• BIST 108.615
  • Altın 144,934
  • Dolar 3,4945
  • Euro 4,1285
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C

Demiryolu Lojistik yakıt taşımada iddialı

Demiryolu Lojistik yakıt taşımada iddialı
TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu...

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir. 

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir. 

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor.

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi.

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.”

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir.

LOJİPORT

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir. 

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir. 

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan küreselleşme ile ülkelerin ulaştırma politikalarında köklü değişimler olduğunu vurgulayan Yavuz, tüm dünyada demiryollarının bir taraftan modernizasyon yatırımları yapılırken diğer taraftan da yapısal reformların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin de mevcut dünya konjonktüründen hareketle demiryollarına ciddi yatırım yaparak yapısal reformlara ağırlık verdiğini ifade eden Yavuz, bu reformların Türk demiryolu sektörüne kazandıracaklarını ise şöyle açıkladı: “Türk Demiryollarının yapısal değişim projesi, AB normlarına uygun olarak hazırlandı. Bu yapısal reformların getireceği en büyük kazanç, sektörün rekabete açılması olacak. Bu sayede özel sektör kuruluşları, DETAŞ ile eşit rekabet koşullarında tren işletmeciliği yapabilecek. Yeni düzenleme ile TCDD’nin mühendis ağırlıklı geleneksel kurumsal yapısı değişecek, özel sektörle aynı rekabet koşullarında müşteri odaklı çalışmayı öğrenecektir. 

TCDD Harekât Dairesi Başkanlığı’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra demiryollarından kopamayan Süleyman Yavuz tarafından 2003 yılında kurulan Demiryolu Lojistik, sektörde 50 yıllık bir tecrübenin ürünü olarak hareket ediyor. Uygun şartlarla ve istikrarlı işbirliği bazında müşterilerine taşımacılık hizmeti veren firma, müşterilerini çözüm ve iş ortağı olarak gören anlayışı ile demiryolu taşımacılığında profesyonel çözümler sunarak ihracatçılara karşılıksız danışmanlık hizmeti de sunuyor. 

Kuruluş hakkında bilgiler veren Demiryolu Lojistik Genel Müdürü Süleyman Yavuz, yaşı küçük fakat başarıları büyük bir firma olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Demiryolu sektöründe yaklaşık 50 yıldan bu yana fiilen çalışıyorum.  Bunun 42 yılı, TCDD bünyesinde tren işletme hizmetlerini yürütmekle geçti.  8 yıldan bu yana da masanın özel sektör tarafında, Türk Demiryollarının kurumsal yapısını, taşıma potansiyelini, faydalı yönlerini özel sektöre tanıtıyor, bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaların plan projelerini hazırlıyor, o işletmelerin bünyesinde demiryolu departmanlarının kuruluşuna yardımcı oluyoruz. Ayrıca, yurt içinde ve üçüncü ülkelerde blok trenlerle yük taşımalarını organize ediyoruz. Kısa zamanda büyük işler başaran bir işletme olduk. Bunu, tecrübeli kadromuzun bilimsel, dürüst ve ilkeli çalışmasına borçluyuz. Müşterilerimizi bir iş ortağımız olarak değerlendiriyor, taşıma tekliflerini onlarla birlikte projelendiriyor, en uygun çözümü birlikte buluyoruz. Bu noktaya kadar müşterimize karşılıksız danışmanlık hizmeti veriyoruz. Müşterimiz karar verdikten sonra da operasyona başlıyor ve malı alıcısına teslim edinceye kadar da irtibatımızı devam ettiriyoruz.”

