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevindeyken ?Çok farklı güzellikleri barındırıyor bünyesinde. Yapılabilecek güzel şeylerden bir tanesi, Osmanlı döneminden kalan tersanede su oyunları merkezi yapabiliriz. Burada büyük dev akvaryumlar kurabiliriz. Birçok deniz hayvaninin sergilendiği bir kültür merkezi yapılabilir? şeklinde bir açıklaması olduğunu dile getirdi. Aslında ellerinde yeterli hukuki belge ve dayanağın olduğunu da ifade eden Selimoğlu, sözlerini ?Sinan Çetin?ler burayı alamayacaklar? diyerek bitirdi. Toplantıda bir konuşma yapan Dok-Gemi İş Sendikası Genel Başkanı Necip Nalbantoğlu, ?Bu konuda neden Sinan Çetin seçildi? Sinan Çetin son üç-dört senede Fener bölgesinde tam Camialtı Tersanesi?nin karşı tarafında olan bölgede 100?e yakın eski Rum evi satın aldı. Oradaki bütün binaları normal fiyatının iki-üç kati fiyata satın alıyorlar ve alınan evler bir çemberin içerisinde. Özellikle Fener Patrikhanesi?nin sağ tarafında kalan bu yerlerin satın alınması biraz kafa karıştırıyor? dedi. Bu işin en üst düzeydeki yetkilisi olan Cumhurbaşkanı?na bir şekilde ulaşılması gerektiğini ifade eden Nalbantoğlu, bu hareketin yanlışlığının dile getirilmesi gerektiğini belirtti. Nalbantoğlu, ?Bunun için bir rapor hazırlanarak basın ve medya yoluyla duyurulmalı. 10-15 seneye kadar Camialtı Tersanesi çok büyük gemiler inşa etmiş bir yerdir. Camialtı Spor Kulübünde top oynayan Başbakanımız da, Camialtı?nda mühendislik yapan Bakanımız da, Camialtı?nda müdürlük yapan Müsteşarımız da Camialtı?nı gözden çıkarmış durumda. İlk olarak Camialti?nı sinemacılardan kurtarmalıyız.? diye konuştu. Konuşmacılardan GMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Güller, bu projenin ?İstanbul?un Bizanslaştırması? projesi olduğunu düşündüğünü aktararak, ?Sinan Çetin?e yükleniyoruz ama hırsızın hiç mi kabahati yok? ifadesini kullandı. Güller şöyle devam etti: ?İstanbul?un Avrupa kültür başkenti olacağı söyleniyor. 600 yıllık bir tarihten daha önemli bir kültür mirası olabilir mi, bunun propagandası yapılamaz mi? Plato yapılmaya kalkılan 600 yıllık bir tarihin aslında kültür başkentinin ana malzemesi yapılması gerekmez mi? Haliç Tersanesi?ne sahip çıkmak için yapılacak girişimlerde GMO?nun yanında, diğer sivil toplum örgütlerinin ve derneklerin de destek vermesi; bunun için de ?Vapurumuzu Vermiyoruz? benzeri bir platformun oluşturulması gerekiyor?
Daha sonra söz alan ve Üniversitelerin, Türk Loydu?nun, GMO?nun, sendikaların ve diğer meslek örgütlerinin, tarihçi ve arkeologların, hemşehri derneklerinin bu konu ile ilgili olarak bir araya getirilmesi gerektiğini söyleyen katılımcılar; tersanenin -teknolojisi de geliştirilmek suretiyle- yeniden yapılandırılması gerektiğini belirttiler. Tersane-i Amire?den günümüze, Haliç Tersaneleri?ne ulaşmış olan bu tersanelerin, gemi yapım, bakım onarım işlevini farklılaştırılarak da olsa mutlaka sürdürmesi gerektiğini -1773?de Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ile günümüz İstanbul Teknik Üniversitesi?nin içinden doğmuş olduğu tersanelerin- bunun yanı sıra Gemi İnşaatı ve Denizcilik Teknoloji Geliştirme Merkezi ve Gemi İnşaatı ve Denizcilik Müzesi olarak da değerlendirilmesinin uygun olacağını; sektöre ilişkin muhtelif fuarlar için de tersane alanlarından yararlanılabileceğini vurguladılar. Öte yandan katılımcılar, Sinan Çetin?in şahsında tüm sinemacıların suçlanmasının yanlış olacağına da değinerek; tarihe, kültüre ve sanata gerçekten gönül vermiş sanatçıların da bu girişimin karsısında olacağının ve bu girişime karşı yürütülecek mücadeleye katkı sağlayabileceklerinin altını çizdiler.