Gemi inşaya altişverenlik tokadı

4857 Sayılı İş Kanunu?nda yapılan değişiklikle gemi inşa sanayiinde dengelerin değiştiği söylenebilir. Yapılan bu yeni düzenlemeyle, işin bir bölümünün...

4857 Sayılı İş Kanunu?nda yapılan değişiklikle gemi inşa sanayiinde dengelerin değiştiği söylenebilir. Yapılan bu yeni düzenlemeyle, işin bir bölümünün alt işverenlere (taşeron) verilmesi uzmanlık koşuluna bağlanıyor. Bundan böyle alt işverenler sadece temizlik, güvenlik, bahçe bakımı ve yemek gibi yardımcı işleri yüklenebilecekler. Tersane sahipleri, boya ve sac gibi gemiyle ilgili işleri alt işverene ihale edemeyeceği için bu kadroları da kendi bünyelerinde istihdam edecekler. Bu da ağır kıdem tazminatı yükleri, kadro şişkinlikleri anlamına geliyor. Anlayacağınız gemi inşa, bir tokat daha yedi denebilir.

Yönetmeliğin Türkiye genelinde alt yüklenici sistemini ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma olduğunu belirten Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Konsey Başkanı Kenan Torlak, ?Uygulanacak bu yönetmeliğin çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Türk müteşebbisinin önünü kapatmaya çalışıyorlar? diye konuştu.  Gemi inşa sanayi için Avrupa?dan örnekler veren Torlak, ?Avrupa?nın gelişmiş ülkelerine bakıyorsunuz, gemi inşa sanayi tamamen alt yüklenicilere bırakılmış. Gemi, parça parça değişik ve ayrı işyerlerinde üretiliyor. Daha sonra, tersaneye getirilerek montaj ve donatımı tamamlanıyor. Şimdi çıkan bu yönetmelikle, bizim bu çağdaş yöntemi terk etmemiz isteniyor. Yani, bir U dönüşüyle Amerika?yı yeniden keşfetmeye zorlanıyoruz. Sektörün görüşü dahi alınmadan çıkarılan bu yönetmeliğe karşıyız. Yönetmelikte, tersaneye örneğin ?boyayı sen yapacaksın, dolayısıyla çalışanı da sen istihdam edeceksin? deniyor. Bir geminin son derece ihtisas konusu olan boya ve epoksi kaplama işlerini yapacak personeli istihdam edecek kadar külfet taşıyabilir miyim? Diyelim ki gemiyi boyattım, peki sonra bu ihtisas sahibi kalifiye elemanları ne yapacağım ben? Halbuki, uzman boya firması yani alt yüklenici bu tersanedeki boya işlemini alt yüklenici düzenlemesi içinde tamamladıktan sonra o uzman ekibi başka tersanelere kanalize edebiliyor. Geminin çelik bünyesinin alt işverene devredilmemesine pek itirazım yok (burada bile alt yüklenici kullanılabilir). Ama, diğer bölümler için yönetmelikle hedeflenen ek istihdamı hiçbirimiz kaldıramayız? ifadelerini kullandı.

"Adaletsiz işler oluyor"

Alt işverenlerin, tersane sahiplerine bazen büyük külfetler de yükleyebildiklerine değinen Kenan Torlak, bu konuda da çok dertli. Bunu da şu örnekle dile getiriyor: ?Düşünün, bir alt yüklenici firmanın 10 tersanede işi var. Diyelim ki, bu firmanın 50-60 da çalışanı var. 8?ini bir yere, 10?unu başka yere, diğer kısmını da başka bir yere gönderiyor. Diyelim ki, x tersanesinde bir işçisinin başına bir kaza geldi. Onun bütün yükümlülüğü o tersaneye yükleniyor. Alt yükleniciler genelde çalışan kesimden geldiği için maddi sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Herhangi bir borcu olduğunda veya hukuki bir durum oluştuğunda, tersaneyle iş yaptığı için işyeri sahibi mali ve maddi tüm sorumlulukları yüklenmek zorunda kalıyor. Dünyanın neresinde vardır, böyle çarpık bir durum. Örneğin, benim tersanemde bir alt yüklenicinin elemanı olarak çalışan bir işçimiz, taşlama yaparken bir gözü yüzde 38 görme kaybına uğradı, alt yüklenicinin maddi gücü olmadığı için bu kaza benim firmama 480 milyara mal oldu. Sigorta borcu vardı, biz ödedik.  İşçisi mahkemeye vermiş, tazminatını biz ödedik. Böyle bir adaletsizlik olur mu??