‘Akaryakıt lojistiği temel iştigal alanımız’

Yurt içinde ve yurtdışında birçok hatta çalışmalarını başarıyla yürüttüklerini kaydeden Yavuz, “Yurt içinde, blok trenlerle TÜPRAŞ ve OPET’in akaryakıt taşımalarını organize ediyoruz. TÜPRAŞ’ın özelleşmesinden sonra firma yönetimi İzmit, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde üretilen akaryakıt lojistiğinin demiryollarına kaydırılması yönünde çok önemli ve yerinde bir karar aldı. Şirketimizin de danışmanlığı ile 20 seneden beri kullanılmayan rafineri sahasındaki demiryolu iltisak hatları ve dolum-boşaltım tesisleri yenilenerek modernize edildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapılarak yurt dışından 151 adet sarnıçlı vagon ve 4 adet manevra lokomotifi satın alındı. TCDD İşletmesi de, akaryakıt lojistiğinin demiryoluna çekilmesini teşvik amacı ile 200 adet yeni sarnıçlı vagon imal ettirerek kendi vagon parkını güçlendirdi. TCDD İşletmesinden emekli olarak şirketimize transfer olan makinist, tren teşkil memuru ve tren işletme amirleri ile 2008 yılı başında karşılıklı olarak blok tren uygulamasını hayata geçirdik” dedi. 

Akaryakıt taşımasında demiryollarının payı artıyor

Tüpraş tarafından üç ayrı rafineride üretilen akaryakıtın taşınmasına 2008 yılı içerisinde başladıklarını söyleyen Yavuz, taşıma kapasite ve miktarlarını her geçen yıl daha da artırdıklarına değinerek geçen üç yılı şu şekilde özetledi. “Aynı yıl 250 bin ton olarak gerçekleşen akaryakıt taşıması, 2009 yılında 750 bin tona, 2010 yılında 840 bin tona ulaştı. 2011 yılı hedefi ise 1 milyon beş yüz bin ton/yıldır. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda 60.000 tanker seferi karayollarından çekilmiş olacak. TCDD ve TÜPRAŞ için oldukça avantaj sağlayan bu taşıma, güvenlik, maliyet ve çevre açısından da, hem AB’nin hem de hükümetimizin politikalarına uygun düşüyor.” 

Transit koridorlar üzerinde bir köprü olmak istiyoruz

‘Yurt dışında ise Türkiye üzerinden Orta Asya’ya blok trenlerle taşıma yapıyoruz’ diyen yavuz, özellikle bu bölgeyi demiryolu taşımacılığında üs olarak seçmelerindeki nedeni ise şu şekilde anlattı: “Neden bu bölgeyi seçtiğimiz, bölgenin coğrafik konumuna, doğal kaynaklarına ve ulaşım alt yapılarına bakıldığında daha iyi anlaşılır. Bu bölge, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yalnız bizim değil, sanayisi gelişmiş ülkelerin de ilgi odağı haline geldi. Karaya sıkışmış olan bu bölge, başta enerji olmak üzere doğal kaynaklarını Rusya’nın dışındaki yollardan ihraç etmeye çalışıyor. Bunun için en uygun çözüm,  birinci adım olarak alt yapısı iyi durumda olan demiryolu ile en yakın denizlere varmak,  ikinci adım olarak da bu limanlardan deniz aşırı alıcılara ulaşmak. Bu bölgenin transit trafiği, güneyde demiryolu ile İran üzerinden Körfez limanlarına, batıda Karadeniz limanlarından Avrupa ülkelerine ulaşıyor. Şirketimiz, bu transit koridorlar üzerinde bir köprübaşı kurmaya çalışmaktadır. Türkmenistan Demiryolu Bakanlığı ile 2009 yılında yaptığımız sözleşme ile CIS ülkelerinde kendi adımıza SMGS taşıma kodlarını alabilmekte ve her türlü transit taşımayı yapabilmekteyiz. Türkmenbaşı, Aşgabat ve Sarakhs’taki uzman ekiplerimizle, Türkmenistan’dan transit olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Kazakistan’a taşıma yapıyoruz.

Süperlit, Arçelik, Vestel, Şölen, Uğur Derin Dondurucu, Kumtel gibi fabrikaların ürünlerini,  çeşitli inşaat malzemelerini ve Avrupa’dan gelen çeşitli elektronik malzeme yüklü konteynırları taşıyoruz.”

 

‘TCDD özel sektör ile rekabeti öğrenecek’

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Loji Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 - 251 8670 - 0212 872 9096