DENİZDE KATLİAM

DENİZDE KATLİAM

Denizlerimizdeki balık ve diğer su ürünleri stoklarının tükenişini önleyecek önlemlerin alınmasında henüz toplumsal bilinçlenmenin oluşmadığı Türkiye'de,...

Denizlerimizdeki balık ve diğer su ürünleri stoklarının tükenişini önleyecek önlemlerin alınmasında henüz toplumsal bilinçlenmenin oluşmadığı Türkiye'de, yerel yönetimler, ilgili Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, balıkçılar hatta su ürünleri tüketicileri de bu yok oluş sürecinden sorumludurlar.

Tarım ve Köy işleri Bakanlığının gölgesinde, henüz daha gerçekçi,planlı ve politik anlamda örgütlenip,bu alanda bilimsel araştırma ve incelemeleri  sergileyemeyen bir yönetim ile idare edilen su ürünlerimizin geleceği büyük tehdit altındadır. Ne yazıktır ki ülkemizde su ürünleri kaynaklarımız ile ilgili ciddi, öz ve biçim olarak yapılmş planlamalar yoktur.Varolanlar ise kısa vadeli, günü kurtaran ve bilimsel olmayan çalışmalardır. Eğer böyle olmasaydı balık çiftlikleri ile ilgili bu kadar çok sorun yaşanmaz ve bu yıllarcada sürmezdi.

Öncelikle denizlermizdeki alanlarda su ürünlerinin avcılığı konusunda avlanma, üretme, denetleme ve tüketime kadar uzanan süreçte uygulayıcı ve yapıcı programlar yapmak zorundayız. Hangi tür balık veya diğer su ürünleri ne zaman, hangi boyutlarda ve ne kadar avlanmalıdır? Gelişigüzel yapılan planlamalarla ve çıkarılan yasalarla deniz stoklarımızın azalışının ve tükenmekte olan türlerin yok oluşunun önüne geçilemeyeceğini herkes bilmelidir.

Denizlerimizde oluşan bu endişe verici tehditi ve riskleri artık görmemiz gerekir. Ama  görmek bile yeterli olmaz. Riski takip edip onu kontrol altına almak, hatta yönetmek zorundayız.Çok acil olarak denizlerimizdeki su ürünleri stoklarının envanterini çıkarmalıyız. Konuyla ilgili olarak,yeni teknolojik cihazlarla donatılmış,bilimsel araştırmalar yapabilecek,denizde uzun süre kalabilme yeteneğine sahip tekneler inşa ederek AR-GE  çalışmalarında kullanılmak üzere ilgili üniversitelerin hizmetine sunmalıyız.Ama ne yazıktır ki kıyı ve sular cenneti olan Türkiye'miz, bu  bilimsel araştırma ve inceleme gemileri konusunda son derece fakirdir.

Tüketicininde su ürünleri konusunda bilinçli olması gerekir. Balıkçı tezgahlarında hiç utanılmadan, pervasızca sergilenerek satışa çıkarılan,serçe parmağı büyüklüğündeki barbun balıklarını tüketici almamalı ve satanı da bu konuda ciddi bir şekilde uyarmalıdır.Gerektiğinde  ilgili yerlere şikayet ederek tüketici bilincinin oluşmasına katkıda bulunmalıdır.Bu aynı zamanda bir vatandaşlık görevidir.

Yasadışı avcılık için caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.Bununla birlikte su ürünleri avcıları da  mesleki bilgileri konusunda bilinçlendirilmeli ve bu konuyla ilişkin eğitim seminerleri verilerek balıkçıların kaçak avcılık yoluyla denizlerdeki canlı yaşama verdikleri zararlar anlatılmalıdır.

Aslında balıkçılar kendi ekmek teknelerini farkında olmadan batırmaktadırlar. Çöle dönüşen bir denizde atılan ağlar, paragatlar, oltalar ne işe yarayacaktır ki ? Çektiğin dip ağlarıyla denizin dibini bombardımana tutacaksın, bütün su ürünleri yumurtalarını, yavru balıkları ve onların beslenme,barınma alanlarını yokedip,sonrada  yaşam için gerekli olan bütün ekolojik dengeleri bozacaksın, yaptığın bu katliamın ardına sığınıp ‘’ne yapalım,ekmek parası‘’diyeceksin.Ama şunun farkına varmalısın ki yok ettiğin her yavru su ürünü senin çocuklarının geleceğidir.Bunu sakın unutma.

Gerçek bir denizci, bilinçli bir balıkçı,denizlerini ve onun sahip olduğu tüm canlı varlıkları korur. Yeterince ve yasal avlanma kuralları içinde avcılık yapar. Denizine ve ürünlerine sahip çıkar, onların gelecek nesillere bırakılması gereken en önemli bir miras olduğunu asla unutmaz, sürdürülebilir balıkçılığı benimser ve uygular. En büyük ceza ise onun kendi vicdanının sesidir. Çünkü denizini sevip korumayan ülkesinede sahip çıkmaz.

Artık ulusça bilinçlenme zamanı çoktan gelmiştir. Denizlermiz bizim için kesinlikle vazgeçemeyeceğimiz çok değerli ulusal kaynaklarımızdır. Onları koruyalım ve bugün içinde bulundukları tehlikeli süreçten kuırtaralım. Denizlerimizden yükselen çığlıkların sesini duymamızın zamanı çoktan geldi.

Denizlerimizdeki canlı yaşamın geleceğini ve su altındaki varolan ekolojik dengeleri koruyabilmemiz için akılcı, üretken, yapıcı ve de dürüst ''su ürünleri politikaları'' üretmeliyiz.Çünkü kaybedecek zamanımız kalmadı.

 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.