?Tersaneler kapatılıyormuş diye gemi göndermiyorlar?

Türk gemi inşa sanayi, yaşanan ölümlü kazaların ardından zor günler geçiriyor. Özellikle Tuzla Tersaneler Bölgesi de, bu olumsuz etkiyi en yoğun yaşayan yer. Orta büyüklüklerdeki özel gemilerin inşasında dünya dördüncülüğüne ulaşmış bir sektörün merkezi konumunda olan bu bölge, 6 ayda sadece 8 gemi siparişi almış. Bu vahim tabloyu sorduğumuzda da Torlak?ın yarasına tuz basıyoruz sanki... ?Siparişlerin azalmasında medya aracılığı ile yapılan olumsuz propagandaların büyük etkisi olmuştur? diyor ve devam ediyor Kenan Torlak: ?Türk medyası, artık sadece Türkiye sınırları içinde değil, dünyanın her yerinde izlenebilmekte. Geçen yılın son günlerinde küçük oğlum Yunanistan?daydı. Dünyanın en büyük armatörleri biliyorsunuz Yunanistan?dadır (Yunanlıdır). Üniversiteden arkadaşları da armatör çocukları. Arada sırada gelir gider. ?Baba, Yunan armatörleri Türkiye?ye gemi göndermeyi düşünmüyorlar? dedi. Neden? diye sordum: ?Türkiye?deki Tersaneler kapatılıyormuş, benim gemim oradayken kapatılırsa, ne yaparım diyorlar? diye yanıt verdi. Tuzla, özellikle tamirde çok önemli bir konuma sahiptir. En yakın komşumuz Yunan armatörü böyle düşünüyorsa, uzaktakiler neler söylüyor, neler düşünüyordur.

?Uzaktan kumandayla tersane sınıflandırılamaz?

GİSBİR Konsey Başkanı Kenan Torlak, Denizcilik Müsteşarlığı?nın tersanelerle ilgili yeni tanımlamasına ve hangi tersanenin ne tip gemi üretebileceğine ilişkin Yönetmeliğinden de rahatsız. Torlak, bunu da şöyle dile getiriyor:  ?Devletin denizcilikten sorumlu kurumu Denizcilik Müsteşarlığı, bir yönetmelik çıkardı. Tersane kapasitelerini, uzaktan kumandayla düzenliyorlar. Diyorlar ki, tersanenin cephesi, şu kadar metre olursa, şu tonajda gemi yapar. Bu nasıl söylenebilir? Bütün dünyada, bu işin kriterleri bellidir. O illerin sanayi odaları bunu tespit eder. Bu da, Milletlerarası Odalar Birliği?nden karar olarak çıkar. Bu kıstas, böyle belirlenmiştir. Cepheye göre, ya da sahip olduğu alana göre hangi tonajda gemi yapılabileceğini, bu saydıklarımın dışında kimse söyleyemez.  Biz bile, Sanayi Odası?ndan alınan bu belgelerin küçüklüğünden bahsederek vaktiyle kriterleri yeniden belirleyelim dedik. Yapamadık. Çünkü o kadar zor bir iş ki bunu yapmak? Ama deniyor ki, A sınıfı tersane böyle, B sınıfı böyle, C sınıfı şöyle olacak. Biz buna karşıyız. Bu Yönetmelikle başka bir şey daha yapılmıştır. Tuzla tersanelerini ima eden bir madde daha var. Diyor ki, ?bu yönetmeliğin geçici maddesinin şu fıkrası, 3 yıl için mevcut tersanelere uygulanmaz?. Uygulanmaz olur mu, şimdiden uygulanmaya başladı bile.?

