DENİZCİLİK KÜLTÜRÜ

Denizi sahiplenme konusunda ön yargılı olan toplumlarda tarih boyunca gelişen olumsuz etkileşim süreci onları uluslararası ilişkilerde de daha güçsüz...

Denizi sahiplenme konusunda ön yargılı olan toplumlarda tarih boyunca gelişen olumsuz etkileşim süreci onları uluslararası ilişkilerde de daha güçsüz bırakmakta ve yalnızlığa itmektedir.

Denizci kimliğine tam anlamıyla sahip çıkarak onu asla vazgeçilmeyecek sosyal ve ekonomik güç olarak gören ulusların günümüzde sergilediği uluslararası alanlardaki etkinlikler bunun bir göstergesidir. Bu toplumlar, suyun inanılmaz gücünü ve bereketini kavramışlar, doğanın onlara sunduğu bu müthiş armağanı her alanda değerlendirmesini bilmişlerdir.

Denizler ve okyanuslar yeryüzü cennetinin ve ekonomisinin kapılarının sonuna kadar açıldığı bu sihirli mavi güç karşısında, sahip olduğu değerler ile doğal bir hazine kaynağıdır.

Denizcilik kültürü, evrensel boyutlu açılımları ve verileriyle, o ülkenin siyasi, ekonomik, tarihsel ve sanat alanlarındaki gelişmelerinde yönlendirici ve belirleyici rol almaktadır. Denizcilik kültürü, kendine özgü, doğasında var olan misyon ile sahip olduğu toplumun kalkınmasında önemli bir itici güç oluşturur.

Yüzyıllarca süren bu kültür tortusu hiç şüphesiz gelecek kuşaklara armağan edilecek olan en değerli ve anlamlı mirastır. Bu anlayış kapsamında denizlerimizin korunması ve sonsuza dek mavi kalarak canlılığının devam ettirilmesi son derece önem kazanmaktadır.

Türk toplumunun yüzü karaya dönük olduğundan yüz yıllardır sürekli denizden uzak durmuş ve onu keşfedememiştir. Ve bu nedenle de kaybettiği değerlerin farkına hiçbir dönemde varamamıştır. Ele geçen fırsatları da kullanmamıştır.

Denizcilik bilincinin yayılması ve kalıcı bir biçimde gelişmesi için bu mavi dokulu Dünya cennetinin kapılarını artık sonuna kadar açmasını öğrenmeliyiz. Denizlerin fiziksel ve ruhsal güçlerinden yararlanmasını bilirsek onların koruması içinde gerekli olan önlemlerin alınması gerektiğinin bilincine varırız.

Denizlerdeki bio- çeşitliliğin korunması ve sürekli temiz kalması için denizlerimizde koruma alanları oluşturulmalıdır. Bu projenin gerçekleştirilip uygulamasının yapılabilmesi için yerel yönetimler, bilimsel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve çevre kurumları çok sıkı bir işbirliği içinde olmalıdırlar.

Denizcilik kültürü ve bilincinin giderek, yavaş yavaş da olsa oluşmaya  başlaması en azından hiç olmamasından daha iyidir. Bu anlayış çerçevesinde hepimizin yapması gereken çok önemli görevler vardır.

Denizlerini çöplük gibi gören toplumların bireyleri yaşadığı yer ister deniz kenarında olsun isterse ondan kilometrelerce uzakta, bunun cezasını çekecektir. Denizlerimizi kirletmeyelim. Onlara sahip çıkıp koruyalım.

İZMİR

KAPTANLAR ve DENİZCİLER DERNEĞİ

Başkanı Kapt. Ünal BENLİALPER

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diğer Haberler

MSC’den Libya'daki limana 2.7 milyar dolarlık yatırım
Arkas Lojistik, AR-CELL ile tüm süreçleri dijitalleştirdi
Dev taşımacılık şirketi iflasını ilan etti
30 bin Türk tır şoförüne İspanyolca öğretilecek
Fatih Şener, DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı seçildi
Voestalpine, en yüksek raflı depoyu Türk lojistik şirketi için yapacak
Boltas, artık Çobantur adıyla yürüyecek; yatırımlarla daha da büyüyecek
Koç Holding, 119 milyon dolara dev gemi alıyor
İzmir Limanı'nda karar: Yatırım devletten, işletme özel sektörden
Çin'in insansız kargo uçağı 1.800 km uçtu