"5 günlük kapatmanın maliyeti 200 bin dolar"

Sanki, bir yerden talimat alınmışçasına hareket ediliyor. Kapatmalar genelde de Cuma gününe denk getiriliyor. Pazartesiye kadar eksik varsa gideriliyor. Sonra müracaat ediliyor ve açılıyor. Bir kapatmanın ne kadar zarar getirdiğini tahmin edemezsiniz. 500 kişi bu tersaneden ekmek yiyor. Diyelim, Çarşamba günü kapattın. Çalışan Perşembe günü işine gelmiyor. Ailesi soruyor, niye işe gitmedin? ?Tersanemizi kapattılar? diye yanıtlıyor. Travma, buradan başlıyor. İkincisi, gemi inşa sanayinde, süreklilik varsa, üretim verimlidir. Faaliyeti durdurulan tersaneyi yeniden işletmeye açmak, üretime geçme sürecini de yeniden başlatmak anlamına gelir. Eksikleri tamamladın, Valiliğe müracaat ettin, Bölge Çalışma?dan yazıları aldın. Üretim 5 gün sonra başladı. 500-600 işçi çalıştıran bir tersanenin 5 gündeki üretim kaybı, yaklaşık 100 ton çelik tüketimidir. Bu da 200 bin dolar üretim zararı anlamına gelir. En önemlisi, gecikmelerden doğacak kümülatif zararlar. Hele, bir de yabancıya gemi yapıyorsanız yandınız. Bu olaylar arttıkça, armatörler sipariş vermekten imtina etmeye başlıyorlar. Küresel mali kriz öncesinde siparişlerimiz, bu yüzden azaldı. Kapattırmak konusunda mahkemeden karar çıkarmaya çalışıyoruz. Eksiklikler listesini çıkartırsınız, eksiklikler çalışırken de giderilir. Bir de şuna çok içerliyorum. Hangi yasaya göre kapatıyorsunuz? Örneğin, Ford fabrikasında bir kaza olsa kapatabilecek misiniz?

"Çalışanlarımın yüzde 70?ini çıkarabilirim"

Günlük mesaimizin nerdeyse tamamını bankalarla, faktoring kurumlarıyla, müşterilerimizle ve alt yüklenicilerimizle, kredilerin yeniden yapılandırılması, çek ve senet vadelerinin uzatılması koşullarının pazarlıklarını yapmakla geçirmekteyiz. Bugünlerde nerdeyse bütün tersaneler, iş üretmeyi ikinci plana atmış, sadece günlük nakit akışlarını nasıl ucu ucuna getirebileceğinin hesabını yapan kurumlar durumuna gelmiştir. Birçok tersanemizde istihdam dengesi şimdiden bozulmuş ve en son giren önce çıkar formülüne uygun olarak işçi tasfiyesine başlamışlar, alt yüklenicilerle olan sözleşmeler yenilenmeyerek tersane alt yüklenicilerinin çalışanları blok olarak işsiz duruma düşmüşlerdir. Kendi adıma, 2009 mayısından sonra kesip biçmek için yeni bir işim yok. TORGEM?in bünyesinde kadrolu 270 çalışanımız var. Tersanemizde alt yüklenici çalışanları  ile birlikte 600-700 kişi çalışıyor. 2009 Mart ayının sonuna kadar eğer bir ışık göremezsem çalışanların yüzde 70?ini çıkarmam gerekecek. Diğer tersanelerin de, bizi takip etmesi kaçınılmaz.? diye konuştu.


Gemi Sanayicileri Derneği Başkanı Ziya Gökalp:

Çalışanların müktesep hakları ne olacak?

Yeni yönetmelikte uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmemesinin yer aldığını belirten Ziya Gökalp, bu durumun birçok yanlışı da beraberinde getireceğinin altını çizdi. Artık globalleşen ekonomimizdeki rekabet ortamı dikkate alındığında kalite, maliyet, verimlilik gibi nedenlerle istihdamı dışsallaştırmanın (outsourcing) önemine dikkat çeken Gökalp, aksine bir tutumun gemi inşadan başlayarak, ekonomide büyük olumsuzluklar yaratacağını vurguladı.

"100 bin işçiyi ne yapacaksınız?"

Geminin boya ve sacı ile ilgili işlerin yeni yönetmelikle birlikte tersanelerin uhdesinde olacağını ifade eden Gökalp,  ?Temizlik hizmetleri, yemekhane ve bakım da, alt işveren (taşeron) olarak bizlere bırakılıyor. Örneğin, 5 bin tonluk kimyasal tanker yapılıyor. Diyelim benim firmam, geminin baş tarafında uzmanlaşmış, bir diğeri ise kıç tarafında. Herkesin ihtisas konularına göre gemi pay ediliyor. Ama öyle bir madde koymuşlar ki, ?kamuda serbest? devlete yasak yok. Ancak, özel sektör çalışamaz. Anayasaya aykırıdır bu. Marmara Üniversitesi hocalarına itiraz hazırlattık.  Dünyada böyle bir şeye rastlanamaz.  Kore bile artık Çin?de üretip, getirip montajlıyor. 1500 alt yüklenici kardeşimiz var. Adamın 15 senelik 1000 personeli varsa, bu insanların müktesep hakları ne olacak? Kim ödeyebilir bu kadar kıdem tazminatını?  Rahmi Koç?un kendi ağzından duydum. Diyor ki, ?Benim sermayem işçilerimin tazminatına yetmez? 1500 firma, kapısına kilit vuracak. Buralarda çalışan 75-100 bin işçi demektir bu. Yönetmeliği hazırlayanların bu işçilerin akibetleri konusunda da bir antitezleri var mı??

"GİSBİR bizi muhatap almıyor"

GESAD?ın Başkanı da, Genel Sekreteri de, dikkate alınmamaktan rahatsız. ?Gemi İnşa Sanayicileri Birliği, (GİSBİR) bizi muhatap almıyor? diyorlar. Devamla da, ?Halbuki, tersane olmazsa biz, biz olmazsak tersane olmaz. Önce armatör, sonra tersane ve daha sonra biz geliriz. Hep alttan aldık ama bypass edilir hale geldik. Sektörü yüzde 91 oranında temsil eden gemi sanayicileridir. Gemi inşa, ihtisas isteyen bir iş koludur. ?Sac işi tersanenin işidir onlar yapacak? deniyor. Tersaneler atıl işgücü ile doldurulacak, iş alamayınca da batacak. Koskoca Pendik Tersanesi?ni şişkin istihdam nedeniyle devretmedik mi?  Bunların yeniden yaşanmasını mı istiyorlar? sözleriyle dile getiriyorlar tepkilerini.

"Tersane benim işçimi tazminatını yüklenerek alır mı?"

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bazı işverenlerce sendikal faaliyetleri engellemek ve ucuza işçi çalıştırmak için bir araç olarak kullanılabildiğini de ifade eden Ziya Gökalp, yönetmelikle gelen yeni istihdam politikasındaki tehlikelere de dikkat çekti: ?Tersaneler, kendi bünyelerinde çözecekleri işler için elemanı nereden alacak? Ben ihtisas sanayicisiyim. 300 adamım varsa, bunlar Ereğli?de de iş yapar, Yalova?da da, Ünye?de de. Gemi sanayicileri olarak bizim iş akdimizi feshederlerse, bu tersanelerde kim çalışacak? Eleman mı var? Tersane, benim 20 yıllık işçimi tazminatını da yüklenerek alır mı? Yönetmelik baştan aşağıya yanlıştır. Sektörün en büyük temsilcisini ?tu kaka? diyerek yok saydılar. Ve bunu yaparken de, hukukta bir savunma hakkı vardır. Bunu bile dikkate almadan bypass ettiler bizi? sözleriyle açıkladı rahatsızlıklarını.

Selçuk ONUR ? PERŞEMBE ROTASI

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Deniz Ticareti Haberleri

Jeopolitik belirsizlik tanker navlunlarına yansıdı
Türkiye limanlarında Cumhuriyet tarihinin yük elleçleme rekoru kırıldı
Denizciler, belirsizliklere rağmen küresel piyasalardan umutlu
Beşiktaş Denizcilik, 99 milyon dolara 3 gemi aldı
DP World Evyap’ta uzaktan kumandalı vinçler devrede